Zor Zamanlara Cevap Bulmak İyileştiricidir

13 Temmuz, 2017
 

Çok küçük yaşlardan itibaren kelimelerle ayrılmaz bir bağ kurarız. Hikayeler anlatmamıza, fikir alışverişinde bulunmamıza, nesneleri sınıflandırmamıza, cevaplar bulmamıza yarar. Kelimeler, iç diyaloğumuza şekil ve içerik dahi katabilir. Filmlerde bir melek ve şeytan ile temsil edilen türden bir diyalogdur bu.

Şüphesiz hepimiz hatırlarız o sahneleri. Ana karakter istediği şey ile doğru olan şeyi yapmak arasında kalmıştır. Sonra melek ve şeytan kendi argümanlarını sunar. Bunun doğru olmadığını biliyorsun, hayat çılgınca yaşanmalı, seni böyle görseler ne düşünürlerdi vs.

Bu anlamda dille çalışmanın yanında kafamızın içinde hikayeler yaratmak için de kullanırız kelimeleri. Çünkü gerçek çoğu zaman ipuçlarıyla gelir, sanki dedektif muamelesi görürüz. Yapbozun parçalarını birleştirmesi gereken bizleriz.

Ana’nın hikayesi

Sabah saat sekizde her sabah olduğu gibi alarm çalar. Ana, saati durdurup beş dakika sonraki alarmı bekler. Bu seferki alarm, acele etmesi gerektiği anlamına gelir. Ama daha da iyisi var: sakin bir kahvaltı mı yoksa beş dakika daha uyumak mı?

O gün yapması gereken her şeyi düşününce başını yastığa gömer. Zihinsel olarak, bir huzur anı arar ama bir türlü bulamaz. Kahvaltıda da rahat değildir. Beş dakika geçer, birden yatağından kalkar. Adeta kendini otopilota bağlayıp rutin görevleri ardı ardına yerine getirir.

 

Metroda yolculuk ettiği sırada havada uçmasına neden olan korkunç bir patlamayla uyanıverir. Üç saniye geçer ve tekrar üşür. Sonra üç gün geçer. Bu sefer de sürekli çalışan bir makineyle uyanır. Her vuruş, kalbinin hala attığına işaret etmektedir.

Bu olaydan sonra Ana asla eskisi gibi olmayacaktır. Uykusuz kalacak, dikkati daima aktif ve harekete hazır olacaktır. Ana, önemsiz tek bir anın bile bir saniyede önem kazanabileceğini öğrenmiştir. Hayat bizim için sihirli oyunlar gizlemiştir.

Ana hikayesinin anlamını kavramaz 

Neden her gün bindiği metroda başına bu geldi? Neden o gün daha erken kalkmadı? Neden aynı vagondaki bazı insanlar gibi o da ölmedi? Bütün bunlar, cevap bulması gereken sorulardır.

Bunlar, hikayesindeki boşluklardır. Güvenli sandığı dünyası birden potansiyel tehditler, gizli masum jestlerle dolmuştur. Dünya artık kontrol ve tahmin edilebilir bir yer değildir. Her şey bir anda yok olabilecekse bütün bunların anlamı ne?

Ana’nın iyileşmesi gerek

Ana’nın sadece fiziksel yaralarını iyileştirmesi yetmez. Güvenliğin sıcaklığını yeniden hissetmesi de gerekir. Yakasını bırakmayan bütün o sorulara cevap bulmadığı takdirde geri gelmeyecektir o güvenlik hissi. O sabahın hikayesini tamamlamadığı takdirde eskisi gibi hissedemeyecektir. Suçluların aynı şeyi yeniden yapmayacağından emin olmak için işin sırrını çözmesi gerek.

 

Bu çok ilginçtir ama çoğu zaman batıl inançlar, bu anlamda ölçüsüz bir değere sahiptir. Ana’nın o gün yatağından sol ayağıyla kalktığını hatırladığını düşünelim. Bir daha böyle yapmayacaktır. Böylece kontrol edilemez bir gerçeği, kontrol edilebilir bir şeye dönüştürmüştür. Ve bu durum onu sakinleştirir. Hareket edebileceği bir neden bulmuştur, hayatına müdahale etmeyecek bir neden de olsa, bu cevabı bulmuş olması muhteşem bir histir.