Bazı İlişkiler Tuzlanmamış Yumurtlar Gibidir

20 Ağustos, 2017
 

Bazı ilişkiler tuzsuz yumurta gibidir: tatsız, anlamsız ve sizi uzun vadede boğan monoton bir duruma benzerler. Bu, her ne kadar onlar bu durumu geçici ve normal bir şey olarak görse de, bu çiftlerin çoğunu etkileyen bir gerçektir.

Ancak, istediğiniz sürece bunu değiştirebilirsiniz. Aşkınızın filizlendiği ilkbahar günlerine yaklaşmaya ve birbirinizden uzaklaştığınız soğuk kış günlerinden uzaklaşmaya başlayabilirsiniz. Sevgi bizler gibi yaşlanmaz. Eğer yaşlanıyor, eskiyor gibi hissediyorsanız, buna izin veriyorsunuz demektir. Belki de bu onu korumaktan ve yetiştirmekten bıkmışsınız demektir.

“Duygusal dürtüler ölmemek için özgürce hareket edebilmeli”.

– Walter Riso

Kucaklaşmaları, sevgi gösterilerini ve sevgi dolu sözcükleri geçmişe sakladığımız bir kasaya kilitleme hatasına düşüyoruz. Halbuki eskiden, sevdiğiniz kişilere olan sevginizi göstermeniz ne kadar da önemliydi. Bunu yapmayı ne zaman bıraktınız ve varsayımların konforlu kollarına kendinizi bıraktınız?

Tatsız, yaşlanan bir aşk

Sevginin tükendiğini, öldüğünü ve zamanla değiştiğini defalarca duyduk. Kendimiz hakkında daha iyi hissetmek ve iyi yapamadığımız şeylerin sorumluluğunu almamak için zamanın hızla geçişini suçlarız.

Sadece kendimize karşı bir hata yapmakla kalmıyoruz, aynı zamanda yıllar önce bu kadar çaba ve tutku ile savaştığımız ilişkilerimizi de bir yana bırakmış oluyoruz. Şimdi elimizde olduklarına göre, çaba göstermeyi bırakabilir miyiz? Bir defa ile başladık, derken iki, derken üç oldu. En sonunda da sevginin basit bir hatıraya dönüşmesine izin veren iki kişi haline geldik.

 


Bu, varsayımların ortaya çıktığı nokta olup, kişilerarası ilişkilerimizde çok fazla yanlış anlaşılmaya neden olur. Ancak romantik ilişkiler üzerinde en büyük etkiye onlar sahiptirler. Tekrarlamak, her zaman aynı şeyi söylemekten bıkmak, karşınızdaki kişiyi cepte bilmekten çok daha iyidir.

“Kocama onu sevdiğimi söylemeliyim, o bunu zaten bilmiyor mu?” “Ona bir öpücük vermek zorunda değilim, zaten onu sevdiğimi biliyor” “İnsanların içinde kucaklaşmak için çok yaşlıyız.” Eminim bu düşüncelerin bazıları size aşinadır. Birçok çift aynı şeyi düşünüyor.

Hiçbir şey hissettirmeyen veya acı çektirmeyen, yüzeysel olan ve monotonluk ile yönetilen bazı ilişkiler vardır.

Ancak, geçmişte hayatınızın aşkına sonsuz defa “Seni seviyorum” demekten çekinmemiştiniz. İşe gitmek için kapıdan çıktıklarında onlara hep bir öpücük verdiniz. Ellerini tutmak için durumun uygunluğunu veya onlara beklenmedik bir anda sarılmak için doğru zaman olup olmadığını düşünmediniz. Onlar sadece içinizden geldi. Eşinize kendinizi yakın hissetmek istediniz. Nasıl hissettiğini tekrar tekrar göstermek istediniz.

Aşkın ölmesine izin veriyoruz

 

Aradaki alev kendi kendine sönmüyor; Bizler onu kendi ellerimizle söndürüyoruz. Ateşi alevlendirmeye devam edip bu durumdan kaçınabiliriz. Alevin sönmesinin nedenlerinden biri de, eskiden partnerinize söylemekte çok ısrarcı olduğunuz o sevgi kelimelerini artık söylemeye üşeniyor oluşunuz. Zaten önceden yapıp başardığınız bir şey için kendinizi tekrar yormuyorsunuz ve sonuç olarak da alev sönmüş oluyor.

Birçok kişi ilişki başlangıcında ellerinden gelen bütün emeği verirler. Şişirilmiş bir balona benzerler. Fakat istedikleri şeyi elde ettiklerinde, artık neredeyse hiçbir şey yapmadıkları, ilişki için hiçbir emek vermedikleri bir hale gelirler. Bu şekilde davranınca, neden her şeyin değiştiğini, neden o eskiden güçle yanan alevlerin söndüğünü hala merak ediyor musunuz?


Yanlış davranışlarımız yüzünden ilişkilerimiz yenik düşüyorlar. Zamanla partnerimizi düşünmeyi bırakıp kendimize yöneliyoruz. Kendimize onların her şeyi “zaten bildiklerini” söyleyerek emek vermeme konusunda kendimizi ikna ediyoruz.

Sevginin hala var olduğunu biliyoruz, sessizliğini koruyup kendini pek belli etmeyese de, orada bir yerde mevcut. Belki de, bu çekingen, sessiz aşk, bazen bizleri şüpheye düşürüyor.

 

İlişki tek başına ilerleyemez, kendi kendini götürecek bir güce sahip değildir. Her geçen gün daha fazla özen göstermeniz gerekir, çünkü geçen yıllar içerisinde karşınıza daha çok güçlük çıkacak, ilişkiyi tehdit eden daha fazla unsur oluşacaktır ve siz bunlarla mücadele etmek için daha çok emek vermeli ve ilişkinizi korumalısınız. Dışarı çıktığınızda etrafta elele yürüyen, birbirlerine saygı ile bakan ve sevgilerini gizlemeyen o yaşlı çiftleri gördüğünüzde kendinize sormadan edemezsiniz… “Bunu nasıl başarıyorlar?”. Onlar bunu birbirlerine karşı gösterdikleri dürüst, saygılı ve samimi bir yaklaşım sayesinde başarıyorlar.

Bu, tekrarlardan veya rasyonel düşüncelerden sıkılmayan, karşılıklı bir his. Bir şeyler düşünmeye, varsaymaya ve bu varsayımlara inanmaya başladığınızda aşk güçsüzleşiyor, zayıflıyor. Aşk, tümüyle hissedilmek ve deneyimlenmek için özgür olmalıdır. O hiçbir zaman sıkıcı bir şey değildir, biz onu sıkıcılaştırırız. Hiçbir zaman sıradan bir şey olmaz, biz onu öyle yaparız.


İlişkiler, her iki tarafın da hem şu an hem de gelecekte sonsuza kadar emek vermeye hazır olmasıyla devam eder. İlişkileri sağlam kılan şey yıllar değil, kişilerin tutumudur.