Ebeveynleri Duygusal Olgunluğa Erişmemiş Çocuklar

· Aralık 8, 2017

Anne babası duygusal olgunluğa erişmemiş olan çocukların derin yaraları vardır. Pek çok çocuk bu yüzden erken yaşta yetişkinlerin sorumluluğunu alıyor ve çocukluklarını yaşayamadan hızla büyüyor. Yetersiz anne babaya sahip olmak ve bu bağın ihmali çocukluk ve ergenlik arasındaki süreci bulanıklaştırıp çocukların özgüvenini zedeliyor.

Kimse anne babasını seçerek dünyaya gelmiyor. Yetişkinler olarak bizim kendi ebeveynimizle aramızdaki ilişki türünü seçme hakkımız var ancak çocukların böyle bir imkanı yok. Dünyaya gelmek gökten düşmek gibidir. Ancak bazılarımız mükemmel ve sorumluluk sahibi anne babaların güvenli, olgun ve huzurlu kollarına düşebiliyoruz.

“Çocuklukta anne babanın verdiği güveni hissetmekten daha büyük bir ihtiyaç olamaz.”

Sigmund Freud

Öte yandan şansız olan bazılarımız da olgunluğa tam anlamıyla erişememiş anne babaların ellerinde buluyor kendini. Bu anne babalar hoşumuza gitse de gitmese de kişiliğimizin temellerini kuruyor. Çocuk psikolojisi ve aile dinamikleri konularında uzman olan kişiler bu durumda iki belirleyici ve önemli olayın gerçekleşebileceğini belirtiyor.

Tam anlamıyla olgunluğa erişmemiş ve sorumluluklarının bilincinde olmayan ebeveynlerin yetiştirdiği çocuklar da aynı şekilde olgunluktan uzak veya gaddar oluyorlar. Başka bir ihtimal ise, bu çocuklar ebeveynlerinin doldurmak istemediği yetişkin rolünü üstlenip çok fazla sorumluluk alıyorlar. Başka bir deyişle bu çocuklar kendilerinden küçük olan kardeşlerine bakıyor, ev işleri yapıyor veya yaşlarından umulmayacak kararları verme görevi yine bu çocuklara düşüyor.

Merak uyandıran bu son gerçeklik maalesef sanıldığı gibi çocuğu daha cesur, daha olgun veya daha sorumluluk sahibi yapmıyor. Sonuç olarak dünyada çocukluğunu yaşayamamış daha fazla çocuk oluyor. Şimdi bu konuyu biraz daha derinlemesine ele alalım…
üzgün çocuk

Duygusal anlamda olgun olmayan ebeveynler, çocukluğun kısa sürmesine neden oluyor

Çocuk sahibi olmakla ebeveyn olmanın aynı şey olmadığı konusunda hepimiz hemfikiriz. Sağlıklı ve anlamlı birer anne baba olmak ancak gerçek, güçlü ve zengin bir sevgi ve fedakârlık göstererek mümkün olabilir. Çocuk korku, endişe ve düşük özgüvenle dolu kırık bir kalpten ziyade bu hayatın bir parçası olmalı.

Giyinme ve beslenme gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmasının yanı sıra bir çocuğun ihtiyacı olan en önemli şeylerden biri de duygusal erişilebilirliktir. Çocukların dışarıdaki dünyayı ve kendilerini daha iyi anlayabilmeleri için olgun insanlarla aralarında bir bağ kurmaları gerekir. Eğer bu konuda başarısız olurlarsa kalan her şey de birere birer yıkılır. Duygusal anlamda olgun olmayan anne babalar ise çocuğun duygularını onaylama konusunda hata yapar. Yalnızca kendisiyle ilgilenen bir anne çocuğunun duygusal ihtiyaçlarını ihmal eder.

Öte taraftan, bu tür dinamikler ilk göründüklerinden daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu nedenle duygusal anlamda olgun olmayan anne babaları ayırt etmemin dört temel yolunu bilmek önem taşıyor.
yüz yüze duran baba oğul

Olgun olmayan ebeveyn

  • İlk tür, dengesiz ve değişken davranışlara sahip olan anne baba olarak tanımlanıyor. Bunlar, istikrarlı hareket etmekte güçlük çeken anne babalar. Tutamayacakları sözler veriyor ve bazı günlerde çocuklarına karşı çok anlayışlıyken bazı günler ise tamamen duyarsız olabiliyorlar.
  • Fevri anne babalar düşünmeden hareket ederler. Sonuçlarını düşünmeden planlar yapar; davranışlarını ölçüp biçmeden düşüncesizlik yüzünden ortaya çıkan bir hatadan başka bir hataya atlarlar.
  • Olgun olmayan ebeveynliğin en belirgin bir başka türü ise pasif anne baba olmaktır. Böyle anne babalar fiziksel olarak çocuklarının yanında ulunsalar bile zihinsel anlamda olaylara dahil olmazlar. “laissez-faire” (bırakalım yapsın) türünden bir çocuk yetiştirme tarzı benimsemişlerdir.
  • Son olarak, çocuklarını hor gören ebeveynler de var. Bunlar, çocuklarına istenmediklerini veya kendilerini rahatsız ettiklerini hissettiren anne babalardır. Böyle ebeveynler çocuk yetiştirmenin kendilerine uygun olmadığını düşünür ve böyle bir sorumlulukta yer almak istemezler.

Bahsettiğimiz bu dört tür, çocukluğun kısa sürmesine, çocukların duygusal yaralar almasına ve çocukların kendilerini onaylanmamış hissetmesine yol açar. Böyle bir çocukluk geçirerek büyümek terk edilmişlik, yalnızlık, öfke ve yılgınlık hissedilmesine neden olur.

Yetişkin rolü üstlenen çocuklar: iyileştirilmesi gereken bir yara

En başta da bahsettiğimiz gibi, yetişkin rolü üstlenerek büyüyen bir çocuk daha güçlü, daha olgun veya daha mutlu hissetmez. 8, 10, 15 yaşlarındaki bir çocuğa kendisine veya kardeşine bakması için ya da yaşından büyük kararlar alması için çok büyük sorumluluklar vermek, bu çocukta büyük duygusal yaralar açabilir ve hatta ileride yaşanabilecek büyük sorunlara da temel oluşturabilir.

“Gül, güzel kokusunu kökünden; insanoğlu ise erdemini çocukluktan alır.”

– Austin O’Malley

Bu durumun sonuçları da en az karmaşık olduğu kadar çeşitlidir. Duygusal yalnızlık, istikrarlı ilişkiler kurmada zorluk çekme, suçluluk duygusu, duygusal kısıtlanma, öfkeyi baskılama, kaygı, rahatsız eden düşünceler ve kendine zarar verme gibi olası sonuçlar vardır.tarlada elele aile

Kayıp bir çocukluk ve olgun olmayan anne babaya sahip olmanın sonuçları tahmin ettiğimizden büyük yaralara neden olabilir ve bunları iyileştirmek çok zahmetlidir. Bu konuda terk edilme ve ihmalden doğan yarayı kabullenme ile bilişsel davranış terapisi oldukça faydalıdır. Bundan sonrası ise kendimizle uzlaşmaya kalmış. Burada çalınan çocukluğumuzla ilgili öfkeli veya sinirli olmaya izin var. Çok hızlı büyümeye zorlandığımız için veya çok erken yaşta yalnız bırakıldığımız için öfkelenmeye ve bununla yüzleşmeye izin var.

Çocukluğumuzu yaşayamamış olsak bile, önümüzde bizi bekleyen güzel bir hayat var. Bize her zaman istediğimiz şeyleri ve şüphesiz hak ettiklerimizi sunan bir hayat… Anne babalarımızın duygusal anlamda olgun olmaması, geçmişte hiç sahip olmadığımız mutluluğu şu anda ve gelecekte yaşayamayacağımız anlamına gelmiyor.