Zamanla Hayat Hakkında Öğrendiklerimiz

· Mart 13, 2018

Gülmek, ağlamak, zıplamak, tökezlemek, hoşçakal demek, geri dönmek, beklemek, hayatla uğraşmak, aşık olmak, çikolata yemek, parfüm koklamak, hatalar yapmak, hataları düzeltmek, aşk mektubu yazmak, kırılan kalbi onarmak, favori şarkını dinlemek, şaşırmak, kızmak, düşünmek, nefes almak…

Hayal gücümüzü özgür bırakıp daha pek çok şey saymaya, yapmaya değer ve keyifli olan her şeyi düşünmeye devam edebiliriz. Her şeyden öte aslında bu makale bir dilek. Hayatınızın her gününü eksiksiz yaşamanızı uman bir dilek.

Her gün bizi heyecanlandırmalı. Şarkı söylemeli, dans etmeli, konuşmalı, çığlık atmalıyız. Ancak sıklıkla, hayatlarımızı renklendirmek yerine, bizi meşgul eden planlarımıza odaklanıp robotlara dönüşüyoruz.

renkli çiçekler

Hayat akıp gidiyor ve çoğunlukla onu harcıyoruz

Kendinizi kandırmayın; yeni çıkan en iyi ürünlere sahip olmak zorunda değilsiniz, en pahalı tatile çıkmanız gerekmiyor ya da estetik ameliyat geçirip mükemmel şekle sokulmuş bir vücuda ihtiyacınız yok. Özellikle de belli bir yaşa geldiğinizde, bunlar eskisi kadar önemli olmayacak. Ancak ne yazık ki bu gerçeği fark etmemiz çok uzun sürüyor.

John Lennon’ın bir keresinde söylediği gibi, “hayat siz başka planlar yaparken başınıza gelenlerdir.” Dünyadaki en kısıtlı şeyimiz eninde sonunda biten zamanımız olduğu halde, sanki sınırsız zamanımız varmış gibi davranıyoruz.

“Sürekli endişe içindeyiz. Her gün kalkıp eksiksiz hissetmenin ne demek olduğunu anlamak ve hedeflerimize doğru bir adım daha atmak için sonsuz vaktimiz olduğunu düşünüyoruz.”

Kum saatinin içindeki kumun hızla aktığını ve diğer tarafını çevirip dağı tırmaya devam etmenin bizim elimizde olduğunu unutuyoruz. Ayrıca, şu anın birlikte sahip olmamızın garanti olduğu tek an olduğunu da unutuyoruz.

iplerle kalp

Zamanla öğrendiklerimiz

İhtiyaç olmasa da, bu yolculuğa başlamak için zaman ve öz sevgi gerekiyor. Aşağıdaki yazıda, Jorge Luis Borges, zamanın bize nasıl daha fazla farkındalık kazandırdığından bahsediyor. Umarız beğenirsiniz!

Zamanla, birinin elinden tutmakla ruhuna zincir vurmak arasındaki ince farkı öğrendim. Zamanla aşkın birine sırtını dayamak olmadığını ve birinin size eşlik etmesinin güvende olmak anlamına gelmediğini öğrendim.

Zamanla öpücüklerin, anlaşmalar, hediyeler ya da verilen sözler olmadığını fark ettim. Zamanla, sırf size iyi bir gelecek sunabileceği için biriyle birlikte olursanız, eninde sonunda geçmişteki hayatınıza geri dönmek isteyeceğinizi öğrendim.

Zamanla…sırf “zamanı geldi” diye evlenmenin, evliliğinizin başarısız bir şekilde sonlanacağının açık bir belirtisi olduğunu fark edersiniz.

kırmızı duman içinde kız

Zamanla, yalnızca, tüm kusurlarınızla, sizi değiştirmeye çalışmadan sevebilen birinin, arzu ettiğiniz mutluluğu size verebileceğini fark ettim. Zamanla, eğer biriyle sırf yalnız hissettiğiniz için birlikteyseniz, sonunda kaçınılmaz olarak artık onu görmek istemeyeceğiniz bir noktaya geleceğinizi öğrendim.

Zamanla, gerçek dostların, herhangi miktardaki bir paradan çok daha kıymetli olduğunu fark ettim. Zamanla gerçek dostların bir elin parmakları kadar olabileceğini ve onlar için mücadele etmezseniz eninde sonunda etrafınızda yalnızca yanlış arkadaşlıkların kalacağını anladım.

Zamanla, kızgınlık anında söylenen kelimelerin, bir kişiyi hayat boyu üzebileceğini öğrendim. Zamanla, herkesin özür dileyebileceğini ancak yalnızca muazzam ruhların affedebileceğini öğrendim.

Zamanla eğer bir arkadaşınızı gerçekten kırarsanız, arkadaşlığınızın büyük ihtimalle hiçbir zaman eskisi gibi olmayacağını öğrendim. Zamanla, sahip olduğunuz arkadaşlarla mutlu olsanız bile, bir gün gitmelerine göz yumduklarınız için ağlayacağınızı anladım.

elinde minicik çiçek

Zamanla insanlarla yaşadığınız her bir deneyimin tekrarının olmadığını fark ettim. Zamanla, başkalarını aşağılayan ve hor gören insanların, eninde sonunda onlara yaşattıkları küçümseme ve aşağılamanın kat be kat fazlasını kendilerinin yaşayacağını fark ettim.

Zamanla, tüm yollarımı şu an için oluşturmayı öğrendim, yarının yolu belirsizlikle dolu olduğu için plan yapmaya uygun değil. Zamanla, eğer bir şeyin olması için baskı yapar ya da onu zorlarsanız, işlerin sizin umduğunuz gibi gitmeyeceğini anladım.

Zamanla, en iyiyi beklemek diye bir şey olmadığını fark ettim; en iyi, zaten şu anda içinde bulunduğumuz zaman. Zamanla, sahip olduklarınızla mutlu olsanız bile, dünde kalan ve artık sizinle olmayan şeyleri çok özleyeceğinizi anladım.

Zamanla, ölümle yüz yüze geldiğinizde, affetmeye çalışmanın, birinden sizi affetmesini istemenin, “Seni seviyorum,” demenin, “Sana ihtiyacım var,” ya da “Senin arkadaşın olmak istiyorum,” demenin artık bir anlamı olmayacağını öğrendim.

Ancak maalesef, bunları sadece zamanla anlarsınız.

gözleri kapalı kadın ve bulut

Bazı şeyleri daha iyi bir zaman için saklıyor, erteleyip duruyoruz. Gün içinde daha fazla zamanımızın olacağı ya da hedeflerimizi başarabileceğimiz bir dönemi bekliyoruz. Bunu yaparken, 24 saatten başka takip edecek vakit olmadığını, hayallerimize ulaşmak adına savaşmak için bugünün bize hediye edildiğini unutuyoruz.

Yaşamanın, zamanın ara vermeden geçtiğini anlamak olduğunu unuttuk. Ancak hala birbirimizi gerçekten sevmemize izin veren küçük şeyleri takdir etme seçeneğimiz var. Yaşamak, diğer yarımızın zaten içimizde olduğunu anlamamıza yardım eden, ekmek kırıntılarından oluşan o yolu tanımayı ve onun için minnettar olmayı bilmek demek. Bize hayat verebilecek en önemli şeyi dışarıda aramanın pek manası yok.