Anksiyete ve Sürekli Yorgunluk

26 Kasım, 2020
Anksiyete sorunu yaşayan insanlar genellikle hayatlarını olumsuz yönde etkileyen, sınırlayan ve hiç bitmeyen bir tür bitkinlik hissederler. Bu problemin nedeni, detaylı araştırılan ve iyi bilinen faktörlere dayanmaktadır. Konuyu aşağıda sizler için analiz ettik.

Anksiyete ya da kaygı sorunlarım olduğunda kendimi neden bu kadar yorgun hissediyorum? Pek çok insan bu tür zorlu psikolojik süreçlerden geçerken bu soruyu kendisine sorar. Vücutları kendilerine daha ağır gelir, kasları ağrır, göğüs bölgesinde bir baskı hissederler ve oturup biraz enerji toplamak istediklerinde buna hiç vakit bulamazlar. Peki bu durum neden kaynaklanmaktadır? Bu sorunu nasıl açıklayabiliriz?

Bu gerçeklik, 20. yüzyılın başından itibaren ve daha belirgin bir biçimde I. Dünya Savaşından bu yana üzerinde çalışılan bir konudur. Cepheden dönen askerler sadece vücutlarındaki fiziksel yaralardan dolayı değil diğer problemler nedeniyle de hastanelerde tedavi altını alınmıştır. Bunlardan pek çoğunda anksiyete ve depresyon bozuklukları görülmüştür. Buna ek olarak mental sorunların yanında yaygın olarak ortaya çıkan bir diğer semptoma daha rastlanmıştır: aşırı derecede ve sürekli bir yorgunluk.

Doktorlar bu duruma “savaş yorgunluğu” adını vermişlerdir. Ancak aradan bunca zaman geçtikten sonra bu klinik gerçeklik ve psikolojik durumla bağlantılı olarak görülen tüm biyokimyasal ve psikolojik süreçler çok daha derinlemesine araştırılmış ve anlaşılmıştır. Şimdi bunları biraz daha yakından inceleyelim.

yorgun bir kadın

Anksiyete Problemi Yaşarken Yorgun Hissetmenin Nedenleri

Aşırı yorgunluk ya da bitkinliğin iki kaynağı bulunmaktadır. Bu durum ya uzun süre devam ettirilen fiziksel bir efor sonucu ortaya çıkar ya da bunun tam tersi psikolojik nedenlere bağlıdır. Büyük bir olasılıkla bu ikinci neden birinciye oranla daha fazla çelişkiler ve tutarsızlıklar içerir. Ancak yine de konuya ilişkin günümüze dek yeterince bilgi elde edilmiş bulunmaktadır.

Kanada’da bulunan Manitoba Üniversitesi psikiyatri bölümünde yapılan bir çalışmada oldukça ilginç bir detay analiz edilmiştir. İş dünyasında depresyon ve anksiyete bozukluklarının yarattığı etki çok yoğun ve yaygındır. Çalışanların istirahat alma nedenleri arasında en sık rastlanan başlıklardan biri aşırı yorgunlukla bağlantılıdır. Pek çok kişi odaklanma sorunu yaşamakta ve hedeflerine ulaşma konusunda yeterince üretken çalışamamaktadır.

Bunun da ötesinde normal bir hayat sürme konusunda yaşanan sorunlara da sık bir biçimde rastlanmaktadır. Yapmaktan hoşlandığımız açık havada yürüyüşe çıkmak ya da boş zamanları güzel aktivitelere ayırmak gibi şeyler için gerekli efor ve enerji bu olumsuzluğu yaşayan kişilere çok fazla gelir. Peki bu durum neden kaynaklanmaktadır? Kaygı bozuklukları bulunan bir kişi neden kendisini bu denli yorgun hisseder? İşte bu durumun ortaya çıkmasına yol açan en yaygın nedenler şunlardır.

Adrenalin ve Anksiyete: Dinlenmeyen Fiziksel Aktivasyon

Hem stres hem de anksiyete adrenalin ve norepinefrin üretiminin artmasına neden olur. Bu iki hormonun tek bir amacı vardır: reaksiyon göstermemize yardımcı olmak ya da bir tehditten uzaklaşmak.

  • Bu sayede kalp atış hızını ve nefes alıp verme sıklığını artırmak, kan basıncını yükseltmek ve aynı zamanda kortizol salımını aktif hale getirmek mümkün olmaktadır. Normal şartlar altında bu reaksiyonun kısa süreli olması gerekir. Yani tehdit ortadan kalkınca kişinin vücudu normal işleyişine ve olağan hormon seviyelerine geri döner.
  • Ancak gözle görülür bir tehdit olmadığı halde anksiyete ya da kaygı sürekli bir hale gelince bu iki hormonun vücutta sürekli bir biçimde bulunması kişiye zarar vermeye başlar. Bunun sonucunda da aşırı yorgunluk, baş ağrısı, sindirim problemleri ve taşikardi gibi farklı sorunlar ortaya çıkar.

Ortalama olarak bir insan anksiyete bozuklukları yaşıyorsa tek fark edilen semptom bitkinlik değildir. Bu tür durumlarda yukarıda belirttiğimiz diğer sorunların pek çoğunun görülmesi olasıdır. Tüm bunlar sürekli bir biçimde aktive olan ve bir şeye reaksiyon göstermeye hazır halde bulunan bir vücut ve organizmanın doğal ve açık sonuçlarıdır. Tahmin edebileceğimiz gibi böyle bir durum ise son derece yorucudur.

En Fazla Etkilenen Bölgeler: Kaslar

Sürekli olarak kaygı bozukluğu yaşayan ya da hayatının bir noktasında bu problemi çeken bir insan mutlaka bu durumun yarattığı etkileri fark edecektir. Çünkü bu psikolojik durum vücudu ağırlaştırır. Bacaklar ağrımaya başlar, kollar kendi ağırlıklarını dahi zorla taşır, boyun ve sırt bölgeleri de diğer en fazla etkilenen bölgelerdir.

Kaslar, anksiyetenin en fazla etkilediği bölgelerdir. Bunun nedeni, beynin enerjinin büyük bir bölümünü algıladığı tehdide karşı savaşmak ya da kaçmak üzere gerekli olan reaksiyonu göstermek  için bu bölgelere taşımasıdır. Günler boyunca biriken gerilim kendisini ağrı ve bitkinlik olarak gösterir.

Beyniniz Size Mesaj Veriyor Olabilir

Anksiyete bozukluğu yaşayan bir kişi neden kendini yorgun hissettiğini merak ediyorsa, önemli bir detayı da gözden kaçırmaması gerekir. Belki de vücudu o kişiye bir şeyler söylemek istiyor olabilir. Bu yorgunluğun beyindeki bir savunma mekanizmasından kaynaklanıyor olma ihtimali de bulunmaktadır. Yani beyin, bizi durdurmak ya da durmaya zorlamak için genel olarak bir yorgunluk sinyali üretiyor olabilir.

Ancak bir detayın mutlaka dikkate alınması gerekir. Anksiyete nedeniyle ortaya çıkan yorgunluk tek seferde otuz saat uyuyarak geçmez. Yani fiziksel olarak dinlenmek mental sorunları çözmeyecektir.

Beyin tarafından üretilen genel yorgunluk sinyali aynı zamanda durup düşünmemizi ve hayatımızı gözden geçirmemizi ister. Bu bağlamda en iyi ve en uygun stratejiler, alışkanlıklarımızı değiştirmek, önceliklerimizi belirlemek, duygularımızı kontrol altında tutmak, geçmişi iyileştirmek ve sorunlarımızı ortaya koymak olabilir.

üzgün bir adam oturuyor

Organik Faktörleri Gözden Kaçırmayın

Anksiyetenin çok sayıda psikolojik ve organik sonuçlara yol açtığını biliyoruz. Bunlar arasında sürekli olarak endişe duymak, konsantrasyon sorunları, uyku bozuklukları, mide ağrısı ve fiziksel bitkinlik ilk başta sayabileceklerimiz arasında bulunmaktadır. Bu noktada sürekli yorgunluğun kesin olarak bu mental durumdan kaynaklandığını düşünmemek gerekir.

O nedenle neler olup bittiğini daha iyi anlamak için bir doktora başvurmak en iyi yöntemdir. Çoğu kez bu tür aşırı yorgunluklar tiroid değişimleri, anemi problemi vb. sorunların kaynağı olabilir. Anksiyete problemlerinin tedavisi için psikolog yardımı almak ve aynı zamanda aile doktorunun gözetimi altında bulunmak tavsiye edilmektedir.

Vücudunuz konuştuğunda sadece onu dinlemeniz yetmez; aynı zamanda ona ihtiyacı olan yanıtı da vermelisiniz.

  • Enns W. William, Bernstein. Charles (2018) The association of fatigue, pain, depression and anxiety with work and activity impairment in immune mediated inflammatory diseases. Plos One. doi: 10.1371/journal.pone.0198975