Duygusal Yaralarınızın Sizi Değiştirmesine İzin Vermeyin

15 Ocak, 2017
 

Hayatımızın bir döneminin sona erdiğinin farkında olmak her zaman önemlidir. Eğer kişi biten dönemde takılıp kalmakta ısrar ederse, hayatının yeni dönemlerinin ona getireceği mutluluğu ve anlamı elinden kaçırır. Çemberler kapanır, kapılar kapanır, hayatın belli dönemleri sona erer… nasıl ifade ederseniz edin.

Önemli olan bu sayfayı kapatabilmek ve hayatınızın artık geride kalmış olan o dönemini ve anılarını geride bırakabilmektir.

Kimse hem anı yaşayıp hem de geçmişe özlem duyamaz. Kendimize neden diye sormalıyız. Ne olduysa olup bitmiştir ve onun artık geride kaldığını kabul edip, kendinizi ondan soyutlayıp özgürleşme zamanınız gelmiştir. Ne çocukluk, ne gençlik, ne hayat tarzınız ne de ilişkiler sonsuz değildir.

Olup biten her şey geride kalmalıdır; kişi onları geçmişte bırakmayı bilmelidir.

– Paulo Coelho

Genelde geçmişi gözden geçirip, ondan öğrendiklerimizi şimdiki hayatımıza uygulayabiliriz. Bunu yapabilmemize rağmen, çoğu zaman bu süreçte duygusal kimliğimizi yitiririz. Bu durum geçmişten kalma, hiç tedavi edilmemiş, hiç iyileşmemiş, hep açık kalmış olan yaraların sonucudur.

Zamanla, biz onlar hakkında düşündükçe bu duygusal yaralar iltihaplanır ve mikrop kapar. Bu kendimiz olmamızı ve kendi duygularımızla uyum içinde olmamızı engellemeye başlar. 

Bu gizli duygusal acıyla yaşamaya ve onu görmezden gelmeye alışmışızdır. Bazı durumlarda, beynimiz, acı çekmekten kaçınmak için belli duyguları hissetme yeteneğini bile sonlandırabilir.

 

Buna rağmen, derinlerde bir yerde, hayatımızda ilerlemekten bizi alıkoyan şeyin bu saklı kalmış duygusal yaralar olduğunu biliriz. Çevremizdeki şeylerin tam anlamıyla tadını çıkarmamızı engellerler ve yaşadığımız ana odaklanmaktan bizi alıkoyarlar.

Geçmişin uzaktan selam vermemiz gereken bir arkadaş olduğu söylense de, onu kabullenmeli ve onunla yaşanmaktan kaçınmak için yaralarımızı iyileştirmeliyiz.

gecmis

Geçmişi temizlemek ve duygusal yaralarımızı mikroplardan arındırmak

“Bir zamanlar keyif aldığımız şeyleri, hiçbir zaman kaybetmeyeceğiz. Derinden sevdiğimiz her şey bizim kimliğimizin bir parçası olur.”

– Bernardo Stamateas

Milyon dolarlık soru şudur: bu duygusal yaralar nasıl olup da içimize sızar ve ruhumuza bulaşır? Bunu fedakarlık ve öfke ile, terk edilme korkusuyla, kinle, yalnızlıkla, dışlanmış hissetmeyle, aldatılmayla, anlaşılamamayla, üzüntüyle, özlemle ve suçluluk duygusuyla yaparlar.

Hatta sadece bir duygusal yaramız, yukarıda bahsettiğimiz pek çok duyguyu aynı anda içinde barındırır. Peki, kendimizi tam anlamıyla iyileştirmek için ne yapabiliriz? 

  • İçimize bakmalı, yaralarımızın yerlerini tespit etmeliyiz. Acıyı nerede hissediyoruz? Bahsetmekten bile rahatsız olduğumuz biri ya da bir şey var mı? Üzgün ya da kızgın hissetmemize mi sebep oluyor? Ne zamandır böyle hissediyoruz? Neden böyle hissettiğimizi anlayabiliyor muyuz?
 
  • Aldığınız yaralar hakkında konuşun. Bu kolay olmayabilir, yaralarımız ve onların sebep olduğu acılar bizi sınırlandırır. Tüm yaralarınızdan kurtulmanın ne kadar uzun sürdüğüne bakmayın, bastırılmış duygularınızı içinizden atmalısınız. Bunu yaparken güvendiğiniz iyi bir arkadaşınızdan yardım isteyebilirsiniz. Bastırılmış duygularımızı açığa çıkarmak rahatlamak için harika bir yoldur.
  • Yaralarınızın üstünü açın ve bırakın hava alsınlar, yansınlar; bu iyileştikleri anlamına gelir. Duygusal geçmişimizden kalma yaralar yayılır, bize zarar veren duygularımızı, hislerimizi, düşüncelerimizi etkiler. Bu nedenle onların ne beynimizde ne de kalbimizde yer tutmasına izin veremeyiz. Onların yarattığı negatif enerji bize zarar verir, hayal bile edemeyeceğimiz şekilde etkiler.

Ağlayarak yaralarınızı kurutun; acılarınızı dışarı atın. Bunu istediğiniz gibi yapabilirsiniz, yeter ki geri dönmelerine izin vermeyecek şekilde onlara kapılarınızı kapatın. Ancak o zaman kendiniz olmayı başaracak, kendi kimliğinizi bulacaksınız.

degisim

Gitmesine izin verin…

Eğer hayatınıza mutluluk getirmiyorsa… gitmesine izin verin.

 

Eğer size bir şey öğretmiyorsa, yapıcı değil yıkıcıysa… gitmesine izin verin.

Eğer büyümenize yardımcı olmuyorsa, gitmesine izin verin.

Eğer yeteneklerinize değer vermiyorsa, gitmesine izin verin.

Eğer sizi siz olduğunuz için sevmiyorsa, gitmesine izin verin.

Eğer ilerlemenizi sağlamıyorsa, gitmesine izin verin.

Eğer sadece konuşup harekete geçmiyorsa, gitmesine izin verin.

Eğer hayatında sizin için yer yoksa, gitmesine izin verin.

Eğer sizi değiştirmeye çalışırsa, gitmesine izin verin.

Eğer egosuna yenik düşüyorsa, gitmesine izin verin.

Eğer kötü yönleri iyi yönlerinden fazlaysa, gitmesine izin verin.

Eğer hayatınıza pozitif bir katkı sağlamıyorsa, gitmesine izin verin.

Kendinizi bırakın… Geçmişin yüklerinden kurtulup ‘düşünce’ alacağınız yara, geçmişe tutsak kalmaktan daha az acı verecektir.