Addams Ailesi: Ölümün Çekiciliği

Şubat 13, 2020
Adams Ailesi bizi yıllar boyunca büyüledi. Peki bu başarısının sırrı neydi ve bu düşkünlüğümüzün ölüm kavramı ile ilgisi var mı?

En basit şekliyle Addams Ailesi ikonik bir yapımdı. On yıllar boyunca sayısız defa yeniden çekildi ve farklı şekillerde uyarlandı. Peki bu kadar başarılı olmasını sağlayan şey neydi? Neden böylesine dehşet bir hikayeye gülebiliyoruz? Ölü kültünün güzel ve çekici tarafı ne olabilir, hiç düşündünüz mü? Bu yazıda bu sorulara bazı cevaplar arayacağız.

Addams Ailesi şüphesiz televizyon ve sinema dünyasındaki en ünlü ve bilinen aile. Dünyanın en acayip ailesi yıllar boyunca korku dolu gecelerimizi aynı zamanda eğlenceli bir hale getirdi. Bu aile ölümle dalga geçiyor ve ölüme karşı bakış açısıyla bizi şaşırtıyor.

Korku insanları neden büyüler?

Korku filmleri söz konusu olduğunda, bizi şaşırtacak filmleri izlemek isteriz. Oturduğumuz koltuğun konforu ve sakinliği ile korkuyu deneyimlemek isteriz. Korku hissini yaşamak isteriz, ancak aynı zamanda ekranda gördüğümüz şeylerin sadece bir kurgu olduğunu da biliriz. Bir şekilde bu deneyim bize zevk verir.

Bazı insanlar korku filmlerini eğlenceli bulur çünkü gerçeklikten çok uzak ögeler içerir ve birçok klişeyi içerisinde barındırır. Bazıları da basit bir şekilde korku filmlerinden hoşlanmaz.

İzleyiciyi korkutmak aslında göründüğünden çok daha karmaşıktır. Farklı duygular ve özellikle öznellik faktörü devreye girer. Bu söylediklerimiz komedi için de geçerlidir. Güldürme işi de aynı seviyede zor bir beceridir. Özellikle herkesin aynı anda aynı şeylere gülmesini sağlamak istiyorsanız, bu hiç de kolay değildir.

Peki o zaman tüm korku filmi klişelerini toplayıp bundan bir komedi yaratabilir misiniz? Addams Ailesi tam olarak bunu yapıyor, bu kadar başarılı olmasının nedenlerinden biri de bu.

Ölümün tarihçesi

Tarih boyunca ölümle eşleştirilen sayısız sanatsal yapıt meydana getirildi. Benzer şekilde, insanlık tarihi boyunca ortaya çıkan din ve tarikatların sayısı, yaşamdan sonra ne olduğu hakkında ne kadar çok düşündüğümüzü de gösteriyor. İnsanlar ölümü ve bilinmeyeni gerçekten de çok merak ediyor.

Bu durumun insan yaşamına birçok yansıması oldu. Mezarlıklar bile kendi içinde sanatsal mekanlara dönüştü. Buna verilecek en iyi örnek Milano’daki ünlü Cimitero Monumentale di Milano ve Buenos Aires’teki Recoleta Mezarlığı’dır. Aynı zamanda Mısır’daki piramitlerden ve taş gömütlerde bulunan tarih öncesine dair ölüm geleneklerinden de bahsetmemiz şart.

Memento mori

Kısacası, ölüme dair geçmişten günümüze gelen çok fazla gelenek ve bakış açısı var. Hangi kültüre veya coğrafyaya ait olduğunuzun bir önemi yok, Latince Memento mori (öleceğini hatırla) cümlesinde herkes tanıdık bir şeyler bulur. Çünkü emin olduğumuz bir şey varsa, o da herkesin bir gün öleceğidir. Ölümü ve sonrasını nasıl yorumladığınızın da bir önemi yok.

Ölüm kültü önce gizemle kaplandı ve zamanla korku filmlerinde kendini gösterdi. Bilinmeyen veya tehdit edici olan şeyler belli bir miktar dehşet üretir. Korku filmleri bu dehşet hissinden, gizemden ve hepsinden öte ölüm kavramından beslenir. Bu şekilde hayatta kalma dürtümüz üzerine birçok kitap yazılmış ve film çekilmiştir. Ancak ölüm kavramına başka bir şekilde yaklaşmamızın bir yolu var mı?

siyah beyaz Addams ailesi tablosu

Elbette korku filmleri zamanla evrildi ve değişti. Ancak kolayca fark edilebilen ve sıklıkla komediye neden olabilen bazı belli estetik unsurlara da sahiptir. Aslında bir korku filminden daha ürkütücü olan, ona gülebilme kabiliyetine sahip olmaktır. Bu şekilde sizi korkutan canavarlar arkadaşınız olabilir ve korkunç olduğu düşünülen çoğu şeye gülebilirsiniz.

Gotik edebiyat

19. yüzyılda, gotik edebiyat ciddi bir ilerleme yaşadı ve bunun sonucunda farklı alt janrlar ortaya çıktı. Günümüzde komedi-korku türü buna en iyi örnek olarak gösterilebilir. Bu noktada, örneğin Washington Irving’in senaryosunu yazdığı Hayalet Süvari aklınıza gelebilir. bu filmde korku ile kara mizah ögeleri birbirine geçmiş bir haldedir. Bu filmden sonra, birçok yapım korku temasını benzer şekillerde ele aldı.

Televizyonda ve sinemada gösterilen bazı komedi-korku filmleri diğerlerinden daha çok akılda kaldı; örneğin Gremlins (Joe Dante, 1984), Küçük Korku Dükkanı (Frank Oz, 1986), Hocus Pocus (Kenny Ortega, 1993), Çılgın Marslılar (Tim Burton, 1996) ve Beter Böcek (Tim Burton, 1988) çoğu insanın hala hafızasında. Sinema bazen bizi korkularımızla eğlenmeye davet eder ve bu şekilde hayatımızı saran kalıplaşmış şeylere gülebiliriz. 

Bu yazıya ismini veren aile, şüphesiz konu ölümle dalga geçmek olduğunda bu işi en iyi şekilde yapmıştır. Bu aile, dünyanın birçok yerinde her yaştan hayrana sahip. Addams Ailesi kahkaha ile korkuyu kimsenin daha önce yapmadığı bir şekilde birleştiriyor. Bu aile, birçok nedenden dolayı çoğu insan için komedi-korku türünün adeta tanımıdır.

wednesday addams ve Addams Ailesi

Addams Ailesi: Ölümcül komedi

Amerikalı karikatürist Charles Addams 1933 yılında The New Yorker için hazırladığı bir dizi karikatür ile herkesi şaşırtmıştı. Bu serilerde ölümcül ve korkutucu karakterler yer alıyordu ve kara mizahı kullanarak günlük hayatla dalga geçiyorlardı.

Birkaç on yıl sonra, 1960’lı yıllara gelindiğinde bu karikatür serisi ortadan kalkmıştı ancak Addams Ailesi için ilham olmuştu. O yıllarda televizyonda olan tek farklı yapım Addams Ailesi değildi, örneğin The Munsters da benzer bir yapımdı ve o yıllarda televizyonda gösteriliyordu.

Kara mizah ve korku filmi klişeleri, aslında modern değerleri eleştirir ve bunlarla dalga geçer. İnsanlar bir şekilde her şeyin normal olmasını garip veya tuhaf bulur. Diğer taraftan, alışılmadık ve farklı olana saygı duymakta zorluk çekebilirler. Korkuyu ve komediyi karıştıran teknik, tepetaklak olmuş bu hayali dünyanın içinde izleyiciyi eğlendirirken kendi değerlerini de sorgulamaya davet eder.

Hepimiz hayata bakışımızı etkileyen toplumların içinde doğduk ve bu şekilde doğru ve yanlış tanımlarımız oluştu. Ancak bu alt tür, izleyiciyi yeni bir perspektife yaklaştırabiliyor. Mizahı kullanarak geleneksel bakış açımızı yerle bir edebiliyor.

Addams Ailesi sinema ekranında

Addams ailesi televizyon ekranında sınırlı kalmadı; birçok filme, çizgi filme ve hatta müzikale konu oldu. Bu ailenin karakterleri aslında korku dünyasına ait kişiler, ancak ilginç bir şekilde günlük yaşamın içinde normal bir şekilde yer alıyorlar. Artık mahalle sakinlerini korkutan korkunç karakterler değiller, daha ziyade komşu olabilmek için çabalayan insanlar. Bazı açılardan bu konsept, ucube olarak nitelendirilen insanları işaret ediyor. İçinde yaşadığı toplumun normlarına uymayan kişiler farklı oldukları için genelde ucube olarak nitelendirilir.

Addams Ailesi, tüm değerleri yıkıyor ve kendi etiğini ve kurallarını inşa ediyor. Dünyamızı gözlemleyip, onlara tuhaf gelen şeyleri anlamaya çalışıyorlar.

Geleneksel değerleri ve kuralları, sorgulayabileceğimiz ve gülebileceğimiz bir hale getiriyorlar. Bunu yaparken de ironiden faydalanıyorlar. Bu sadece komedi-korku temalı yapımlar için geçerli değildir, aslında günlük yaşamın her yerine adapte edebileceğimiz bir şeydir. ”Normal dediğimiz şeyler anormal olsaydı ne olurdu? Eminiz ki bu normlara uymayan her şeyi eleştirirdik, tıpkı şu an yaptığımız gibi.

Buna örnek olarak Addams Ailesinden Morticia’yı verebiliriz. Morticia’ya güllerin çiçekleri olmadan daha güzel göründüğü ve mutlaka dikenli olması gerektiği öğretilmiş. Bu durumda muhtemelen siz de bütün güllerin çiçeklerini koparırdınız ve dikenlerini muhafaza ederdiniz. Mesela birileri çiçekleri ve yaprakları güzel bulsaydı, bu size tuhaf gelirdi. Yani her şey nihayetinde bakış açısına ve toplumun size öğrettiklerine bağlı olarak gelişiyor ve değişiyor.

Korkunun çekiciliği

Bu tür zıtlıklar aynı zamanda komedinin ortaya çıkmasını da sağlıyor. Değerler değişebilir; korkunçluk güzel kabul edilirse, o dünyada her şey sorgulanabilir. Buna ek olarak, şunu da unutmamak gerekir; birçok insan korku filmlerini ve korku hissini güzel buluyor. Ve güzellik tamamen öznel bir kavram.

İnsanlar ölümlüdür, bu dünyadaki vaktiniz öldüğünüzde son bulur. Peki neden bundan korkarız? Neden bu gerçekle dalga geçmeyelim? Addams Ailesi seneler boyunca bunu başarılı bir şekilde yaptı ve onları izlemek ölüm konusunda biraz olsun rahatlamamızı sağladı. Ölümü eğlenceli hale getirdiler de diyebiliriz.

Çoğu insanın hayatı trajik olaylarla doludur. Hayatlarımız şu an hayal ettiğimiz gibi olmayabilir. Bu yüzden gülmek en iyi terapi şeklidir ve sizi en karanlık anlarınızda rahatlatır.

Bu şekilde Addams Ailesi güzellik, doğru, yanlış, ahlak ve mizah konusundaki farklı yaklaşımlarıyla bizi büyülemeyi başardı. Bizi o kadar büyülediler ki, onlarca yıl geçmiş olmasına rağmen hala birçok insan bu ailenin film ve dizilerini izlemeye devam ediyor. Birçok insana hala ilham verebiliyorlar.