Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği Kitabından 10 Unutulmaz Özlü Söz

· Ağustos 24, 2018

Milan Kundera, okuduktan sonra bir daha asla unutmadığınız yazarlardan biridir. Kitapları size derin ve güçlü duygular hissettirir. Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera’nın kültleşmiş kitaplarından biridir ve size bu şekilde hissettirecek kitaplara inanılmaz bir örnektir.

Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği kitabından alıntıda bulunduğumuz tüm özlü sözler, açık ve netliği ile hatırlanmaya değerdir. Aşk hakkında bir roman olmakla birlikte, aslında bundan çok daha fazlasıdır. Aslında derinde, o da tüm büyük kitapların üzerinde durduğu şeyin üzerinde durmaktadır: hayatın anlamı.

“Hedefi hep ‘daha yukarısı’ olan biri, bir gün mutlaka başının döneceğini bilmelidir.”

– Milán Kundera

Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği kitabından alıntıda bulunulabilecek bir sürü özlü söz var, fakat sizin için bu inanılmaz romanın özünü size en iyi aktarabilecek, elinizden bu romanı bırakmamanıza sebep olacak, en anlamlı olanları toparladık. İşte bunlardan 10 tanesi.

milan kundera

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği

Varlığın Dayanılmaz Hafifliği kitabından gelen hemen hemen tüm alıntılar, aşk ve aşktaki sorunlar hakkındadır. Roman, romantik bir ilişkinin alabileceği birçok farklı şekli ele alıyor. Bunu yaparken, aşkı tanımlamaya çalışıyor.

“Aşk, kendini birleştirme isteğinde (sonsuz sayıda kadına uzanan bir arzu) değil, ortak bir yastığa baş koyma isteğinde isteğinde (bir kadın ile sınırlı bir istek) kendini hissettirir.”

Milan Kundera aynı zamanda aşkın ne olmadığını anlatmak için de efor sarf eder. Sevmek ile sevilmiş olma isteğini karşılaştırır.

“Belki de sevemememiz, aslında sevilmek arzusunda olmamızdan kaynaklanır, yani, kendimizi herhangi bir şey talep etmeden sevdiğimize teslim etmek ve ondan partnerliği dışında bir şey beklememek yerine, partnerimizden sevilmeyi (aşk) talep ediyoruz.”

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği kitabında işlenen, aslında tam olarak klasik romantik aşk anlayışı tarzındaki aşk değildir. Kundera’nın vermek istediği şey, bu hissi modern insanlık için hayatın anlamı olan şey ile birlikte sunmaktır.

“Sevgiler imparatorluklar gibidir: üzerine kurulan fikirler kırbaca vurulduğunda, onlar da kaybolur.”

adama uzanan el

Ve burada da aşkı ve sevgiyi son derece ilginç ve derin bir şekilde anlatıyor. Sevginin gerçekte hayatta kaldığını, çünkü orada olmamasının da mümkün olduğunu söylüyor.

“Üzüntü şu anlama gelir: Son istasyondayız. Mutluluk şu anlama gelir: Biz birlikteyiz. Üzüntü bir formdur, mutluluk ise bir içeriktir. Mutluluk, üzüntü için ayrılan alanı doldurur.”

Artan güç ve mantık

Kundera da aşkın vazgeçme ile birlikte geldiğini düşünmüştü, ama tam olarak sadakatle giden ya da başka biri uğruna kendi esenliğinizden vazgeçmekle alakası olan türden bir vazgeçme değil.

“Çünkü aşk güçten vazgeçmek anlamına gelir.”

Başka bir deyişle, sevgi, kırılganlıktan kurtulur ve hayatta kalır: savunmasız olmak ve diğer kişinin savunmasızlığını kabul etmek anlamına gelir.

İronik bir dokunuşla, Kundera aşkta başka bir türden vazgeçme hakkında konuşur: bu mantıktan vazgeçmedir.

“Kalp konuştuğunda, akıl onun dediklerine itiraz etmeyi için uygunsuz bulur.”

Demek istenilen, duygularınızın size söylediği şey, düşüncelerinizde olandan daha doğru ve daha önemlidir.

Hafiflik ve ağırlık

Varlığın Dayanılmaz Hafifliği kitabının tamamı, hafiflik ve ağırlık kavramları etrafında toplanıyor. Tekrar tekrar, bu ikisi arasından hangisinin hayatı kontrol etmesi gerektiğini sorguluyor.

“Yüklerin en ağırı eş zamanlı hayatın yoğun bir şekilde yerine getirilmesi imajıdır. Yükler ne kadar ağırsa, hayatlarımız dünyaya daha yakınlaşır, o kadar gerçek ve doğru olurlar.”

sulatında çift

Mevcut fikir, sığ ve yüzeyselliğin daha kolay olup olmadığını sorgulamaktadır. Aslında ağır bir yük taşımak, hayatı daha gerçek ve daha yaşanmaya değer hissettirir.

Ancak bu son alıntı, ağırlığın hala acı vermediği anlamına gelmez.

“Merhametten daha ağır bir şey yoktur. Kişinin kendi acısı bile, bir insanın hissettiği acının, bir diğerinin için hayal gücüyle yoğunlaşması ve yüzlerce yankıyla büyümesi kadar ağır değildir. ”

Kundera’ya göre, diğer insanların acısı kendi acınızdan daha zordur ve bunu bu şekilde yapan bir aşktır. Merhamet, ağır bir yüktür, çünkü bu, sizin değiştiremediğiniz bir acıdır. Kendi çektiğiniz acılarla başa çıkabilirsiniz, ancak diğer insanların çektikleri acı kendi kendilerine aittir ve sizi de aynı şekilde incitir.

Sadece bir kere dünyaya gelmek

Bu, ilk bakışta göründüğünden çok daha derindir.

“Ne istediğinizi asla bilemezsiniz, çünkü, sadece tek bir hayata sahibiz, istediğimiz şeyi ne daha önceki yaşamlarımızla kıyaslayabiliriz ve ne de gelecekteki hayatımızda mükemmelleştirebiliriz.”

Mantık, her insanın “neden” sorusuna bir cevabı olduğu fikrini tamamen yok ediyor. Söylediği şey, onu bilmenin imkansız olduğu gerçeği, çünkü hayatlarımızı körü körüne yaşıyoruz ve yaşamla ilgili şeyleri sadece yaşayarak öğrenebiliriz.

“Hayatımızın taslağı hiçbir şey değildir, sadece dış hatları belirli resimsiz bir taslaktır.”