Sizi Mutlu Etmeyen Şeylere Asla Adapte Olmayın

· Ekim 24, 2017

Bazen bunu yaparız, bizi mutlu etmeyen şeylere adapte oluruz, tıpkı kendi numarası olduğunu zannedip de sıkan bir ayakkabıyı giyen birisi gibi… Çok geçmeden bu ayakkabıyla yürüyemezsiniz, koşamazsınız, uçamazsınız… Mutluluk acıtmamalıdır, bundan dolayı baskısız olmalıdır, süründürmemelidir boğmamalıdır, bunun yerine bizi serbest bırakmalıdır, özgür ve hafif olmalıdır ve böylelikle kendi yolumuzu kendimize çizdirmelidir.

Yıllar önce, bir sabun fabrikası piyasaya çok ses getiren bir cümle ile bir sabun sürdü. Bu sabunda ise oyulmuş bir şekilde şu yazıyordu, “Mutluluk Meşguliyettir.”.

“Dünya akıllı bir şekilde, mutluluğu bilgeliğe tercih eder.”

– Will Durant


Mihaly Csikszentmihalyi, bedenimiz ve ruhumuzla bir göreve konsantrasyonun bize mutluluk getirdiğini vurgular. Bu görevin bizim için bir şey ifade edip etmediği bu denklemin içine eklenmelidir. Aslında işçilerden birçoğu, sabundaki slogana mutsuz bir ironi ile baktılar, çünkü yaptığı işten herkes memnun değildi; bu, ekonomik olarak onlara iyi gelirken, psikolojik refahı sağlayamadı.

Neredeyse kesin olarak söyleyebiliriz ki, çoğumuz bizi mutlu etmediklerinin farkında olsak da günlük rutinlerimize zorla adapte oluyoruz. Giyince ayağımızın su toplamasına sebep olan bir ayakkabıyı tekrar tekrar giymek gibi. Sanki hiç durmayan bir dönme dolapta olmak gibi bir şey. Biz çok dikkatli bir şekilde rutinimizde kalırken, dünya ve yaşam başka bir yerlerde heyecanlı ve kusursuz olmaya devam ediyor, ulaşılmaz ve bir o kadar da neşeli bir şekilde.

cocuk ve yapraklar

Güvende hissetmek için adapte oluruz

Çocukluğumuzda, annemiz ve babamız ayakkabılarımıza çift düğüm atardı, böylece çözülmediğinden, takılıp düşmemize sebep olmazdı. Bizi battaniyemize ve yorganlarımıza büyük bir özenle sararlardı, ceketlerimizi hep iliklerlerdi, montlarımızın fermuarını çekerlerdi, böylece sıcak, bakımlı ve güvende olurduk.

Bütün bu bedensel baskılardan rahatsız olduğumuz çok zaman vardı, ama bize sağladığı şey güvende hissetmekti. Yaşlandıkça ve yetişkinlere yönelik sorumluluklar almaya başladığımızda, kendimizi güvende hissetme ihtiyacımız hala bizimledir. Bununla birlikte, güvenlik aramanın tanımlanamayan eğilimi devam eder ve genellikle davranışlarımızı doğrudan vicdanımıza yönlendirir.

Çok garip olsa da, bu ihtiyacın sebebini anlamanın en basit yolu beynimizdir. Değişimden, riskten ve tehditten hoşlanmaz. Bize “mutlu olmasan da adapte ol, çünkü güvenlik hayatta kalmayı garanti eder” diye fısıldayan odur. Ancak şunu çok net bir şekilde aklımızda tutmalıyız ki; adapte olmak her zaman mutlulukla eş değildir, çünkü çoğu zaman diğer sebeplerin yanı sıra, adaptasyon gerçekleşmez.

ucurum ve kadin

Sevgi olmamasına rağmen ilişkiye devam edenler, güvenilir bir partnerlik içinde değildir, bu pek de mutluluğa benzemez. Bazıları için en önemli şey yalnızlıktan kaçmaktır ve bunu yapmak için kendi kalplerine uyum sağlamayan kalplere uyum sağlamakta tereddüt etmezler.

Aynı şey seküler bir düzeyde gerçekleşir. Birçok kişi başını yere eğmeyi tercih eder. Uysal, kontrol edilebilir, CV’sini hazırlarken yeteneklerini ve eğitimini azımsayan kişi bilir ki, bu şirketin hiyerarşisine uyum sağlamanın tek yolu budur.

Tıpkı yukarıda anlattığımız sabun hikayesinde olduğu gibi, beynimize oyularak yazılan bir slogan gibi: “Adapte ol ya da öl, hayatta kalmak için her şeyden vazgeç”.

Peki… Mutsuz olarak yaşanır mı?