Duygusal Bağımsızlığımı İlan Etmem En Büyük Zaferim

· Eylül 25, 2017

Kazanabileceğiniz en büyük zaferlerden biri de tam duygusal bağımsızlıktır. Hiç kimseden medet ummadan, istediğiniz ve hak ettiğiniz onur ve nezaket için savaşmak için kimsenin onayını beklemeden hayatınızın sorumluluğunu üstlendiğinizde duygusal bağımsızlığınızı ilan etmişsiniz demektir.

Bu kolay bir iş değil. Duygusal bağımsızlık herkesin gerçek anlamda başaramadığı kişisel gelişim arzusudur. Bu tarz bağımsızlık, isteklerinize göre karar alma kapasiteniz olarak tanımlanabilir. İnsanları bu zaferden alıkoyan pek çok duvar, çit ve çetin düşman vardır. Dıştan gelen baskılar ya da kendi kendimizi sabotaj etmemiz de sıklıkla bizi sınırlar bu konuda.

“Hak ettiğim şekilde sevemezsen beni, giderim. Beni ben olduğum için sevmekten keyif alacak birisi çıkar elbet.”

-Walter Riso

Bu psikolojik kurgu size tanıdık gelen ya da gelmeyen pek çok dinamiğin arkasındadır. Örneğin her ebeveyn çocuklarının doğru düzgün duygusal bağımsızlık kazanmasını teşvik eder. Bu yeti sayesinde söz konusu düşünme, hissetme, amaç belirleme ve sonuçları kabullenme olduğunda daha güçlü hissederler.

Duygusal bağımsızlık ve taraflardan birinin gücü elinde tuttuğu, diğerinin de bunu kabullenip korkudan, kör aşktan ya da kültürel baskı yüzünden susmayı tercih ettiği ilişkiler konusunda pek çok yazı var. Kişisel gelişim kitaplarının gerektiği kadar konuşmadığı madalyonun öbür yüzü duygusal bağımsızlıktır.
dans eden kadın

Kontrol ve baskınlık

Hepimizin kendi kontol etmeyen insanların başkalarını en çok kontrol etmeye çalışan insanlar olduğu gerçeğinin üzerine düşünmeye başlaması gerek. Bu insanlar duygusal olgunluktan yoksundur ve kendi özgüvenlerini tavan yaptırmak, sevdikleri insanların üzerindeki otoritelerini sağlama almak için sürekli kontrol etme ihtiyacı duyarlar.

Yazının başında da dediğimiz gibi bu dinamiği sonlandırmak oldukça zordur. Bilhassa insanları, anne, baba ya da hayat arkadaşı gibi güçlü bazı figürlere olan bağımlılığa zincirleyen, yer altında gömülü bir çapa olmadığı için. Kontrol ve baskınlık şebekeleri en kırılgan ve dayanıklı şebeke türüdür çünkü aşkın var olan en değişken türü tarafından kuvvetlendirilir sürekli. Öyle bir aşk ki havadan oksijeni, yaşamı ve ışığı alır.

Hayat bize her zaman tam bağımsızlık şansı vermez. Ancak kendi lehimize karar verecek güce de sahibiz. Duygusal bağımsızlık işte burada koşuyor yardımımıza. Sesimizi ve onurumuzu yeniden kazanmamıza yetecek ruhsal berraklığı sağlayabildiğimiz anda hayatımızda ne istediğimizi, ne zaman istediğimizi, ne istemediğimizi ve kimi istemediğimizi söyleyebileceğiz.

Öyleyse kendi kendimizin güç modeli olarak ayağa kalkalım.
ışık tutan adam

Duygusal bağımsızlık nasıl sağlanır

Ayağa kalkmak ve duygusal bağımsızlığınızı ilan etmek kendi kendinize yetme özelliğinizi geliştirmenize bağlı. Bütünlüğünüzden emin olan, karar veren, sonuçların sorumluluğunu üzerine alan ve size hayata dair olumlu bir tavır takındıran güçlü bir kişilik geliştirmek için bir şeylerin farkında olmanız, kendi içinize yolculuk başlatmanız gerekir.

“Dışarı bakan rüya görür; içeri bakan uyanır.”

– Carl Jung

Aşağıdaki adımları takip ederek yolculuğu nasıl başlatacağınızı öğrenin.

Kendi kendine yetmenin temelleri

Sizin yerinize kararları başka biri veriyorsa kendinizi güçlü hissetmezsiniz. Kendi sorunlarınızı başkalarının çözmesini, fikirlerinize onay vermesini, size izin vermesini ya da nereye gidip gidemeyeceğinizi söylemesini bekliyorsanız asla yeterli öz yeterlilik geliştiremezsiniz. Unutmayın, kendinizden şüphe etseniz, korksanız, güçsüz hissetseniz bile yapacağınızı yapın. Ne yapacağınıza siz karar verin.

  • Duygusal bağımsızlığın en büyük düşmanlarından biri de sahte bağımsızlıktır. Sahte bağımsızlık özellikle romantik ilişkilerde tarafların kendilerini çok yıkıcı bir şekilde kandırmasıyla baş gösterir.

Karşınızdaki insana “istediğini yapabilirsin,” “ne istediğini söyle bana,” “sen ne istiyorsan, bana uyar,” “istersen bu akşam arkadaşlarınla çık,” vb. şeyler söyleyip de tam tersini ima ettiğinizde sahte bağımsızlığa şahit olursunuz. Eğer ilişkinizde gerçek duygusal bağımsızlık istiyorsanız bu üstü kapalı istekleri nasıl yöneteceğinizi bilmeniz gerekiyor.
aynalar bazen kendimizi her yönden görmemizi sağlar
Duygusal bağımsızlığa göre hiç kimsenin size nasıl hissetmeniz gerektiğini söylemeye hakkı yoktur. “Hayatından memnunsun,” “bu sana iyi gelir,” “seni mutlu edecek olan bu, senin saçma fikirlerin değil.”

  • Pek çoğumuz duygusal bağımsızlığı neyin oluşturduğunu oldukça iyi biliyoruz. Biliyoruz çünkü özgüvenin, kararlılığın ve direncin ne olduğunu biliyoruz. Yine de bu bilgiye sahip olsak bile duygusal bariyerlerle karşılaşmayı sürdürüyoruz.

Belki de Erich Fromm’un tavsiyesine kulak vermeliyiz ve “özgür olmaya cesaret etmeliyiz.” Çünkü bazen tek çözüm risk almak, ilerlemek ve gerçekten istediğiniz kişi olmaktır.