Yalnızca Zamanla Öğrenebileceğimiz Şeyler

18 Şubat, 2017

Düşmek kötü bir şey değildir, ama kaya ile dost olmak kötüdür. Her halükarda kayalar iyi ki var çünkü hiçbir şey bizi güçlükleri aşma becerimiz kadar iyi tanımlayamaz.

Hayatı yavaşça ve derin nefes alıp üçe kadar sayarak ele alırız. İşler ne kadar güç hale gelirse gelsin, korkularımızı cesaret kalkanına dönüştürebiliriz.

İşte böyle anlarda nefesinizi yakalar, kendinize zaman ve mola verebilirsiniz. Geçmişinizin ne kadar kararmış olduğunun hiç önemi yok, daima durup geriye bakabilirsiniz.

Zamanla öğrendiklerimiz…

Yaşam, öyle iyi bir öğretmen ki ilk defasında dersimizi öğrenmesek bile, öğrenmek için ikinci bir şans tanır bize. Bu yüzden, çoğu zaman hiç bir şey yolunda gitmiyor diye üzülüp bunalabiliriz. Ayakta kalma rehberi diye bir şey yok ne yazık ki, ama ateş tenimize dokununca yaşamayı öğreniyoruz.

ip-uzerinde-adam

Zamanla, hayatta yol almasını öğreniriz. Nereye adım atacağımızı ve geriye nasıl bakacağımızı biliriz. Jorge Luis Borges, her şeyi yaşamayı “pratik ederek” yani binlerce kez düşüp kalkarak öğrendiğimizi örneklendiren şu güzel metni bıraktı bize:

Zamanla bir eli tutmakla bir ruhu zincirlemek arasındaki ince farkı öğrendim. Zamanla sevginin, birinin omzuna başını koymak olmadığını ve refakatin güvenlik anlamına gelmediğini öğrendim. 

Zamanla öğrendim ki öpücükler, sözleşme; hediyeler ise vaat değildir.

Zamanla öğrendim ki size iyi bir gelecek vaat ediyor diye biriyle birlikte olmak, er ya da geç kendi geçmişinize döneceğiniz anlamına gelir. Zamanla fark edersiniz ki “zamanı geldi” diye evlenirseniz, evliliğiniz muhtemelen başarısızlıkla sonuçlanacaktır.

Zamanla anladım ki yalnızca sizi kusurlarınızla sevebilen, sizi değiştirmeye çalışmayan kişi arzuladığınız bütün mutluluğu size verebilir.

yuz-siluet-agac-kus

Zamanla anlarsınız ki sırf yalnızlığınızı paylaşmak için biriyle beraberseniz, sonunda bir daha o kişiyi asla görmemeyi dilersiniz.

Zamanla anlarsınız ki gerçek dostlar, paradan daha önemlidir. Zamanla ben de anladım ki gerçek dostlar, bir elin parmakları kadar azdır ve gerçek dost edinmek için mücadele etmeyenler sonunda sahte dostlarla çevrelenir.

Zamanla öğrendim ki öfkeyle söylenen sözler karşınızdakinin canını ömrünün geri kalanı boyunca yakabilir. Zamanla öğrendim ki herkes özür dileyebilir ama sadece büyük ruhlar affedebilir…

Zamanla anladım ki bir dostunuzun anını fena yaktıysanız, arkadaşlığınız muhtemelen eskisi gibi olmayacaktır. Zamanla fark edersiniz ki arkadaşlarınızla mutlu olsanız bile bir gün gelir, sizi bırakanları çağırırsınız. Zamanla anlarsınız ki herkesle yaşadığınız her deneyim eşsizdir.

Zamanla anlarsınız ki bir başka insanla alay eden ya da onu kınayan kişi, aynı utanç ve kınamayı kat be kat yaşar.

Zamanla anladım ki bütün yollarınızı bugün kurmalısınız, çünkü yarın plan yapamayacak kadar belirsiz olabilir.

Zamanla anladım ki işleri aceleye getirmek ya da zorlamak, sonucun umduğunuz gibi olmamasına neden olabilir.

topuzlu-kiz-kahve-fincani

Zamanla anlarsınız ki en iyi olan gelecek değil, yaşadığınız andır.

Zamanla göreceksiniz ki yanınızdaki kişilerle mutlu olsanız bile dün yanınızda olan ve artık yaşamayan kişileri inanılmaz derecede özleyeceksiniz.

Zamanla öğrendim ki affetmeye veya özür dilemeye kalkışmak, birine onu sevdiğinizi, onu özlediğinizi, ona ihtiyacınız olduğunu, onun arkadaşı olmak istediğinizi söylemek… zamanı geçtikten sonra… hiçbir şey ifade etmiyor.

Fakat ne yazık ki… bunu ancak zamanla anlarız. 

Yıllardan ziyade hatalarla olgunlaşırız

Zaman sayesinde ayaklarımız üzerinde durup kendimizle gurur duyabilmemiz için hatalarımızın bize güç verdiğini anlarız. Hatalarımız sayesinde kendi ön yargılarımızın gücüne karşı mücadele etmemiz, vazgeçmemiz gerektiğinde arzularımızı bir kenara koymamız, şikayetlerden vazgeçmemiz, kendimizle konuşmamız, geçici heveslerden vazgeçip dinlenmemiz için bizi nelerin bağladığını öğreniriz.

Yere düşüp acı çektiğinizde her şeyin gelip geçtiğini, her şeyin değiştiğini fark edersiniz. Durum ne kadar çelişkili olsa da tesadüfleri değiştirmeye başladığımız an, kendimizi olduğumuz gibi kabullenmeye başladığımız andır.