Acı Çekmekten Kaçınarak Acı Çekmek

· Ocak 3, 2019

İnanılmaz görünebilir, ancak son yıllarda, her şeyden çok mutlu olmamızı sağlayan bir sosyal görevde bir artış söz konusu. Acı çekmekten kaçınmak, etkilerinden bağımsız olarak pek çok kişinin benimsediği bir slogan haline geldi. Tabi acı çekmekten kaçınarak da acı çekilebileceğini bilmeyenler için doğru bu.

Öyle ki, birçok kişi şimdi “mutluluğun diktatörlüğünden” söz ediyor. Analist Ima Sanchís, “Mutluluk bir işkence aracına dönüştü” diyor. Paradoksal olarak, depresyon yaygın bir salgın haline geldi. Bir bakıma, acı çekmekten kaçınmak büyük bir ızdırap kaynağı halini adlı.

Birçok insan “olumsuzluk” dedikleri şeye karşı güçlü bir çekingenlik hissediyor. Kimse acısı ve tuttuğu yas hakkında konuşamaz veya karamsarlık gösteremez. Sanki acı duymanın yasak olduğu büyük bir oyunun parçasıymışız gibi. Sanki insan olmayı bırakmışız gibi. Oysa, acı çekmekten kaçınarak yaşamak, aslında yaşamamaktır.

“Bazılarınız büyük çile ve sıkıntıları aştınız[…]. Yaratıcı ızdırabın gazileri oldunuz. Kazanılmamış acıların kurtarıcı olduğu inancıyla çalışmaya devam edin.”

– Martin Luther King Jr.

Acı çekmekten kaçınarak yaşama tuzağı

Gerçekte, az sayıda insan bilinçli olarak acıyı yaşamak istediklerini söyleyecektir. Bununla birlikte, bilinç dışı düzeyde farklı bir şey meydana geliyor. İnsanlar aynı taşa binlerce kez takılır ve ızdırap dolu durumları körü körüne yaşamaya devam ediyorlar. Ama bu başka bir hikaye.

Mesele şu ki, bu söylediklerimiz ızdırap çekmemiz gerektiği anlamına gelmiyor. Bizim amacımız daha ziyade acıdan kaçınarak yaşama eğilimine dikkat çekmek. Hayatımızdaki acıları seçmiyoruz, zaten hayatın içinde olan bir şey acı çekmek. Bunu inkar etmek, önlemek ya da görmezden gelmek, bizi daha mutlu kılmayacaktır. Tam tersine, üstesinden gelmesi çok daha zor acıların başlangıcı söz konusu olabilir.

Şu anki arzunun en rahatsız edici yönü, bir aldatma biçimi haline gelmesidir. Birisi size “Nasılsınız?” diye sorduğunda, kendinizi iyi hissetmediğiniz hâlde yalan söylemek zorunda kalırsınız. Cevabınız “Çok iyi” olmalıdır. Bu “aptallığı” savunan insanlar, doğru olmasa bile böyle yaptığınızda kendinizi iyi hissedeceğinizi söylerler. Aynı şekilde, “Kötü, acı çekiyorum” diye cevaplarsanız, insanlar sanki bulaşıcı bir hastalığınız varmış gibi yanınızdan kaçacaktır.

acı çekmekten kaçınarak yaşamak

Sahte mutluluk

Psikanalist Dr. Luis Hornstein, birçok insanın benzer acı kalıplarıyla terapiye geldiğini söylüyor. Örnek olarak başkalarına aşırı bağımlılık, değer algısında ciddi sorunlar, öz saygıdaki iniş-çıkışlar ve anlamlı ilişkiler kurmakta güçlük verilebilir. İnsanların egzotik ve benzersiz rahatsızlıkları olduğu Freud döneminde yaşamıyoruz artık. Günümüz dünyasında acı çekmek bile standart hale geldi.

Acı çekmekten kaçınma isteği de norm haline gelmiştir. Bu yüzden birçok insan acı çekmeye son vermek için gidip yardım arıyor. Acılarının ardındaki nedenleri anlamak ve bunun üzerinde çalışmak yerine sadece acıdan kurtulmak istiyorlar. Bu yüzden, bu imkansız görevi yerine getiremedikleri zaman, psikoterapiden vazgeçiyorlar. Bu yüzden kör bir aşka, saldırgan bir takıntıya ya da kaçış sağlayan bir alaycılık davranışına kapılıyorlar.

Büyümek için acı çekmemiz gerektiğini unuttuk. Duygusal acı, imkansız fantezileri gerçek yerlerine koyup sınırlar ve kayıplarla başa çıkmayı öğrenmemizi sağlayan şeydir. Acı çekmekten kaçınarak değil, acıyla yüzleşerek büyüyebiliriz.

acıdan kaçınarak var olmak

Mutlu olmayı öğrenme

Mutluluk, geçici bir başarının veya bir coşku anının ötesine geçen bir şeydir. Ayrıca her duruma uygun olumlu ifadelerden çok daha fazlasıdır. Yaşadığımız her deneyimden yararlanmayı öğrendiğimizde ve karşılaştığımız her şeyle yüzleşebileceğimize inandığımızda mutlu oluruz.

Ayrıca savunmasız varlıklar olduğumuzu, belirsizliğe ve sınırlara maruz kaldığımızı kabul ettiğimizde biraz daha mutlu oluruz. Acı çekmekten kaçınarak yaşamaya çalışmak mutluluğun tersidir. Acıyı reddetmek, kendimizi inkar etmektir. Aynı şekilde, bizi daha iyi insanlar haline getirecek acı anlarındaki büyüme fırsatını da reddetmektir.

Allouch, J. (2006). Erótica del duelo en tiempos de la muerte seca. El cuenco de plata.