En İyi Aşk Hangisi?

· Kasım 16, 2017

Hiç kendinize en güzel aşkın nasıl olduğunu sordunuz mu? Belki de şu an aşkın türleri olup olmadığını düşünüyorsunuz. Belki var belki de yok. Kesin olan bir şey var: hangi aşamada olduğunuza bağlı olarak hisleriniz ve duygularınız değişiklik gösterebilir.

Politikacı Benjamin Disraeli : “İlk aşkın büyüsü, sona ermesinin de sebebi olabilecek cahilliktir.” demiş. Muhtemelen bu tespitinde haklı da. İlk kez aşık olduğu kişiye dokunduğunda teninin yandığını hissetmeyen biri var mıdır?

Yine de, kültürün bizi inandırmaya çalıştığı ilk aşkın büyüsü bile, bu soylu romantizm duygusunu aşkın en güzel hali yapmaya yetmiyor. En azından bazı uzmanların ortak görüşüne göre böyle.

Eğer aşkın farklı türleri varsa, hangisi en iyisi?

Psikolog Cristina Callao ve Robert Epstein’e göre, aşkın pek çok türü var. Tutkulu aşkla ilgili yaygın kültürün aksine aslında gerçek çok daha farklı. Aşk kitaplarında okumaya alışkın olduğunuz tutkulu aşka dair şeyler, hayal kırıklığı yaratan hayal ürünleri olmaktan öteye geçemiyor.aşık çift

Bahsettiğimiz bu iki psikolog, “öteki yarı” fikrini irdelemeye koyuldu ve tamamlanmış hissetmek için bir başkasına ihtiyaç duyma fikrini inceledi. Callao’ya göre, bu durumda eşlerden biri diğerinin kendisi üzerinde daha fazla etkiye sahip olmasına izin veriyor ve kendi kişiliğinden ödün vermiş oluyor.

Ancak ergenlikte genelde ilk ve tutkulu aşklar yaşansa da aşkın türleri arasında daha iyi seçenekler de bulunuyor. Ergenlikte sizi tam anlamıyla mutlu hissettiren o tutkulu ilk aşk, aslında en iyi seçenek olmanın yakınından bile geçmiyor.

Ancak insan beyni nostaljik olanı yüceltmeye eğilimlidir. Bu fikri sunmakta ne kadar haklı olduğumuzu anlamak için, hemen hemen her ortamda sık sık “eski güzel günler” dendiğini hatırlamanız yeterli. Bu yine de o kadar doğru sayılmaz. Ergenlikte yaşanan tutkulu aşklar genelde güvenden ve bağlılıktan uzaktır.

Uzmanlara göre en iyi aşk, olgunlukta yaşanan aşk         

Uzmanlar, en iyi aşkın olgun yaşlarda yaşanan aşklar olduğuna inanıyorlar. Bunun için işte birkaç sebep:

  • Olgun aşk, yaşımız ne istediğimizi bilecek duruma geldiğimizde ortaya çıkar.
  • Olgun aşk beraberinde huzur ve güven getirir.
  • Yetişkinlikte yaşanan aşkın verdiği duygusal sağlık çok parlaktır.
  • Duygusal, kişisel ve ilişkiler bağlamında daha faydalıdır.

Öte yandan birçok şair, tutkudan uzak olduğu gerekçesiyle olgun aşkı yermiş ve onunla yetinmemiştir. Fakat çiftler arasında olgunlukta oluşan kuvvetli bağ duygusal yoğunlukta görece daha az  paya sahip olsa da, tamamlanma güven duygularını temel alır.

“Başta bütün düşünceler aşkı yönetirken, zamanla aşk bütün düşüncelerin sahibi olur.”

– Albert Einstein

ağaç ve çift

Romantizm riski

Modern toplum ve popüler kültür romantik aşk fikrini benimsememize neden oluyor. Birçok kişi, hayatını değiştirecek derin ve yoğun bir aşkın hayalini kuruyor. Ancak çoğu zaman aşklar hayatı o kadar da olumlu anlamda etkilemiyor.

Romantik aşk fikrinin yüceltilmesi, gerçeği kesin ve objektif olarak algılamamıza engel oluyor. Bu nedenle insanlar çoğu zaman kendilerine zarar veren zehirli ilişkilerin içinde buluyor kendini. Epstein’e göre, gerçekten oldukça uzak bir aşk algısına sahibiz.  Ayrıca, çocukluğumuzdan beri maruz kaldığımız “filmlerdeki gibi bir aşk” fikrini kolayca yıkmak sandığımızdan daha zor.

Buna rağmen, aşkı böylesine idealleştirme kalıpları değiştirilebilir. Bunlar beyinde dolaylı olarak anlaşılan tavırlar olmasına rağmen, yeniden şekillendirilebilirler.  Bu yolla, romantik ve tutkulu ilişkilerle başlayan süreç, daha olgun, mantıklı ve sakin aşkın tadıldığı bir sürece dönüşebilir.

“Aşk, tutkulu cinsel anların yaşandığı güzel bir arkadaşlıktır.”

– Antonia Gala

Özetleyecek olursak, psikologlar cazibe, saygı ve tutku gibi duyguları bir öncelik sırasına koymanızı tavsiye ediyor. Dolayısıyla dürüst, empati kurabilen, savunmacı olmayan ve mizah duygusu yüksek olan insanlar daha uzun süreli ilişkiler kurabilirler. Yani uzmanların “doğru ve en iyi aşk hangisi?” sorusuna verdikleri cevap: olgun aşk.