Evet Koşullar Zor ama Siz de Kolay Lokma Değilsiniz

09 Mart, 2018

Bazen, içinde bulunduğumuz koşullar bizi öyle bir zorlar ki, uğraştığımız soruna dair bir çıkış yolu göremeyiz. Çevremizde olup bitenin ne olduğunun bir önemi olmaksızın, aklımızı kontrol edebilecek bir güce sahip olduğumuzu unutmaya eğilimi gösteririz. Hayatlarımız hakkında ne düşündüğümüz ve neye inandığımız, ne hissettiğimizi de belirler.

Örneğin, belirli bir sorunun üstesinden gelebileceğinizi düşünüyorsanız, büyük ihtimalle sonuç, arzu ettiğiniz gibi olacaktır. En azından kısmen, hayat boyu aldığımız kararların ve yaptığımız eylemlerin birer sonucuyuz.

Bu anlamda, koşullarımız bir nevi başlangıç ​​noktası gibi hareket eder: O andan itibaren – hatta daha öncesini kapsayacak şekilde – karar verme yetkisine sahibiz. Şüphesizdir ki, sizler içinde bulunduğunuz koşullardan daha büyük bir manaya karşılık geliyorsunuz. Kişisel gücünüz muazzam bir düzeydedir. Tüm yapmanız gereken, içsel benliğinizle bir bağlantı kurup, hayat boyu güçlü ve tutarlı bir şekilde yaşamaktır.

İnancın gücü

İnançlar, büyüdükçe edindiğimiz ön yargılı fikirlerdir. Bu inançlar sizi bilinçaltınız yolu ile etkiler. Size öyle bir oyun oynarlar ki, dünyayı, zihinsel “merceğiniz” dışında herhangi bir başka yol ile anlayamayacağınız izlenimi uyandırırlar. Bazen bu mercek, bulanık ve puslu hale gelir ve içimizdeki ışığı görmeyi imkansız hale getirir.

adamın kafası bulut olmuş şapkası uçmuş

Kendimize “Yapamayacağım, başaramayacağım, mutlu olmayı hiç hak etmiyorum” gibi laflar edersek, zor koşulları değiştirebilmek için kendimize olan inancımızı zedeleriz aslında. Bu durum, duygusal sağlığımıza sık sık zarar veren kronik memnuniyetsizliğin başlangıcıdır.

Hayallerimizi ve tutkularımızı gerçekten yok ettikleri için, olumsuz inançlar çok sınırlayıcıdır. Düşünme biçimimizi değiştirmek yalnızca bize bağlıdır. Ve ilk adım, hayatımızın daha iyi olmasını istediğimize karar vermek ile başlar.

“İster bir işi yapabileceğini, ister yapamayacağını düşün. Her iki durumda da haklısın.”

– Henry Ford

Sağlam bir benlik saygısı, engelleri aşmanıza yardım eder

Düşüncelerimizi ve duygularımızı daha sağlıklı bir hale dönüştürmek istiyorsak, sağlam benlik saygısı, başlamamız gereken ilk yerdir. Kendimize vermediğimiz sevgiyi, başkalarının bize vermesini bekleyemeyiz. Eğer beklentimiz bu olursa, düştüğümüz zaman nasıl tekrar ayağa kalkabiliriz ki? İlk başta kendimize inanmazsak, düşünce sistemimizi asla değiştiremeyiz.

Benden bir şey olmaz, hiç bir şeyden tam yok bende, yapamam,edemem… gibi laflar etmektense, dilimizi değiştirmeye çalışmalıyız. Kendimize cesaret verip, kendimi olduğum gibi kabul ediyorum, ben istersem her şeyi yaparım, yetenekliyim, kendimi seviyorum, hedeflerime ulaşabilirim gibi sözler söylemeliyiz. Eğer bunu yaparsak, dünyaya umutla bakmak daha kolay olur.

Örneğin sizi mutsuz eden bir ilişki içindeyseniz, neden hala o işin peşinden koşarsınız ki? Neden sizin için hiçbir iyi şey yapmayan biri için, her şeyinizi vermeye devam edesiniz ki? Belki de, sevgiliniz olmadan ne yapacağınızı bilemediğiniz için ilişkinizi bitiremeyeceğini düşünüyorsunuz. Veya, evlisinizdir, çocuklarınız veya maddi sıkıntılarınız vardır. Ama sevmediğiniz bir durumu siz değiştirmezseniz, bunu kim yapacak?

İçinde bulunduğunuz koşullar sizi alt edemez

Hayatlar hep inişli çıkışlıdır. Keder, kayıp veya ciddi derecede haksızlığa uğrandığı durumlar ile uğramış olabilirsiniz. Yaşadığımız travma ve sıkıntılara rağmen, kendimizi gerginlikten kurtarmaya ve gerçekten güç kazanmaya muktediriz. Bu, dirayet denilen bir kavramdır.

Dirayetli olmak demek, kendimizi dürüst bir biçimde görecek cesarete sahip olmak demektir. Ayrıca, acılara karşı gelebileceğimiz anlamına da geliyor. Kederden kaçınmak yerine, onu kabul edebilir, başka bir şekle dönüştürüp, bundan öğrenebiliriz. Eğer bu tanım size uymuyorsa, endişelenmeyin. İyi haber ise, dirençli olmanın öğrenilebilen ve uygulanabilen bir özellik olmasıdır.

Dirençli olmak, şartlar ne olursa olsun, deneyimlerimizi kabul etme ve öğrenme fırsatı verir.

Dirençli olmanın en önemli özelliklerinden biri esneklik sağlamasıdır. Esnek olmak, zorlu koşullara uyum sağlama şansımızı arttırmaktadır. Bu yüzden koşullarımız tarafından sıkıştırılmış duygu diye bir şey olamaz. Bunun yerine, zayıflıklarımızı ve acıyı kabul etmeli ve duygusal desteği bulmalıyız. Yaralarımızı örtmek yerine, onları kabullenerek iyileşmeyi seçebiliriz.

kadın zirveye çıkınca mutlu olmuş

Makul hedeflerle başlayıp nereye gitmek istediğinize karar verebilirsiniz

Akıllı insanların başarılı bir şekilde yapabildiği işlerden biri, gerçekçi hedefler belirlemektir. Bu hedefler elde edilebilir ancak kolay değildir. Başarıya ulaşmak için çalışmak gerekir, boşa giden zamana yer yoktur. Aynı zamanda, akıllı insanlar, esas hedeflerine giden yolu, küçük hedeflere böler. Bu küçük hedefler, bir sonraki aşamadaki en önemli unsur üzerinde düşünmek ve dinlenmek için, yeniden çalışmaya başlamadan önceki duraklardır. Yani, herhangi bir değişikliğe gerek olup olmadığını görme zamanıdır.

Sağlam bir benlik saygısı ve bireyin kendini iyi bir şekilde tanıması, başımıza gelenleri kontrol etme hususunda bizlere yardımcı olabilir. Durumu daha iyi idare edebildiğimizi düşünüyorsak, o zaman direksiyona biz geçeceğiz ve rüzgarların bizi sağdan sola savurmasına izin vermeyeceğiz. Fakat kendimizden emin değilsek, rüzgar nereden eserse, oraya savrulacağız.

Eğer değişiklik yapma ve harekete geçme kabiliyetimize inanıyorsak, yeni olasılıklar da görürüz. Duygusal olarak büyümemize fırsatı tanıyan değişiklikler olacaktır hayatlarımızda. Eğer kendimize gerçekçi hedefler koyarsak, mutluluğumuz için güzel şeyler yaparsak ve başkalarının bizim için ne düşündüğü hakkında endişelenmeyi bırakırsak, içimizdeki gücün bir kez daha tadını çıkarabiliriz.