Egosantrik Dil Ne Demek?

· Şubat 8, 2019

Hepimiz birisini en az bir kez kendi kendine konuşurken görmüşüzdür. Aslında, bunu sizin de bir kaç kez de yapmış olduğunuza eminiz. Çocuklar bu konuda gerçekten tam birer uzmandırlar. Altı yaşın altındaki birçok çocuğun, gelişimlerini etkileyen, kendinden gelişen, egosantrik bir dile sahip oldukları görülmektedir.

Egosentrik dil, gelişim psikolojisinde ilginç bir konudur. Dil çok güçlü bir sosyal karaktere sahip olsa da, başka bir şeyi gizliyor gibi görünür. Bir alıcı olup olmadığına bakılmaksızın, kendiliğinden kullanımı, sosyal iletişimin yanı sıra daha fazla işlevi yerine getirdiğinin de bir göstergesi olabilir.

Bu makalede, ben merkezli bir dilin görünümünü ve işleyişini açıklamaya çalışan iki farklı teoriyi inceleyeceğiz. Bu iki teorinin kökleri gelişimsel psikoloji çalışması alanına en çok ilgi duyan iki psikologa dayanır: Jean Piaget ve Lev Vygotsky. İkisi de bu olgunun iki farklı açıklamasını sunar.

“Çocuklarla birlikte, mantıksal bilginin, matematiksel bilginin, fiziksel bilginin ve benzerlerinin gelişimini incelemek için en iyi şansa sahip oluruz.”

– Jean Piaget

Piaget’in egosantrik dil teorisi

Piaget’in bu konudaki bakış açısını anlamak için, mantıksal zekanın geliştirilmesine dayanan gelişim teorisini göz önüne almak önemlidir. Bu nedenle, bu tür bir gelişme, çocuğun başkalarıyla ilişki kurma yeteneğini şartlandıracaktır. Piaget’e göre, çocuk “zihin teorisi” olarak adlandırılan yetisini geliştirene kadar sosyal yeteneklerinde bir eksiklik gösterecektir.

Piaget’e göre egosantrik bir dil olgusu, başka bir kişinin bakış açısına bakmadan konuşmacıda toplanmıştır. Bunun nedeni, çocuğun sosyal etkileşim yeteneğinden yoksun olmasıdır. Bu egosentrik davranışı düşünce ve algı yoluyla da gözlemleyebiliriz.

kız çocuk konuşuyor

“Bir çocuğa bir şey öğretirken, onu keşfetme şansını sonsuza dek ortadan kaldırırsınız.”

– Jean Piaget

Peki, bu dil iletişimde faydalı değilse neden var? Piaget, egosantrik dilin, çocuğun yeni edindiği sembolik fonksiyonun bir ifadesi olarak göründüğünü belirtir. Üç yaş civarında çocuk, dünyasını dil aracılığıyla resmeder, ancak sosyal işlevini henüz anlayamaz. Dil sadece kendilerinden hareketle vuku bulmaktadır. İletişimsel değil sembolik bir işlevi yerine getirir.

İlerleyen dönemlerde, çocuk altı ya da yedi yaşına gelince, zihin teorisini kazanacaktır. Bu onların sosyal etkileşimi anlamalarını ve dili iletişim kurmak için kullanmanın ne kadar önemli olduğunu anlamalarına yardımcı olacaktır. Çoğu durumda bu uyaranlar, çocuğun kendi merkezli bakış açısını terk etmesi için yeterlidir. Düşünceleri, ben merkezciden mantığa doğru harekete edece ve dilin iletişimsel yönlerini öğreneceklerdir.

Vygotsky’nin egosantrik dil teorisi

Vygotsky’nin yaklaşımı tamamen farklıdır. Sosyo-kültürel faktörlerin bizi erken yaşlardan itibaren etkilediğini ifade eder. Piaget’in altı yaşından küçük çocukların sosyal açıdan etkileşime geçemediği yönündeki önerisini kabul etmez. Bir bebeğin iletişim bazlı girişimleri, sosyal olma konusundaki ilgilerini açıkça göstermektedir.

“Çocuk dünyayı sadece gözleriyle değil aynı zamanda konuşmasıyla da algılamaya başlar.”

– Lev Vygotsky

Vygotsky için dilin her zaman sosyal ve iletişimsel bir işlevi vardır. Çocuklar, başkalarıyla iletişim kurmak için konuşur ve aynı zamanda sosyal bağlamda sembolik bir işlev geliştirir. Çocuklar, dili kullanarak, dilin davranış düzenleyebilme becerisini keşfetmeye başlarlar. Dil, düşüncelerimizi ve eylemlerimizi yapılandırmamıza yardımcı olur.

baba oğul ormanda oturuyor

Vygotsky’ye göre, egosantrik dil, öz düzenlemeyi geliştirmek için dili kullanır. Bu nedenle, bir alıcı olması gerekmez. Şimdi, egosantrik dil neden altı yaşındayken ortadan kayboluyor? Vygotsky’nin teorisine göre, “içselleştirme” olarak adlandırılan kilit bir sürecin ortaya çıktığı yer işte burasıdır.

Altı yaşındaki bir çocuk, bu egosantrik dili içselleştirebilir ve düşünce süreçlerinin bir parçası haline getirebilir. Bu, öz-düzenleme sürecinin kendi iç konuşmalarının bir parçası olacağı ve bu dilin bizim düşüncemizin temeli olduğu anlamına gelir.

Bunlar, merkezî dilin geliştirildiği nedenleri ve bağlamı açıklamak için yapılan çok önemli iki fikirdir. Her iki hipotez de birbirinden farklı olup, güçlü ve zayıf yönlere sahiptir. Bilgi ve veriler, dilin çalışıldığı perspektife bağlı olarak değişecektir. Bu, dil sürecinin ne kadar karmaşık ve boyutlu olduğunu gösterir. Bu nedenle, gündeme getirdiği soruları cevaplayabilmek için kapsamlı bir soruşturma talep edilir.

“Dil, araçların aracıdır.”

– Lev Vygotsky