Dost Dediğin…

· Aralık 11, 2017

Dost dediğin parti bittikten sonra etrafı temizlemek için yanınızda kalandır; partiye hazırlanmanıza yardım eden, hatta kendi hikayesinden başka hikayelerin de baş rolünde bir süre olacağı motivasyonuyla siz olmadan da hazırlık yapandır.

Son dakikada ona ihtiyacınız olabileceğini bildiği için en sonuna kadar sizinle birlikte bekleyendir. Aklınızı okumasa da gözünüzdeki kıvılcımdan ya da ellerinizin titremesinden ne düşündüğünüzü anlayandır. Zamandan bağımsız bir ortaklık ve yakınlıktan oluşan tarafını gördüğünüz insanlardır.

Dostlar, dibe vurduğunuz ve zirvede olduğunuz zamanları beraber yaşadığınız kişilerdir ve iki durumda da onların varlığına minnettar olmuşsunuzdur. Çünkü dibe vurduğunuzda onlarsız daha kötü olursunuz, cennet ise onlarsız aynı olmayacaktır.

Dostunuzda kendinizden bir parça bulur ve hayran olduğunuz tuhaf bir tarafını görürsünüz

Dostlarınızda hem kendinizden bir parça bulursunuz hem de size tuhaf ve farklı gelen, hayran olduğunuz başka bir parça. Dost, siz gülmek için bir sebep bulamadığınızda sizden bir gülücük koparabilmeyi becerendir. Sinirlerinize hakim olamadığınızda size sabredendir. Ayrıca korkmak için bir sürü neden olsa da sizi cesaretlendiren ve her şeyi kaybetmiş gibi hissettiğinizde neşeli ruhunu kaybetmeyendir. “Giyinip dışarı çıkmam hiçbir şekilde mümkün değil” deseniz de ısrar etmekte kararlı olandır.

Onun olanın sizin de olduğunu sevgiyle size hatırlatan, evinin kapısı size her zaman açık olandır. Başka işlerini bırakmak zorunda kalsa da sizi duraktan almaya gelendir. Sizin de daha sonra ona yardım edeceğinizi, gezmekten çok yorulmuş olsanız da bunu yapacağınızı bilir.

Elbette toplanmış bir ev ya da misafir yatağı beklemeyin. Birbirinizi uzun zamandır görmemiş de olsanız, paylaştığınız güven sizi onun günlük hayatının bir parçası yapar. Sizi görmeye can atarlar, sizinle konuşmaya, sizi dinlemeye…

ayaklarını sarkıtmış üç çocuk

“Dostluk, mutluluğu artırır ve derdi hafifletir; bunu neşemizi ikiye katlayarak ve yasımızı paylaştırarak yapar.”

– Cicero

Dost sizin özünüzü görür ve siz de onunkini görürsünüz

Dost, hikayelerini ondan daha iyi bildiğinizdir. Kaybettiği bagajının hikayesini sayısız kere dinlemişsinizdir. Japonya’da, komşudan fena görünmediğini düşündüğü o çamaşırı almak zorunda kalana kadar aynı iç çamaşırıyla hayatta kaldığı günleri. Daha sonra ne kadar korkunç göründüğünü söylemesi ve bu hikayeyi her anlattığında o çamaşırı farklı şekilde hayal ettiğiniz için gülmeniz…

İnternetten Japonya’da iç çamaşırlarının nasıl göründüğüne bile bakmışsınızdır… ve çok çok çirkin olanlarını bulmuşsunuzdur. Hatta hikayeyi tamamlamak için bu fotoğrafları cep telefonunuza indirmişsinizdir. Hayatlarının bir kısmı sizin hayatınızın da bir kısmı olmuştur ve doğal olarak sizinki de onların.

arkadaşının kulağına sırlarını fısıldayan küçük kız

“Mutlu zamanlarımızda arkadaşlarımız bizi tanır; sıkıntılarımızda ise biz arkadaşlarımızı tanırız.”

– John Churton Collins

Dost dediğin…

Dost dediğin size cevap verme fırsatını kaçırmayan ya da sizi sonraya bırakmayandır, özellikle de özenle hazırlanmış bir cevaba ihtiyacınızın olmadığını düşündüğü zamanlarda. Yalnızca onun orada olduğundan emin olmak istersiniz. Dost, sadece sizinle daha fazla vakit geçirmek istediği için yanınızda kalandır; iyi biri gibi görünmek ya da size bir şey olacağından korktuğu için değil.

-Ama zaten yakında oturuyorum.
-Peki, yine de seninle geleceğim.

iki arkadaş şeklinde kesilmiş kağıt

Onlar çok nadir bulunur, türünün tek örneğidir ve size karşı davranış şekli kendine özgüdür. Duruma göre narin ya da dayanıklıdırlar. Fakat her şeyden önce sırf arkadaşınız olduğu için olağanüstüdürler… ve onlar gibisi yoktur. Ancak, aynı zamanda da ilginç bir şekilde birbirinize benzersiniz.

Dostlarından hiçbiri birbirine denk değildir. Ancak, aynı zamanda da ilginç bir şekilde birbirinize benzersiniz.

Dostlar, “saçmalık” diyerek ve hüzün gözyaşımıza mutluluk gözyaşları katarak yaralarımızı iyileştirirler. Bir sorunu çözmek için fikir almaya ihtiyaç duyduğunuzda ciddileşirler; problem havasını dağıtarak daha sonra çözmeye bırakmak için dinlemeniz gereken zamanda da bunu yapmayı reddederler… çünkü her zaman size geri dönerler.