Paylaşmak, Ancak Sevgi Kattığınızda Değerlidir

03 Ocak, 2018
 

Vermek, tek sınavı sevgi olan bir inanç eylemidir. Kalpten gelen bir şefkat eylemidir ve kapalı gözlerle yayılır. Verme eyleminde gizlice taşınan şefkat eylemi, gücünün de ölçeğidir. Dahası, sırf vermek amacıyla paylaşmak kolay olabilir ama gönüllü ve samimi bir şekilde vermek o kadar kolay değildir.

Bu yüzden mesele sadece başkalarına neler verebildiğiniz veya onlardan ne aldığınızla değil, her eylemle yatırdığınız veya topladığınız sevgiyle de ilgilidir. Çelişkili gibi gözüküyor olabilir ama ruhu doldurabilmek için içinde taşınan duygusal yoğunluğun bir kısmını paylaşmak gerekmektedir.

Vermek, tıpkı almak kadar besleyebilir sizi

Birinden bir şey alma kavramı eklemeyi; vermek ise eksilmeyi işaret ediyor gibi gözüküyor. Bazen durum böyle olabilir ama çoğu zaman bu kural geçerli değildir. İnsanlar, vermek eyleminin, tıpkı almak kadar, belki de daha fazla besleyici olabileceğini unutmaktadır.

“Aldıklarımızla yaşayabiliriz, fakat verdiklerimizle yaşatırız.”

– Arthur Ashe

Bu eylemlerin her ikisinin de önemli olduğu doğrudur. Esasen, sırf kalpten gelen bir şey yapma zevkini tatmak için vermek, aynı şeyi bir başkasından almak kadar değerlidir. Her ikisi de mutluluk ve kişisel tatmin yaratan bir dinamiği içermektedir.

Aldığımızda bir şey kazanırız ama verdiğimizde daha fazlasını kazanırız. Geçmişte Yunanlılar, duygusal zekanın kalpte olduğuna inanmaktaydı. Bu nedenle, önemli olan şey, verdiğiniz şeye kattığınız sevgi ya da aldığınızda hissettiğiniz duygudur; vermek ya da almak şeklinde yüzeysel olarak tanımlanabilecek bir eylem değil.

 

Vermek ve almak arasındaki denge sayesinde kalp, atması için gerekli enerji ve gücü kazanır.

Başkasıyla bir şey paylaşmak kendinizle de paylaşmak olduğunda

Aynı şekilde kalpten gelerek vermek ve almaktan söz ederken bunun, kendimizle paylaşımda bulunmak ve başkalarının bizimle ne paylaşmak istediğini bilmek olduğunu da söyleyebiliriz. Kişisel ilişkilerin özü budur: size ait duygusal bir parçacık, samimiyetle verdiğinizde uçup gider ve kendinizi almaya açtığınızda diğer kişinin özünden bir parça sizin içinizde barınmaya başlar.

top oynayan çocuk ve köpek

Şefkat olmadan vermek hiçbir anlam ifade etmez. Kendi çıkarınız için birine iyilikte bulunmak, dostane bir hareket değildir ve sırf mecburiyetten birini düşünmek, gelip geçicidir. Ama yaptığınız şeye sevgi kattığınızda, her şey değişiverir.

Bu yüzden eğer duygunuzu katarsanız, verdiğiniz hediyeyi zenginleştirmiş olursunuz. Maskelerinizi kaldırır, en kırılgan parçalarınıza çıkan kapıyı açar ve en saf hâlinizin gözükmesine izin verirsiniz.

“Hiç kimse, kendisiyle paylaşandan daha cömert değildir.”

– P. Luís Carlos Aparicio Mesones

Verenin en değerli kısmı budur ve çevrenizdeki insanlar üzerinde en kalıcı etkiyi yaratır. Biri, sizin için kalbinden gelerek bir şey yaptıysa, bu tür eylemlerin hafızanıza kazındığını bilirsiniz. Dürüst duygusal eylemler tıpkı hatıraları, nesneleri insanları ve yaşamımızda gerçek değere sahip şeyleri saklayan küçük bir kutuya benzer.

 

Sevgiyle verdiğinizde bir şeyleri geri alırsınız

Aldığınızdan çok fazlasını verdiğinizi düşünüyor olabilirsiniz ve bu hiç de adil değildir. Aslında başka insanların size aynı şekilde karşılık vermeyişini görmekten bıkmış olduğunuzdan eminim. Bunu algıladığınızda duyduğunuz hayal kırıklığı, almamaktan ziyade o insanlar için değerli değilmişsiniz gibi hissetmenizden kaynaklanmaktadır.

Ama size şunu söylemek istiyorum ki sevgiyle verdiğinizde er ya da geç bir şeyler geri alırsınız, bu size ne kadar küçük gözükürse gözüksün. 

gökyüzünü izlemek

Ama iyi gözlemelisiniz. Sizden faydalanan ve bir şeyler isteyip duran kişilere karşı uyanık olmalısınız. Böylece davranışlarınızı daha sağlıklı bir şekilde filtreleyebilirsiniz. Bunu başardığınızda minnettarıkla dolu küçük bir tebessümü şefkat dolu sözleri ya da sizi mutlu etmeyi amaçlayan küçük bir jesti daha iyi tanıyabilirsiniz.

“Sadece verdiklerinize sahip olursunuz. Kendinize bir şey verdiğiniz zamanlar haricinde kendinize sahip değilsinizdir. Gerçek hizmet fedakarlık gerektirir.”

– Emmanuel Mounier

Samimiyeti fark etmek zor olabilir ama imkansız değildir. Karşılıklık ilkesine insanların nezaketine veya karşılıklık minnettarlık duygusuna inanmıyorsanız, toplumda yaşayamazsınız. Hepimiz, sağlıklı öz güveni koruyabilmek için verme gücüne sahip olduğumuz sevgiyi hak ediyoruz.

 

Resimler: Pascal Campion