Gençler ve Riskli Davranışlar: Neden Bunları Yaparlar?

05 Nisan, 2020
Fransız antropolog David Le Breton gençlerin yaklaşık %15'inin riskli davranışlar sergilediklerini belirtiyor. Bunun ilginç yanı ise bu oranın dünyanın dört bir yanında aynı olması.
 

Fransız antropolog David Le Breton çalışma hayatının uzunca bir kısmında gençler ve riskli davranışlar üzerine yoğunlaşmıştır. Bu çalışmaları modern dünyada sıklıkla rastladığımız boşluk hissi ve sosyal baskı gibi durumları da hesaba katarak insancıl bir bakış açısıyla yürütmüştür.

Kişinin kendini gönüllü bir biçimde sürekli tehlikeli durumların içine sokması riskli davranışlarda bulunduğu anlamına gelir. Burada tehlikeden kastımız, insanların fiziksel ve zihinsel sağlıklarını ve hatta hayatlarını riske atmaları.

Ergenlik dönemindeki gençler için bu oldukça normal görülebilir. Gençlikte pek çok riskli davranışta bulunulabilir. Birkaç örnek vermek gerekirse, korunmadan cinsel ilişkide bulunmak, “ekstrem sporlar” yapmak, çeşitli meydan okumalarda bulunmak, son derece hızlı araç kullanmak, tehlikeli yerlere gitmek ya da tehlikeli insanlarla takılmak gibi hayatlarını tehlikeye atacak davranışlarda bulunabilirler.

“Gençlerin sorunları hep aynı – eş zamanlı olarak hem isyankar davranışlarda bulunmak hem de boğun eğmek zorunda kalmak. Bu sorunu da ebeveynlerine karşı çıkarak ve birbirlerini taklit ederek çözüyorlar.”

– Quentin Crisp

Duvarın önünde dizine kapanmış ağlayan kadın
 

Gençler ve Riskli Davranışlar

Adrenalin Faktörü

Riskli davranışlarda bulunan çoğu genç adrenalin peşinde olduklarını ve bu davranışlarda bulunarak yoğun duygular yaşayabildiklerini ifade eder. Kısacası, bunları yaparak hayatta olduklarını hissetmek isterler. Onlar için hayatı dolu dolu yaşamak demek budur.

Ergenlikte keşif çok önemli bir unsur olsa da, tüm gençler sınırları zorlayacak davranışlarda bulunmak istemeyebilirler. Aynı şekilde, bunları yapmazlarsa “bir şeyler kaçıracaklarını” da düşünmeyebilirler.

Ne yazık ki riskli davranışlarda bulundukları için yaşamlarını yitiren gençlerin haberlerini aldığımız oluyor. Burada çok hızlı bir şekilde bir şişe tekila içmek ya da çatıdan havuza atlamak gibi risklerden söz ediyoruz. Hatta çetelere katılan ve “deneyim için” yasa dışı şeyler yapan kişilerle takılanlar dahi yok değil.

Riskli Davranışlar ve Gelişim Süreci

Bundan 10-20 yıl önce gençler bu arzularını başka şekillerde tatmin ederlerdi. Diğer çoğu şey gibi riskli davranışlarda bulunmak da trend haline geldi. Antropolog David Le Breton’a göre, bu davranışlar 1970’li yıllarda popülerlik kazanmaya başladı.

Le Breton, bu dönemde gözlemlenmeye başlayan riskli davranışların ilkinin madde bağımlılığı olduğunu belirtmektedir. 1960’lardan sonra gençlerin uyuşturucu maddeler kullanmaya başladıkları gözlemlenmiştir. 1970’lerde ise bu artık oldukça yaygın bir hal almıştır. Le Breton aynı zamanda anoreksiyanın da 20. yüzyılın sonlarına doğru kendini gösteren bir “epidemik” olduğunu belirmektedir.

 

1990’lı yıllarda büyük kitleleri katleden genç yaşta nişancılar türemeye başladı. Bunun yanı sıra, çete faaliyetleri de artmaya başladı. “Nedbeleşme” ya da diğer bir adıyla cilde kesikler atma 1990’larda popüler bir davranış haline geldi. Dövme ve piercingler de acı verici fakat hoşgörü ile karşılanabilecek moda trendleri olarak karşımıza çıktı.

Son yıllarda başka riskli davranışlar da kendini göstermeye başladı. Örneğin; insanların sosyal medyada yaptıkları kötü niyetli meydan okumalar ya da radikal gruplarla iletişime geçip onlara katılan kişilerin yaptıklarını da riskli davranışlardan sayabiliriz.

Riskli davranışlar sergileyebilecek yaşta genç adam

Bugünlerde Gençler Arasında Durum Nasıl?

Le Breton temel bir nedenden ötürü gençler arasında riskli davranışların çok daha yaygınlaştığını ifade ediyor. Bu bahsedilen temel neden de herkesin kendi için bir savaş halinde olması. Artık toplumumuzdaki köklü kurumların çürüdüğünü tanık oluyoruz. Bu köklü kurumlardan biri de aile.

Bununla birlikte, din kurumları, okullar ve politik gücü elinde barındıran kurumlar da bir dönüşüm halinde. Bu kurumlar artık gençler için sağlam bir referans noktası olamayabiliyor.

 

Gençler sınırlarını keşfetmek, hoşgörülebilir ve hoşgörülemez şeyler arasındaki sınırı anlamak adına riskli davranışlarda bulunurlar. Buradaki sorun, her zaman o sınırda duramayabilmeleri.

Genç bir bireyin karşısında örnek alabileceği biri yoksa, dünyayla ilişkisi oldukça kırılgan bir hal alabilir.  Gençler bir anlam arayışına düşebilir ve bu da onları tehlikeli keşiflere sürükleyebilir.

Bugünlerde çoğu genç ailesiyle birlikte yaşasa dahi, onlardan çok ayrı bir dünyaya sahip. Tabii ki ebeveynlerin her daim çocuklarının yanında olmasına gerek yok fakat çocuklarının hayatlarında olmak zorundalar. Yine de ne yazık ki bu durum her zaman mümkün olamayabiliyor.

 
  • Santander, S., Zubarew, T., Santelices, L., Argollo, P., Cerda, J., & Bórquez, M. (2008). Influencia de la familia como factor protector de conductas de riesgo en escolares chilenos. Revista médica de Chile, 136(3), 317-324.