Aldatmanın Acı Tadı

Nisan 19, 2017

Sadakatsizlik, hem aldatan kişinin hem de ihanete maruz kalmış kişinin sorumluluğudur. Çünkü ihanet eylemi kabul edildiğinde, hiç kimse partneriyle birlikte kalmak ve ilişkiyi sürdürmek zorunda değildir. Çünkü herkes içten içe kimin ve nelerin bu işe dahil olduğunu bilir.

Dahil olan herkes, belli ölçüde sorumludur. Ani kararlar ve yeterli olgunluğun gösterilmemesi nedeniyle büyük bir bedel ödenir. 

“Her iki cinsiyette sadakatsizlik öylesine farklıdır ki tutkulu bir kadın, ihaneti bağışlayabilirken, aynı şey bir erkek için imkansızdır.”

– Stendhal

Durum ne olursa olsun, sadakatsizlik büyük bir yaraya yol açar. Bilhassa da ‘aldatılmış’ kişi açısından. Ama aldatan kişi üzerinde de büyük bir iz bırakır: kendisine güvenilemeyen kişi için başkalarına güvenmek çok zordur. Bu yüzden, sadakatsiz kişiler genelde aşırı kıskançlıktan muzdariptir.

Artık olmayan…

Normalde, dürüst olmayan bir hayat sürmüş, günübirlik ve ‘üçgenli’ ilişkiler yaşamış bir kişi için günün birinde bu şekilde davranmaya son vermesi zor olacaktır. Aksine, yıllar içinde sorun daha kronik bir hal alır. Böyle biriyle zamanınızı veya hayatınızı paylaşmamanız çok daha iyi olacaktır.

Bu tür bir insan sağlıklı olmaktan çıkıp kelimenin tam anlamıyla bir ahlaksızlık, gerçek bir sapıklık halini alır. Sonuç: mahvolmuş hayatlar, küskün insanlar, ölü umutlar. Gerçek insan hataları…

Bu tür bir ilişkide sıkışıp kaldıysanız, gerçek aşkı yaşama fırsatını kaçırıyor olabilirsiniz. İdealleştirilmemiş aşk ama size üzüntüden çok sevinç getirecek bir ilişki. Bunun yerine ızdırabı seçiyorsanız, talihsizliğiniz yüzünden başkalarını suçlamayın. Kimi seveceğinize karar vermekte özgür olduğunuzu unutmayın.

Aşk asla yalvarmaz

Hayal kırıklığının sebebi yalnızca sadakatsizlik değil, “artık yeter” diyecek karakteri gösterememektir… Bazı durumlarda herkes kendi hayatını cehenneme çevirebilir.

Aslında, içinizde işleyen şey bir tür parazitlik olabilir. Bu, bir başkasının hayatı pahasına yaşayan organizmalar şeklinde görülür doğada… Elbette, söz konusu olan aşk olduğunda bu durum, çok daha kötüdür.

Kısacası, her şey öz saygıyla ilgilidir. Onurla, ilişkiye ve geleceğine duyulan sevgiyle ilgilidir. Çünkü ‘duygular için yalvarmak’ gerekmemelidir ve bu parametrelere göre yapılan hiçbir şeyin derin ve güçlü kökleri olamaz.

Sonuç olarak, on katlı bir bina inşa ettiyseniz ama bu binanın temelleri zayıfsa, er ya da geç çökecektir. Sadakatsizlik ve saygısızlık arasına sıkışmış bir aşk, affedilebilir belki ama… bunun gerçekleşmesine izin vermez ya da bu durumu haklı çıkarmaz.

Sadakatsizlik çoğu zaman kışkırtılır

Biraz sert gelebilir kulağa ama sadakatsizliğin nedeni sizden başkası değildir: gönüllü olarak başka birini aradığınızda gerçekleşir.

Mesela, beraber olduğunuz kişinin aynı anda birden fazla ilişki sürdürme eğiliminde biri olduğunu biliyorsanız ve yine de o kişiyle birlikte olmayı seçiyorsanız, öyle ya da böyle, partnerinizin ihanetlerini kabul ediyor ve destekliyorsunuz demektir.

Bu yüzden, partnerinizin sadakatsizliği nedeniyle derin bir depresyona girmeden önce buna neden izin verdiğinizi ayrıntılı bir şekilde inceleyin. Sorun, diğer kişi değil sizsiniz aslında.

Sadakatsiz kişi, kendini kandırır

Bu demek değildir ki sadakatsiz kişi tamamen masumdur. Kesinlikle doğru değil bu. İlişkide yaşanan her şeye her iki kişinin de yol açtığı açık olsa da şüphesiz bu kişi, birinci sorumluluğa sahiptir.

Bazıları, sadakatsiz olduklarını ama aldatmadıklarını söyler çünkü bu kişiler partnerine, başka ilişkiler sürdürdüklerini söylemişlerdir. Fakat bu ‘samimiyet’ sahtedir zira sadakatsizlik yalnızca aldatmakla ilgili değil, bağlılık kurduğumuz kişi üzerindeki etkisiyle de ilgilidir.

Bu bir ‘samimiyet’ göstergesi değil saf alaycılık olabilir. Hakikaten, böyle kişilerin tek yaptığı şey, yalanlar ve safsatalarla ellerini yıkamaktır. Davranışlarının sorumluluğunu başkalarına yüklerler…

“Senin kararın bu, benim nasıl biri olduğumu zaten biliyorsun,” derler gayet sakin bir tavırla ve böylece sorumluluklarından kurtulmuş olurlar. Sadakatsiz insanlar, özünde bencildir, kendilerinin ve başkalarının hayatlarını mahvetmek için oynarlar.

İlişki açıksa ve her iki kişi de yetişkin bireylerse, nihayetinde bu onların seçimidir. Ama partnerlerden biri, diğerinin güvensizliğinden ya da başkalarına olan duygusal bağımlılığından faydalanıyorsa, simetrik bir ilişkiden değil, psikolojik tacizden söz ediyoruz demektir.

Kendimi sevip saygı göstermediğim sürece, kimseden aynı sevgi ve saygıyı bekleyemem

Birçok kadın ve erkek bu tuzağa düşüyor. Ama bu tür şeylere izin veren hatta destekleyen bir aşk, sağlıklı değildir. Dahası, bu aşk değildir.

Güzel bir yüz, hoş bir vücut, güzel sözler, hoş bir detay, yalnızlık, rutin, can sıkıntısı… maalesef, sadakatsizliği haklı çıkarmak için daha milyonlarca bahane bulunabilir… Kesin olan tek şey, ihanet gerçekleştiğinde çift bir daha asla eskisi gibi olamaz.

Her ihanet, ilişkinin devamının imkansız olduğu anlamına gelmez. Kesin doğrular yoktur, hele ki aşk gibi bir alanda. Kesin olan şu ki her şey ilişkideki kişilere, olayların yaşandığı şartlara ve çiftin bunlarla nasıl başa çıktığına bağlıdır.

siz, sadakatsizliği aşabilir misiniz? Evet, kesinlikle. Ama bu, saygısızlık edilen bir bağlılıktan sonra yaşandıysa, ağzınızda acı bir tat bırakacak ve her iki partnerin birlikte kalmak için çok büyük çaba göstermesini gerektirecektir.