Søren Kierkegaard Biyografisi

Aralık 3, 2019
Søren Kierkegaard'ın işleri, hayatının anlamı olarak söylediği 2 şeye dayanıyor: aşk ve inanç.

Søren Kierkegaard için, Regina Olsen’i son nefesine kadar sevdiğini söylerler. Ama onun hayat amacı, bütün vücudunu ve ruhunu felsefe çalışmaya ve Hristiyanlık inancına adamaktı. Danimarkalı teolog ve filozof, aşkıyla olamamanın acısıyla yaşamak zorunda kalmıştır. Ama bütün bunların sayesinde bize bırakabildiği mirası inşa edebilmiştir.

Kierkegaard’ın işleri genelde inanca dayalıydı. Ona göre, çaresizlik zamanlarında kurtuluşa ve dengeye ulaşmak inanç ile mümkündü. Bu bakış açısı, Hegel’in idealizmine bir reaksiyondu. Aslında, bu ünlü Danimarkalı filozofu tanımlayan şey, kendisine göre ikiyüzlü olan dini kurumları eleştirmesiydi.

Bütün hayatını şekillendiren düalizm, Korku ve Titreme, Felsefe Parçaları ya da Bir Parça Felsefe, Baştan Çıkarıcının Günlüğü kitaplarında oldukça görülebilirdir. Aşk, acı ve mümkün olmayan tutkunun karşısında kendisini teolojiye adama ihtiyacı, felsefe figürlerinin en ilginçlerinden olan bu kişinin zorlu yolunu karakterize etmiştir.

Danimarka kilisesi iyi aksiyonları ödüllendiren bir rasyonel Tanrı ifadesini önerse de, Kierkegaard’ın Tanrısı bağlılığı değil korkuyu önemsiyordu. Felsefesi, 20. yüzyılın varoluşçuluğunun temellerini attı. İnsanlığın öznelliğini tanımladı ve Jean-Paul Sartre, Friedrich Nietzsche ve Albert Camus gibi diğer büyük düşünürlere de ilham kaynağı oldu.

“Tutkuya yenilmektense, tutkuda kaybolmak daha iyidir.”

– Søren Kierkegaard

Søren Kierkegaard

Søren Kierkegaard Biyografisi

Søren Kierkegaard 1813 yılında, Kopenhag’da, varlıklı bir ailede dünyaya geldi. Babası Michael Pedersen Kierkegaard, muhafazakar ve çok dindar bir yün tüccarıydı. Annesi, Anne Sorensdatter Lund Kierkegaard, babasının hamile bıraktığı genç bir hizmetçiydi. Bu gerçek de, ona, günahkar bir olayın ürünüymüş gibi hissettirdi.

Genç Søren Sivil Erdem Okuluna gitti ve ardından Kopenhag Üniversitesinde teoloji okudu. Fakat şunu belirtmek önemlidir ki, daha çok felsefe ve edebiyata ilgiliydi.

Gençliğinin çok önemli bir anı, 15 yaşındaki Regine Olsen ile tanıştığı zamandır. Okulunu bitirdikten sonra da nişanlanmışlardır. Fakat babası 1838’de bu dünyadan göçmeden hemen önce, Søren’i papaz olmaya ve hayatını Tanrı’ya ve çalışmaya adayacağına söz verdirtti. Bu sözün ağırlığı aşk hayatını dibe vurduran bir kara delik haline geldi. Nişanı attı ve Berlin’e taşındı. Bu süreçten sonraki 10 yıl, en üretici yılları oldu.

Søren Kierkegaard: Aşk, Suçluluk ve Üzüntü

1843’te işlerinden 6 tanesini yayınladı. Birisi Korku ve Titreme idi, burada diğer kitaplarında da konuşmaya devam edeceği bir konuyu tanımladı: Regine’ye olan aşkını. Bu kitapta, suçluluğunu, acısını ve dine olan bağlılığını keşfediyordu. Aynı yıl Kopenhag’a döndü ve Regine’nin Frederik Schlegel ile evlendiğini öğrendi. Olsen’in evliliği, herhangi bir ikinci şans olasılığını tamamen yıktı.

tek başına duran bir adam

Felsefe Parçaları ya da Bir Parça Felsefe, Kaygı Kavramı ve Hayat Yolundaki Aşamalar gibi en önemli kitaplarından bazılarında insanların güçlük yaşadıklarındaki düşünce ve gerçekliklerini konuştu.

Søren Kierkegaard ve kardeşi Peter, zamanla, trajediyle dolu bir ailenin tek kurtulanları oldular. Babası onlara her zaman lanetlendiklerini, günah gölgesinin her zaman üstlerinde olduğunu ve genç öleceklerini söylerdi. İronik olarak, bu ‘kehanet’ gerçekleşti: Kierkegaard 42 yaşında öldü.

Ölümünün nedeni net olarak hiçbir zaman bilinemedi. Bir çeşit engeli vardı ve birçok başka sağlık sorunundan muzdaripti. Ancak bunlar bizi onun olağanüstü edebi ve felsefi mirasından mahrum bırakmadı. Son günleriyle ilgili başka bir ilginçlik ise; Regine’yi vasiyetine dahil etmesi detayıdır. Bu da bize Regine’ye hissettiği derin aşkı gösteriyor. 

Søren Kierkegaard’ın Mirası

Danimarkalı filozof ve öznelliğin teoloğu William James, Søren Kierkegaard’dan sık sık alıntı yapmaktan hoşlanırdı: “Hayat sadece geriye doğru anlaşılabilir, fakat ileriye doğru yaşanmalıdır.”   

Yaşamın anlamının doğru kararları nasıl vereceğini bilmek olduğunu düşünürdü. Verdiğimiz her kararla kim olduğumuzu ve arkamızda ne bıraktığımızı tanımlamak için varlığımızı şekillendiririz. Kierkegaard aynı zamanda, insanların kaygı ve acıyı anlaması için yoğun bir şekilde çalışmıştır. Kierkegaard’a göre acıyı yatıştırmanın tek yolu inançtan geçer.

dolma kalem görseli

Yazarın Takma İsmi ve Varoluşçuluk

Eserlerini, Victor Eremita, Johannes de Silentio, Anti-Climacus, Hilarius Bookbinder ve Vigilius Haufniensis gibi değişik takma isimler kullanarak üretmiştir. Bunun amacı ise oldukça somuttu: farklı düşünce şekillerini temsil etmek.

Bu strateji “direkt olmayan iletişim” dediği şeyi tanımladı. Takma isimler kullanarak farklı bakış açıları keşfetme şansına erişti. Aynı zamanda, Kierkegaard’ın hayat amaçlarından biri hayatı yaşama yöntemini öğretmekti, böylece varoluşu 3 katmana ayırdı:

  • İlk olarak estetik katman geliyordu. Zevk, hedonizm veya nihilizme dayanan bir yaşam tarzı.
  • İkincisi ise etik katman; bireyin kendisinden sorumlu olma yeteneğine sahip olmasıdır. Bu alanda kişi kötülük ile iyiliği ayırt edebilmeli ve ona göre davranabilmelidir.
  • Dini katman ise Kierkegaard’ın hiyerarşisinde en yüksek seviyeydi. Burada insanlar Tanrı ile kişisel bir ilişki kurar ve bu şekilde en asil amaçlara ulaşabilir.

Anksiyetenin Filozofu, İroninin Filozofu

Albert Camus gibi figürler Søren Kierkegaard’ı ironinin filozofu olarak tanımladı. Kierkegaard inancı her şeyin üstünde tutup, savundu fakat her zaman Danimarka kilisesini eleştirdi. Hayatının aşkını reddetmesine rağmen, onu sevmekten asla vazgeçmedi ve Regine, çoğu işine ilham kaynağı oldu. Benzer olarak, her zaman dini ruhu besleme ihtiyacını vurguladı, ama kendisi estetik-etik katman içinde kısılı kaldı.

Düşüncelerini tanımlayan bir başka yön ise; daha sonra Kafka, Unamuno veya filozof Ludwig Wittgenstein gibi diğer büyük yazarların çalışmalarına ilham verecek olan kavramdı. Burada kaygıdan bahsediyoruz, asla kaybolmayan bir his. Bu his aynı zamanda hayatta daha fazla seçenek olduğunu, boşluğa atlamakta özgür olduğumuzu veya başka çözümler aramak için bir adım geri atma hakkımızın olduğunu bize fark ettirmektedir. Acı yerine her zaman bir alternatif vardır, fakat acı çekmek büyümemize yardımcı olur.

    • Garff, Joakim (2007) Søren Kierkegaard: A Biography.  Princeton University Press