Yeni Anne Olunca Hissedilen Duygular

· Kasım 17, 2017

Yeni anne olmak beraberinde bir sürü yeni duygu getirir. Bebeğinizin yüzünü ilk gördüğünüz anda, mutlu, korkmuş, nostaljik hissedersiniz… Muhtemelen o dakikadan sonra hayatınızın merkezinde oturacak biriyle tanışmış olacaksınız ve onun hakkında ne hissettiğinizi bile tam olarak tanımlayamayacaksınız.

Doğumdan sonraki ilk birkaç hafta boyunca endokrin seviyenizde değişiklik olur. Bazı kadınlar ise doğum sonrasında sık rastlanan lohusa depresyonuna yakalanır.

Doğum yaptıktan sonra, oksitosin seviyesi artar. Oksitosin, çocuğumuza duyduğumuz büyük sevginin kaynağı olmakla beraber ona her baktığımızda koruma ve sahip çıkma güdümüzü tetikleyen hissin çıkış noktasıdır.

Psikolojik bakımdan ele alındığı zaman, aileye yeni bir üye eklenmesi pek çok değişikliğe neden olarak doğum sonrası dönemde annelik beklentilerinin karşılanmadığı hissine yol açabilir.

Anne olmanın mutluluk ve neşe verici eşsiz bir deneyim olduğunu biliyoruz ancak bazı annelerin bu duyguyu yaşayabilmesi doğumun için belirli bir süre geçmesi gerekiyor.

Yeni duruma ve ailenin bu yeni üyesine adapte olmak için zamana ihtiyaç duyulur. Bu nedenle kendinizi “kötü anne” olmakla suçlamamalı ve başkalarının da böyle anlamlar ima etmesine izin vermemelisiniz. Bu dönemde eşinizden, ailenizden ve sosyal çevrenizden destek almanız çok önemlidir.

Doğum sonrasında ruh hali

Müstakbel anneler- özellikle de ilk kez anne olacaklar-annelikle ilgili gerçekten uzak bazı beklentiler içine girer. Dokuz ay boyunca annelerimiz, anneannelerimiz, komşularımız anneliğin ne kadar kutsal ve güzel bir duygu olduğunu ve onları nasıl büyüttüğünü anlatır. Bu nedenle dünyadaki en mutlu insan olmayı dört gözle ve biraz da endişeyle beklemeye başlarız.

Sonra bir anda bebeğinizi kucağınıza alırsınız ve bahsedilen o muhteşem duyguyu alamamış olursunuz. Aksine mutsuz, korkmuş, karmakarışık ve yabancı hissedersiniz. Halbuki söylendiği gibi dünyanın en mutlu insanı olmanız gerekmez miydi?

Dikkat! Annelik duygusu öyle bir anda büyülü bir şekilde sizi sarmaz. Size doğum yapmamanın yeryüzündeki en muhteşem duygu olduğunu söyleyenler elbette yalan söylemiyordu ancak unutulmaması gerek bir şey var: bu yeni bireye ve yeni hayatınıza adapte olmak için zamana ihtiyacınız var ve bu oldukça normal.

Otomatik olarak zihninizde yer eden “ben iyi bir anne değilim”, “anneliği beceremiyorum ve çocuğum bundan kötü etkilenecek”, “hayatım tamamen belirsiz bir hal aldı” gibi olumsuz düşünceler yüzünden kendinizi suçlamayın.suluboya yarım yüz

Bu negatif düşünceleri aşmak ve daha gerçekçi, pozitif düşüncelerle değiştirmek için öncelikle bunları tespit etmek çok önemlidir. Eğer bu düşüncelerle başa çıkmazsanız, suçluluk yerini kalıcı bir mutsuzluğa hatta depresyona bırakabilir. Bebeğiniz ve kendinizle ilgilenmek için hiç enerjinizin kalmadığı kısır bir döngü içinde kendinizi bulabilir; suçlulukla ilgili duyduğunuz içgüdüsel hisleri besleyip bu döngüden asla kurtulamayabilirsiniz.

Böyle bir şey başınıza gelirse negatif fikirlerinizi artık benimsemeye başlarsınız. “Emziremiyorum bile, ne kadar beceriksiz bir anne oldum ben.” demek sizin için sıradanlaşır ve bu döngü doğum sonrası lohusa depresyonuna girmenize neden olabilir.

Anne olduğunuzda en yüksek seviyelere ulaşan psikolojik ve hormonsal değişikliklerle birlikte hayatınızda da beş etmeniz gereken yeni değişimler meydana gelir: uykusuzluk, kendine zaman ayıramama, eşinizle vakit geçirmeme, sorumluluk üstüne sorumluluklar… Bütün bunlar, doğumdan sonraki ilk birkaç haftada maruz kaldığınız o nahoş duygulara eklenir.

Annelik duygusunu olabildiğince pozitif yaşamak

Neyse ki bütün bu bunalım hali gelip geçicidir. Başta anne olmak ve sorumluluk almak imkansız gibi görünse ve olumsuz duygular hissetmeye başlasanız bile, hormonsal dengeniz bu yeni duruma adapte olup cehennemi cennete çevirecektir. Fakat doğal olarak düzene girecek olmasına rağmen, bu süreçte sizin de üzerinize düşeni yapmanız gerekir.

Öncelikle, yaşadığınız anı ve bu anın getirdiği duyguları kabullenmeniz gerekiyor. Hayatınızda büyük değişimler yaşanıyor olması çok doğal ve aynı zamanda bu süreçte olumsuz şeyler hissetmek yalnızca size özgü bir durum değil. Korkmanıza gerek yok.

Bu duyguları kucaklayın ve oldukları gibi kabul edin. Bu duygulara karşı savaşmayı denemeyin veya kendinizi mutlu hissetmek için zorlamayın. Endişeli, mutsuz, karmaşık hatta sinirli olmakla başa çıkabileceğinizi unutmayın. Hissettikleriniz tamamen insani duygular ve onları bu şekilde benimseyin. Endişelenmeyin.

Duygularınızı kabul ettikten sonra, her sabah ne düşündüğünüzü analiz edin ve artık bir anne olduğunuzun, bunun size daha önceden sahip olmadığınız yeni sorumluluklar getirdiğinin farkına varın. Düşünce ve duygularınızı bir yere yazın, başka dilden konuşuyorlarsa onları pozitif yapmak için elinizden geleni deneyin.anne kız

“Bu kadar genç yaşta çocuk doğurarak hayatımı mahvettim” gibi bir düşünceye sahipseniz bunu “Çok genç olduğum için çocuğumla vakit geçirecek ve hayatımın geri kalanında istediğim şeyleri yapacak enerjim var” cümlesiyle değiştirin.

Azar azar, zamanla düşüncelerinizin belki de abartılı olduğunu fark edeceksiniz. Bir çocuğun sahip olacağı en iyi anne olacağınıza şüphe yok ve daha o gülümsemeden siz gülümsemesini hissedeceksiniz.

Son olarak, siz istemeden verilen tavsiyelerden uzak durun. İnsanlar çoğu zaman anne baba olma konusunda başkalarının işine karışmayı seviyor. Emzirip emzirmeyeceğinizi, çocukların kendi odasında mı yoksa sizinle birlikte mi uyuyacağını, emzik alıp almayacağınızı, hangisinin bebek için en iyisi olacağını söylemeye kalkışıyorlar.

Başkasının deneyiminden yola çıkılarak verilen tavsiyeler neredeyse her zaman yararsızdır. Bunların tümü yalnızca anneleri daha güvensiz hissettirmeye yarıyor. Çünkü bebekleri için gerçekte neyin iyi olduğuna karar veremedikleri hissine kapılmalarına neden oluyor. Kısacası, yalnızca uzman kişilere, pediatri uzmanlarına, çocuk doktorlarına ve çocuk psikologlarına güvenin. Size gerçekten yardımcı olabilecek tavsiyeleri yalnızca bu kişiler verebilir.