Ailemizin Geçmişi Hayatımızı Mahvedecek Mi?

27 Eylül, 2020
Eninde sonunda, ailemizde sevmediğimiz şeylerin bizim de bir parçamız olduğunu fark ederiz.

Ebeveynlerimizin kusurlarını kendimizde görmekten daha kötü bir şey yoktur. Bu kusurlarla baş etmenin ne kadar zor olduğunu hatırlamak delicedir, beğenmesek de aslında ailemizin geçmişi bizim de bir parçamızdır. Bu benzerliğin neden olduğu rahatsızlık o kadar büyüktür ki, çoğu zaman inkar etmekten başka yapacak bir şey yoktur. Bu inkar da bu kusurları başkalarına yüklememize sebep olur. Psikanalitik bir terim olarak buna yansıtma denir.

Diğer ilişkilerde, aile üyelerinin sahip olduğu şemaları tekrar etmek çok yaygındır. Büyürken öğrendiğiniz şeyler, sizi bugüne kadar takip etmiştir. Bunu fark etmek size şu soruyu sordurabilir: “Ailemin kaderine mahkum muyum?” veya “Ailemin yaptığı hataların aynılarını mı yapacağım?”

Ailemizin Geçmişi Neden Önemlidir?

Ailemizin geçmişi genetik çalışmaların ötesine geçer. Annenizin karnından çıktığınızdan itibaren öğrenme süreci hiç durmaz. Aslında, doğmadan bile bir şeyler öğrenirsiniz. Her gün gördüğünüz şeyleri taklit etmeniz çok normaldir. Göz açıp kapayıncaya kadar, etrafınızdakiler kendilerini nasıl anlatıyorlarsa siz de o şekilde kendinizi anlatıyor olursunuz. Duygularınızla da onlar gibi başa çıkarsınız. Bir şekilde, bu insanlar sizin rol modeliniz haline gelir.

ailemizin geçmişi

Aslında, çocukların kendilerini ebeveynlerinden ayırt edemediği bir gelişme dönemi vardır. Fakat, sonraki dönemlerde, çocuk “benliğini” geliştirir ve bağlı olduğu figürlerden bağımsız olduğunu anlar. Bu aşama, özellikle kişinin benliğini ilan ettiği ve ailesinin geçmişini reddettiği ergenlik döneminde çok belirgin olarak ortaya çıkar.

Dahası, bu bağlı olunan figürler, model alınan tek örneklerdir. Çocuklar, çocukluk dönemlerinde ebeveynlerini idealize ederler. O kadar ki, psikoanalitik teorilere göre, Oidipus veya Elektra kompleksi olarak bilinene ebeveynine aşık olma durumu vardır.

Ailemin Yaptığı Hataların Aynılarını Yapacak Mıyım?

Hayır, ailenizin geçmişine mahkum değilsiniz. Eğer ailenizden farklı olmak istiyorsanız, olursunuz. Öğrendiğiniz veya gördüğünüz bütün şemalar tabii ki kişiliğinize işlemiştir. Bu yüzden, bunların bazılarını kendinizde fark edebilirsiniz. Fakat, sadece bu şemalardan ibaret değilsiniz. Kişiliğinizi bütün hayat tecrübeniz oluşturur.

Romantik, arkadaşça veya kardeşinizle kurduğunuz yeni ilişkiler, içinizde taşıdığınız bütün şemaları değiştirir. Bu bağlamda, aile geçmişinizi bir yük olarak görebilirsiniz. Fakat, ailemizin geçmişi, soyumuzun devam etmesi için sahip olmamız gereken, değerli bir şeydir. İnanın veya inanmayın, ailenizin geçmişini iyileştirmeniz mümkündür.

Ünlü psikiyatrist Sigmund Freud’un kızı Anna Freud, savunma mekanizmaları konusundaki teorileri ile psikiyatriye temel katkılarda bulundu. Gördüğünüz gibi Anna Freud, babasının mirasını sürdürdü ve bir adım daha ileri gitti.

Anna Freud ve Sigmund Freud

Ailemizin Geçmişini İyileştirmek

Bağlanma figürlerinin sizi yıllar boyunca nasıl etkilediğini tam olarak anlamak için aile geçmişinizi anlamak önemlidir. Ancak bu, aile üyelerinizin yaptıklarını siz de tekrar edeceksiniz anlamına gelmez. Onaylamadığınız eylemleri tekrarlamanıza gerek olmadığını unutmayın. Sonuçta, siz onlardan ayrı bir bireysiniz.

Bu bakış açısından bakan psikoterapilerden birisi aile terapisidir, çünkü tam olarak şu anki aile durumunuzu ve hatta jenerasyonlar öncesini aydınlatmaya çalışır. Bu da kişinin tekrar eden ve acı veren bilinç dışı benzer şemaları sürdürmesi yerine, harekete geçmesine yardımcı olur.

Sonuçta, siz aile üyelerinizin bir varisisiniz. Olumlu şeyler, size gurur veren şeyler ve size rahatsızlık hissettirenler de sizin mirasınızdır. Ancak, bu geçmişi iyileştirmek ve kendinizin en iyi versiyonunu gelecek nesillere aktarmak tamamen size bağlıdır.