Takıntı Hastalığı ile Nasıl Başa Çıkabileceğinizi Öğrenin

Ağustos 27, 2018

Her 50 kişiden birinde takıntı hastalığı bulunuyor. Takıntı hastalığı, insanların saklamaya eğilimli olduğu psikolojik sorunlardan biridir. Bu hastalığa sahip insanlar, tek bir düşünceyi takıntı haline getirir ve akıllarından çıkaramaz. Ve bu da onların gereksiz yere acı çekmesine neden olur.

Hepimiz tüm günümüzü mahveden kötü olaylar yaşamışızdır. Böyle zamanlarda yaşadığımız şeyi aklımızdan çıkaramayız ve başka şekilde davransaydık nasıl olurdu diye içten içe düşünürüz. Her ne kadar istesek de, takıntılı bir şekilde düşünmekten kendimizi alıkoyamayız. Bu hiçbir şeyi değiştirmeyecek olsa da, yaşadığımız olayı tekrar tekrar düşünürüz ve en sonunda unutmak istesek de bunu başaramayız. Düşüncelerimiz takıntıya dönüşür.

Takıntılı düşünmek bir hastalıktır

Bazen hepimiz takıntılı düşüncelere kapılırız. Ara sıra takıntılı düşüncelerinizin olması bir psikolojik rahatsızlığınız olduğu anlamına gelmez. Fakat bir insanın takıntılı düşünceleri hayatını büyük ölçüde etkiliyorsa bu bir hastalıktır. Takıntı hastalığı olan insanlar bu hastalıklarını gizlemeye çalışır. Çünkü, insanlar tuhaf veya kötü bir davranışının olduğunu itiraf etmeyi utanç verici bulur.

Bu hastalığa sahip olan insanların takıntılı düşünceleri tekrar tekrar akıllarına gelir. Bu takıntılı düşünceler ise takıntılı endişelere yol açar, ve saçma olduğunu bilseler dahi bu düşüncelerden kurtulamazlar. Takıntılı düşüncelerin en klasik örneği “İleride sahtekarca, yasa dışı olan ciddi bir suç işler miyim?” düşüncesidir.

endişeli bir şekilde tırnaklarını yiyen kadın

Takıntılı düşüncelerin nedeni

Takıntılı düşüncelerin birden fazla sebebi vardır, daha doğrusu birkaç faktörün birleşmesiyle oluşur. Takıntılı düşüncelerin oluşumunu etkileyen en büyük faktör gelecek kaygısıyla ilgilidir, insanlar geleceği tahmin etme ihtiyacı duyar. Çünkü, gelecekte kötü bir olayla karşılaşıp karşılaşmayacağımızı bilmek isteriz. Kontrol edilmezi kontrol etmek isteriz, fakat başaramayız. Başımıza sürekli beklenmedik olaylar gelir.

Takıntılı düşüncelerin bir diğer nedeni ise endişeye olan düşük toleransımızdır. Devamlı koşuşturduğumuz, uyaranlar ve yeni bilgiler ile sürekli olarak bombardımana tutulduğumuz bir dünyada yaşıyoruz. Sürekli bir şeylerle meşgul olmaya zorlanıyoruz. Tüm bunlar strese neden oluyor ve stres de endişeye yol açabiliyor. Bedenimiz buna hazır olsa da, maalesef zihnimiz değil. Sinirlenmemize neden olan belli bir düşünce karşı karşıya kaldığımızda, o düşünceden derhal kurtulmak ve onu susturmak isteriz. Ve tüm bu hissettiklerimizi dışarıya yansıtmaktan kaçınırız

Son neden ise meydan okumanın korkunç olduğu düşüncesidir. Evrenin merkezinde olduğumuzu düşünürüz ve bu yüzden herhangi bir aksaklık yaşadığımızda dünyanın sonu gelmiş gibi davranırız. Sorunları abartma eğilimi, takıntı hastalığının en büyük nedenlerinden biridir. Bu yazımızda üç temel nedenden bahsetmiş olsak da, batıl inançlar, aşırı utangaç olmak, alay konusu olmak korkusu vb. nedenler de vardır.

çimlere uzanmış olumlu düşünen kadın

Takıntı hastalığı ile nasıl başa çıkılır?

Takıntı hastalığı, negatif etkilerini azaltmamıza yardımcı olabilecek bazı özelliklere sahiptir. İnsanların tamamının bu düşüncelerden kurtulması veya etkilerini büyük ölçüde azalması mümkündür. Hiçbir ilaç kullanmadan takıntılı düşüncelerden kurtulabiliriz. Fakat bunun için bir tedavi yöntemi uygulamamız gerekir.

Bu tedavi yöntemi endişeyi tolere etmeyi öğrenmeye dayanır. Sahip olduğumuz endişelerle başa çıkarsak, yeni endişelere karşı direncimiz artar. Bunun için endişeye ya da en azından belirli bir endişe düzeyine alışmak zorundayız. Bunun yanı sıra belirsizliği de tolere etmeyi öğrenmeliyiz. Tahmin edemeyeceğimiz şeyleri düşünmeden yaşayabilmeliyiz.

Diğer bir yandan, “ufak tefek şeyleri” önemli olarak görmeye bir son vermeliyiz. Yaşanılan problemlerin büyük bir çoğunluğu aslından önemli olmayan şeylerdir, bu nedenle yapabileceğimiz en iyi şeylerden biri problemlerimizi önemine göre doğru kategoriye koymaktır. Bunun için öncelikle nasıl biri olduğumuzu kabullenmeliyiz. Hiç gerçekçi olmayan fakat olmamız gerektiğini düşündüğümüz “mükemmel” insan olgusunu aklımızdan çıkarmamız gerekiyor. Takıntılı düşüncelerden kurtulmak için ilk olarak kusurlarımızı kabullenmeliyiz. Bütün bunlar, özellikle de saplantılı olan gereksiz düşüncelerden uzaklaşmamıza yardımcı olacaktır. Kısacası, başımıza gelen “hiçbir şeyin çok korkunç” olmadığının farkına varmalıyız.