Zorlu Duygular: Anlama, Aktarma ve Açığa Vurma

Ağustos 11, 2019
Çoğu duygu bizleri günlük hayatımızda zorlar. Bu zorlu duygular bünyelerinde birbirleriyle çelişebilen hisleri barındırırlar. Fakat bu duyguları anlayarak ve düzgün bir şekilde açığa vurarak, kendimiz ve başkalarıyla olan iletişimimizi geliştirebiliriz.

Zorlu duygular saf hallerinde gün yüzüne çıkmazlar. Hatta çoğu duygu bir şekilde zorluk teşkil eder. Örneğin, aynı anda hem nefret hem de sevgi hissetmeniz sandığınızdan daha fazla yaşadığınız bir durumdur. Bir diğer yaygın durum ise şefkat ve öfkenin ya da öfke ve üzüntünün bir arada hissedilmesidir. Bazen yaşadığımız duyguları genellemek ve bu duyguları yük olarak ifade etmek hoşumuza gider. Fakat bu durumdan ilginç bir şekilde keyif almaktansa bizleri farklı durumlara sürükleyen bu duyguları anlayabilmemiz oldukça önemlidir.

Bazen böylesi hisleri anlamak, bunları düşüncelere aktarmak ve yüksek sesle ifade etmekte zorlanırız. Bu üç adım, karmaşık olmakla birlikte, içinde bulunmak istemediğimiz duygu durumlarından çıkmak için başvurabileceğimiz birer yol olarak da karşımıza çıkar.

Kesin olan bir şey var ki; zorlu duyguları ifade etmek için yeteri kadar kelime yok. Belki de şiir bu yüzden var. Şiir, sanatsal bir dışa vurumdan fazlasıdır. Şairler, şiirlerinin zorlu duyguları dünyaya ifade etmekte harika birer araç olduklarını düşünürler. Aynı şey, duygularını farklı sanat formları aracılığıyla aktarmayı seçen insanlar için de geçerlidir.

“Bazen kelimelere gerek yoktur ve kendini sanat aracılığıyla ifade etmenin basitliği en iyi iletişim yöntemlerinden biri olarak karşımıza çıkar.”

– Emmanuel Jal

zorlu duygular

Zorlu Duygular ve İfade Edilme Şekilleri

Bazı ifadelerin diller arasında kelimesi kelimesine doğrudan bir çevirisinin olmaması, duyguları belirlemenin ve ifade etmenin karmaşıklığına tuz biber olur. Böyle duyguların anlamını dilden dile aktarmanın bir yolu yoktur çünkü ya oldukça karmaşıktırlar ya da belirli bir sosyal bağlam ile ilişkilendirilmişlerdir. Bu gibi kelimelere birkaç örnek verelim:

  • Freizeitstress: Almanca’da kullanılan bu kelime yalnızca zaman öldürmek için yaptığımız bazı eylemlerden kaynaklanan stresi ifade ediyor.
  • Lítost: Çekçe dilinde yer alan bu kelime inanılmaz derecede acınası olduğumuz hissine kapıldığımız durumu açıklamak için kullanılıyor.
  • Gigil: Bu Filipince kelime bir şeyin çok tatlı olmasından dolayı içimizde doğan “sıkıştırma” isteğini yansıtıyor.
  • Sukha: Bu kelime Sanskritçe’de geçici olmayan mutluluğu anlatmak için kullanılıyor. Yoğun ve uzun süren mutluluğu ifade ediyor.

Çoğu kez bu kelimeleri birden fazla kelimeyle ifade etmeden bir dilden başka bir dile çeviremeyiz. Aynı şey zorlu duygular için de geçerlidir. Şimdiye kadar bu duyguları anlama, aktarma ya da ifade etmenin bir yolunu bulamadık. Bir duyguyu ifade etmenin başı onu anlamak olduğu için, bu aktarım zorluğu bizler için rahatsız edici bir hal alır.

Bunu da okuyun: Gerçek Nezaket Evrensel Dildir

Zorlu Duygular Nasıl Anlamlandırılır?

Çoğumuz duygularımızı beş temel şekilde gruplarız: mutluluk, mutsuzluk, öfke, korku, tiksinme. Genel olarak hissetiklerimiz bu duyguların bir kısmına tekabül eder. Fakat bu duygular görece evrensel duygular oldukları için daha açık bir şekilde kendimizi ifade etmek istediğimiz anlar da olur. Duygularımız her zaman saf şekillerde kendilerini göstermezler. Belki aşırı hassasiyetten dolayı korkuyor ya da korkakça öfkeleniyoruzdur.

Zorlu duyguları meydana getiren şeyler, esasında birbirinden oldukça farklı olan pek çok duygunun bir araya gelmesidir. Bu duyguları anlamak için öncelikle düşünce sürecimizi daha esnek hale getirmeliyiz. “Genel” duygular bunları karşılamaya yeterli olmadığı için bu duyguları kategorilere ayırmak mümkün değildir.

Ayrıca duyguları etik bir noktadan değerlendirmeyi de bırakmalıyız. Hatta iyi duygu – kötü duygu diye bir şey yoktur. Tabii duruma göre bazı duygular görece iyi ya da görece kötü hissettirebilir.

Bir duygunun temel özelliğini belli eden şey, o duyguyu nasıl yönettiğimiz ve onunla bağdaştırdığımız enerjidir. Diğer bir deyişle, bir duygu davranışlarımızın önüne geçebilir fakat davranışlarımızı meşrulaştırmaz. Hüzünlü bir neşe hissetmenin normal olduğunu anlamalıyız. Bir duygunun illa ki bir diğerine galip gelmesine gerek yoktur. Yani, duygularımızı oldukları gibi kabul etmeliyiz.

üstlerinde emoji olan mandallar

Duyguları Tanımlamanın ve Açığa Vurmanın Önemi

Kendinizi ifade etmeniz sizi özgürleştirir. Eğer her şeyi içinize atarsanız stresli ve kaygılı birine dönüşürsünüz. Başkalarıyla nasıl hissettiğinizi paylaştığınızda hem iletişim gücünüz hem de içsel diyaloğunuzun kalitesi artar. Bu aynı zamanda anlamayı (hem kendinizi hem de başkalarını), empatiyi ve içsel/dışsal huzuru besler.

Zorlu duyguları dile getirmek için genel bir durumdan kaynaklanan duygularla özel bir durumdan kaynaklananları birbirinden ayırmalı ve analiz etmeliyiz.

Eğer öfkeyle karışık bir keyif hissediyorsak, elimizdeki duygular keyif ve öfkedir. Eğer hassasiyet gerektiren ve korku verici bir üzüntü hissediyorsak, burada iki temel ve bir spesifik duygu ile başa çıkıyoruz demektir. Tüm bu kavramlar çok daha iyi açıklanabilirler. Örneğin öfke; sinirlilik, kızgınlık, hayal kırıklığı ve başka bazı duygularla daha eş anlamlıdır. Hissettiğimiz şeye en iyi biçimde uyan kelimeyi bulmamız esastır.

Son olarak, nasıl hissettiğinizi anlama, aktarma ve açığa vurmanıza yardımcı olacak bir egzersizden bahsetmek istiyoruz. Şu cümleyi kurun: “… zamanlarda … hissediyorum.” ve boşlukları doldurun. Hissettiğiniz tüm duygular için bu cümleyi kurmayı deneyin. Ardından yazdıklarınıza bakın ve bir araya getirin. Bu bazen şairane sonuçlar veren ve duygu durumlarımızı daha iyi anlamamıza yardımcı olan ilginç bir egzersizdir.

  • Montañés, M. C. (2005). Psicología de la emoción: el proceso emocional. Universidad de Valencia.