Dünyadaki Yerinizi Nasıl Bulursunuz

Ekim 10, 2019
Dünyadaki yerinizi bulmak kolay görünmese de yapmanız gereken tek şey kendi içinize bakmaktır.

Hiçbir yere uymadığınızı hissediyorsunuz. Her gün duygusal bir boşluk hissederek uyanıyorsunuz. Nedense, dünyadaki yerinizi bulmak imkansız görünüyor. Gittiğiniz her yer size yabancı geliyor. Bazen kendiniz gibi hissetmiyorsunuz bile. Size ne oluyor?

Hiçbir şey ve hiç kimse sizi mutlu etmiyor. Sizi bir şüphe ve belirsizlik okyanusunda boğan bir monotonlukta oradan oraya sürükleniyorsunuz. Benzer şekilde, size veya sizin dünyanıza ne olduğunu anlamıyorsunuz. Dolayısıyla, varoluşsal amacınızı aramaya çalışıyorsunuz ama varlığınıza dair kayda değer bir anlam bulamıyorsunuz. Ne yapabilirsiniz?

Bununla ne yapmalısınız?

Hiçbir yer sizin için doğruymuş gibi hissettirmiyor. Hiçbir işe uygun değilsiniz. Varlığınızın, sırtınızda ağır bir yük olduğunu hissediyorsunuz. Sonra dünya ve dünyanın nasıl çalıştığı ile ilgili düşünüyorsunuz ve bunun sizin için uygun olmadığını fark ediyorsunuz. Karamsarlık sizi ele geçiriyor. Başka bir yerden gelmişsiniz gibi, ya da yanlış zamanda doğmuşsunuz gibi hissediyorsunuz. Bununla ne yapmalısınız? Dünyadaki yerinizi nasıl bulursunuz? Bunlar, insanların kendilerine en çok sorduğu sorulardan bazıları.

Açıklayamadığımız bir sebepten dolayı, her şeyin birbirine uyuyormuş gibi göründüğü büyülü yerler vardır. Her insanın kendi büyülü yeri vardır. Bazı insanlar dini tapınaklarda, bazıları ise büyük bahçe veya ormanlarda rahat hisseder. Plajlar, insanların dünyaya bağlı olduklarını hissettikleri diğer yerlerdendir.

Mavi elbiseli bir kadın başını ellerinin arasına almış şekilde oturuyor.

Dünyadaki yeriniz ve başkalarının beklentileri

Eğer durup bu çaresizlik duygusu ile ilgili düşünürseniz, önemli cevaplar bulabilirsiniz. Birçok durumda, içinde yaşadığınız ortam yürümenizi istediği yolları size dikte edeceği şekilde sizi şartlamıştır. Dolayısıyla, bilinçaltınızda bu yolları kendi yolunuzmuşçasına kabul edersiniz. Ve gözle görülür başarınıza rağmen, kendinizi o yollara ait hissetmezsiniz.

Çoğu durumda, başkalarının sizden beklediği hayatı kabul ettiniz. Acı da şeref de yaşamadan onların yollarını takip ettiniz. Hatta, diğer hedefleri değerlendirmediniz bile. İstediğiniz hayatı mı yoksa başkalarının sizden beklediği hayatı mı yaşıyorsunuz, bunu düşünmenin zamanı geldi.

“Kaybolana kadar, kendimizi anlamaya başlamayız.”

– Henry David Thoreau

Budist rahibe Lhundup Damchö, Budizm’e sığınmadan önce başarılı bir gazeteci olduğunu söylemiştir. Ancak, mutlu değildi. Bir şey yanlıştı. Eski hayatını geride bırakmaya ve Budist bir rahibe olmaya karar verdi. O zamandan beri, kendisini başkalarına adamak onu çok mutlu ediyor.

Budist bir meditasyon öğretmeni olan Lama Rinchen’in de benzer bir hikayesi var. O da, bir gün meyve suyu dükkanını kapatıp kendisini Budizm’e adamaya karar verene kadar başarılı bir iş adamıydı.

Yaptığınız şeyle gerçekten mutlu musunuz? İçinize dönün ve sizi neyin gerçekten mutlu ettiğini analiz edin.

Lama Rinchen'in bir fotoğrafı.

Dünyadaki yeriniz, içinizdeki boşluk ve Budizm

Budizm, dünyadaki yerinizi bulamadığınızda hissettiğiniz içsel boşluğun sebebinin kendi özgün Buddha-doğanızla olan bağlantınızın kopması olduğunu söyler. Buddha-doğası nedir? Cevap basit: bu, esas doğanızdır, gerçekten mutlu olduğunuz halinizdir. Bu duruma ulaşmak için, size acı çektiren şeyleri bırakmalısınız. Böylece, zihinsel ıstıraplardan kurtularak, her koşulda mutlu olma ihtimalinizi arttıracaksınız.

Yani, dünyadaki yeriniz nerede olduğunuza bağlı değil, zihinsel durumunuza bağlıdır. Eğer huzurluysanız, hiçbir yer eskisi kadar düşmanca veya rahatsız edici görünmeyecektir. Bir eksikliğin tamamlanmasının keyfini hakiki bir şekilde çıkarabileceksiniz.

“Eğer burada ve şimdi mutlu değilseniz, hiç mutlu olmayacaksınız.”

– Taisen Deshimaru