Mısır Kültürü İle İlgili 6 İlginç Bilgi

03 Şubat, 2020
Antik Mısır, tıp, bilim ve edebiyat alanlarındaki pek çok buluş ve yenilikle öne çıkmıştır. Aynı zamanda eski Mısır toplumunun, kendi zamanındaki diğer toplumlarla kıyaslandığında son derece eşitlikçi bir özelliğe sahip olduğunun da altını çizmek gerekir. Bunlar ve bunlara benzer pek çok nedenden dolayı şimdi sizleri insanlık tarihinin bu önemli parçasına kısa bir tura davet ediyoruz.

Mısır kültürü dünya tarihinin en hayranlık duyulan ve aynı zamanda hakkında en fazla efsane üretilen kültürleri arasında bulunmaktadır. Bu kültür, büyük olasılıkla dünya üzerine gelmiş en zengin uygarlıklardan biri olarak ön plana çıkmaktadır. Mısır tarihi, uzun yıllar boyunca büyük düşünürlerin, inanılmaz bilimsel buluşların, teknik ve akademik alanlarda büyük ilerlemelerin adeta beşiği konumunda olmuş bir medeniyeti barındırmaktadır.

Aslında Mısır, Mezopotamya’nın ardından meşhur hiyeroglifleri ile yazı dilinin geliştiği ikinci bölge olarak dikkatleri çekmektedir. Hiyeroglif kelimesi hiero (kutsal) ve glyph (oyma) kelimelerinin birleşmesi ile ortaya çıkmıştır. Hiyeroglifler, Mezopotamya topraklarında Sümerler ya da Akadlar’da görülmeyen bir yapıya sahiptirler.

Her ne kadar bu resimlerin okunması ve yorumlanması yüzyıllar içerisinde unutulmuş olsa da, konuyla ilgilenenlerin sayısı günden güne artmaktadır. Bu ilgi artışı, büyük oranda küreselleşen dünya ve sosyal ağların etkisiyle Mısır kültürünün yeniden canlanmasından kaynaklanmaktadır.

Piramidin içi

Mısır Kültürü İle İlgili 6 İlginç Detay

1. Piramitler Özgür İnsanlar Tarafından İnşa Edilmiştir

Yaygın kanının aksine piramitler aslında köleler tarafından inşa edilmemiştir. Bu yapılarda çalışan insanlar, üç aylık kontratlar yapmışlar, maaşlarını almışlar ve bunlara ek olarak oldukça mütevazı yerlerden gelmiş olmalarına rağmen son derece saygı duyulan kişiler haline gelmişlerdir.

Bu insanlara o kadar hayranlık duyulmuştur ki, eğer biri inşaatta çalışırken ölürse Giza nekropolünde (mezarlığı) bulunan mezarlardan birine gömülme hakkına sahip olmuştur. Bu sayede, yaşadıkları dönemde büyük bir onur olarak kabul edilen firavunların piramitlerine daha yakın olmuşlardır. Diğer taraftan köleler sadece günlük işlerde kullanılmışlardır.

2. Kedilere Bayılırlardı

Mısırlıların kedilere adeta taptıklarını pek çok insan bilir. Ancak bu insanların büyük bir kısmı, bu hayvanlara karşı duyulan büyük saygının derecesini anlamakta güçlük çekerler. Çünkü Mısır kültürü bu hayvanları tanrı Ra’nın yeniden hayat bulmuş hali olarak görmektedir. Onun üzerine düşen rol de yılan Apofis’i (kaosun ve kötülüklerin vücut bulmuş hali) öldürmek olmuştur.

Sonuç olarak Ra figürü tanrıça Bastet’in bir kulu olarak görülmektedir. Evlerin koruyucusu ve savaş tanrıçası olan Bastet, kedileri kutsal ve dokunulmaz birer varlık haline dönüştürmüş ve bir süre sonra da evcil hayvanlar haline getirmiştir.

3. Kireçli Harcı İcat Ettiler

İnşaat malzemelerini üretmek için kullanılan bu karışım Mısırlılar tarafından bulunmuştur. Bu maddeyi piramitlerin temellerini uygun şekilde düzeltmek için kullanmışlardır. Ancak günümüzde devam eden tartışma konularından biri bu icadın ortaya çıkmasının Etrüskler ile bir ilgisinin olup olmadığıdır.

Yaklaşık olarak M.Ö. 2600 yıllarında inşa edilen Keops Piramidi, yapımında kirecin kullanıldığı ilk yapı olarak tarihe geçmiştir. Bu andan itibaren farklı türlerde sıvalar ve alçılar kullanılmaya başlanmış, bunların arasında alçı kalıpları, kenar alçıları ve dekorasyon amaçlı kullanılan alçılar da yer almıştır.

4. Yunan ya da Roma Toplumlarına Göre Çok Daha Eşitlikçi Bir Yapıya Sahipti

Antik Mısır’da kadınlar, kendi çağdaşları olan Roma ya da Yunan toplumlarına oranla çok daha fazla hakka sahip olmuşlardır. Aslında Mısır kültüründe boşanma bulunmaktaydı. Ayrıca kadınlar, Kelt kültüründe olduğu gibi miras alma hakkına da sahiptiler. Kadınlara karşı taciz gibi olumsuz durumlar ise kabul edilmeyen ve hoş görülmeyen davranışlar arasında bulunmaktaydı.

Bunlara ek olarak kadınlar kendi işlerini kurabiliyor ve ticari pek çok alanda faaliyet gösterebiliyorlardı. Bunların bir çoğu elbette sağlık ve annelik ile ilgili iş dalları üzerinde yoğunlaşmıştı.

“Cennet krallığı aslında sizin içinizde bulunuyor ve her kim kendisini tanıyorsa oraya ulaşacaktır.”

– Mısır atasözü

Ramses ve Musa satranç oynuyor

5. Heykellerin Sol Ayakları Her Zaman Sağ Ayaklarının Önünde Durmaktadır

Antik Mısır’ın altın çağında yapılan heykellerin hangisine bakarsanız bakın, sol ayağın hep daha önce olduğunu fark edeceksiniz. Bunun nedeni Mısır kültüründe, kalbin sol tarafta bulunmasından dolayı sol tarafın hayat tarafı olduğuna inanılmasıdır.

Tapınaklara yapılan saldırılarda Mısır’ın düşmanları bu yapıların sol bacaklarını ve ayaklarını yok etmişlerdir. Böylelikle, sembolik olarak o firavunun “hayatını” yok ettiklerini ve sonsuza dek unutulmaya mahkum olmasını sağladıklarını düşünmüşlerdir.

6. Yas Rengi Kırmızıydı

Eski Mısır’da siyah renk ilginç bir biçimde iyi şansla ilişkilendirilmiştir. Bu inanış, Nil havzasının siyah rengi ile bağlantılı olarak kehanet tanrısına dayandırılmıştır. Nehrin bu rengi alması yüksek miktarlarda alüvyon taşıdığına ve böylelikle bir sonraki hasat döneminin son derece bereketli geçeceğine bir işaret olarak gösterilmiştir.

Buna karşın kırmızı renk tabut içindeki renkle bağdaştırılmıştır. Bu rengi ayrıca yaşamın hiddetini betimlemek, savaştaki saldırganlıkları temsil etmek ve daha az sembolik de olsa, ancak en zengin ailelerin cenaze törenlerinde kurban edebildikleri hayvanların kanını betimlemek için kullanmışlardır.

Mısır kültürü, bugün sahibi olduğunu düşündüğümüz çok sayıda kültürel ve aynı zamanda çok da kültürel olmayan ögelerin gelişmesine yardımcı olmuştur. Tıp alanında ve bilimsel alanda getirdiği yeniliklerin bugün pek çok uygarlığın çok daha ilerisinde bir seviyeye sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca son derece etkileyici mimarisi de megaloman yaklaşımın en büyük ve önemli örnekleri arasında yer almaktadır.

  • Dr. Mohammed Ahmed Radi Abouaran, La simbología de los colores en el arte copto, 2012. Universidad de Kafrelsheik (Egipto)