Sizi Yok Eden Şey Yük Değil, Onu Nasıl Taşıdığınızdır

· Temmuz 13, 2017

Yoruldunuz ve ilk bakışta vücudunuzda bunu gösteren hiçbir şey olmamasına karşın ağır bir yüke sahip olduğunuzu biliyorsunuz. Bu yük görünmez olsa da gerçektir ve sizi sıkar, düşmenize neden olur, sizi boğar, endişelendirir. Bazen ciğerlerinize hava dolmuyor gibi hissedersiniz ve bazen olduğunuz yerde, peşinizde olan şeyden kurtulmaya çalışırken, zaman bir anda geçiyor gibi hissedersiniz.

Yük dediğimiz şey aslında üstümüze ağırlık veren bir kütle, bedenimizde ve zihnimizde isteyerek ürettiğimiz harekete karşı engel oluşturan bir kuvvettir. Bu sebeple aynı zamanda başımızın sıkışmasına neden olan tecrübeler ve olayları da duygusal bir yük olarak adlandırırız.

Duygusal yük

Hayat göründüğü kadar özgür değildir. Kaçınılmaz olarak ödemek zorunda olduğumuz belli bedeller vardır. Onlardan biri, hem iyi hem de kötü duyguları yaşamamıza izin vermemektir.

Yaşadığımız şeylerin çoğu zordur. Bu yükler küçük ve hafif olabilir ya da çok büyük ve travmatik olabilir, büyük olanlarla başa çıkmak için profesyonel yardım almak en iyisidir.

“Yoğunlukla mücadele etmenin tek yolu, yükü azaltmaktır.”

– Andrew Tanenbaum

Bununla birlikte, her iki durumda da, yük orada var olmaya devam eder ve sizi yok edip etmemesi, onunla baş etmek için kullandığınız araçlara ve ondan kurtulmayı ne kadar istediğinize bağlıdır.

Yönetmenize yardımcı olacak araçlar

Duygusal zekanın anahtarlarından biri, kalbimize dokunan bağları güçlendirmeye yardımcı olan araçlar kullanmaktır: olumsuz olaylar sonsuza dek sizin bir parçanız olacaktır, fakat onların yük haline gelmesi için hiçbir sebep yoktur. Bunu nasıl başarabiliriz?

  • Zararı anlamak: olumsuz düşünceler tarafından köşeye sıkışmış hissetmeniz ve hatta kalbiniz, sırtınızda hissettiğiniz ağırlığı artırıyormuş gibi hissetmeniz doğaldır. Bu nedenle, hemen olduğunuz yerde, sizi rahatsız eden ve sizi kısıtlayan zarara odaklanmanız, sizin için çok faydalı olacaktır.
  • Bunu elde etmek istediğinizi bilmek: ne kadar ararsak arayalım o ruh halini değiştirme arzusunu bulmak çok zor olsa da, imkansız değildir. En çok istediğimizde, en çok ihtiyacımız olduğu anda, o arzuyu içimizde bulmak mümkündür. İradeniz, yüklerinizle birlikte yaşama biçiminizi şekillendirmek için yeterli gücü veren tek şey olacaktır.
  • Unutmak, atlatmak demek değildir, bunu unutmayın: yüklerin büyük çoğunluğu geçmişten gelir çünkü onlar, yolumuz boyunca topladığımız duygulardır. Sevinçlerin uçmaya devam etmemiz için kanatlar olduğunu ve acıların da hatalarımızdan ders almamızı sağlayan tramplenler olduğunu unutmayın. Onları kabul edin, ifade edin ve geçmişi atlatmak için onları serbest bırakın.
  • İçinizdeki güce inanç: bazı durumlarda biriyle sizi neyin rahatsız ettiğini konuşmak çok faydalı olsa da, yükünüzün yalnızca size ait olduğunu, onla yaşamayı öğrenmenin ve ondan kurtulmanın kendini tanıma ve kişisel olgunlaşma ile ilgili bir süreç olduğunu unutmamalısınız. 

Ruhun ağırlığını atın, öğrendiğinizi bagajınız olarak taşıyın

Hantal bir bagaj taşımamız gereken bir yolculuğa çıktığımızda, bavullara ve en önemlisi, neyin önemli olduğunu ve neyin daha az önemli olduğunu bulmak için bir organizasyona ihtiyacımız vardır. Hayatımız boyunca edindiğimiz tecrübeler ile aynı şey gerçekleşir: Ağırlık dolu bir ruhla ilerlemeye çalışırsak, devam edemeyiz.

Aslında, yükünüzden kurtulduğunuzda ve onları taşıdıktan sonra özünde var olan öğretileri topladığınız anda, aynı bir geziye giderken bavul yapar gibi, hangi duyguların sizinle olacağını ve onları nasıl taşıyacağınızı seçebileceksiniz.

Zihin hafif hisseder. Ne duyguların ne de düşüncelerin bir ağırlıkları vardır, aksine onlar yelkenlinin hızına hız katan kuyruk rüzgarı gibidir.

“Düşüncelerimize ağırlığımızı yüklememize gerek yoktur.”

– André Breton

Kısacası, duygusal bagajınızı taşıma şekliniz iç olgunluğun bir işaretidir: onun size bir şey öğretmek amacıyla orada olduğunu ve ondan öğrendiğiniz kadarıyla ilgili olarak ağırlık yapacağını unutmayın.