Seni Bir Daha Görmeyecek Olma Fikri

· Mayıs 24, 2018

Kulağa ne kadar saçma geliyor değil mi?! Kulağa o kadar imkansız geliyor ki… sanki bu kelimenin hiçbir anlamı yok. Seni bir daha görmeyecek olmak, sana bir daha sarılamayacak olmak. Senin için telefonumda ayarladığım zil sesini duyamayacak olmak. Senin kokunun beni bir daha sarmalamayacak olması. Yalnızca senin anlayabildiğin bir düzenin içinde olamamak. Beni gülümseten bir melodinin artık beni gülümsetmeyecek olması.

Ellerim terliyor, dizlerim titriyor, kalbim acıyor ve sanki boşlukta atıyor. Ayağımın altındaki yer kayganlaşıyor, hava ağırlaşıyor, akciğerlerim boşalıyor. Bir zamanlar tişörtümün dikişlerini söken havayı artık hissetmiyorum. Sözler boğazımda düğümleniyor. Ne çığlık atabiliyorum ne de kaçabiliyorum. Yalnızca hareket etmeden olduğum yerde öylece duruyorum. Tıpkı dünyanın geri kalanı gibi donmuş bir halde duruyorum.

su kıyısında renkli kadın

Çamurun içinde debelebiyorum

Gözlerimi kapatıyorum ve ilk anı gözlerimin önünde beliriyor. Endişeyle, daha yaratıcı olmaya zorluyorum kendimi. Uçurumun kıyısındaki biri gibi buna tutunuyorum. Uçurumdan aşağı düşmekle karşı karşıya olan biri gibi bu ihtiyaca tutunuyorum ve bunun böyle olduğunu biliyorum. Aklımda, hiç niyetim olmadan daldığım bu uykudan uyanma fikri beliriyor. Bir adım atıp düşmek hakkında hayaller kuruyorum.

Titremeler devam ediyor ve omuzlarımda gittikçe daha fazla yük birikiyor. Kayışlar da kaslarım da gerilmeye başlıyor. Dizlerim beni taşıyamıyor ve ben daha düştüğümü bile fark edememişken kendimi yerde buluyorum. Yavaşça başımın düşmesine izin veriyorum ve acının vurmasını bekliyorum. Hadi ama, yapacaksan yap. Beni de seninle götür, beni yok et. Seni bir daha görmeyecek olma fikri kulağa ne kadar da saçma geliyor.

Yağmurun ıslattığı kumu avuçlarımla kazıyorum ve tırnaklarımı kumun içine dalıdırıyorum. Yakalandığında, boğularak can vermemek için eklemlerimi ıslatıyor. Yumruğumu sıkıyorum ve su parmaklarımın arasından sızıyor. Bir kez daha, gözlerim açık ve yalnızca bedenimin içinde oluşan karanlığı görüyorum. Bu karanlığa, bu saçma fikri, seni bir daha göremeyecek olma fikrini kilitledim.

Aslı yaklaşıyor. Adımlarının sesini duyuyorum. Aslı’nın uzağa gitmesini istiyorum ve vücudum daha da gerginleşiyor, engelleyemiyorum. Gözlerimi sıkıca kapatıyorum, çünkü şimdi gözyaşlarım yeri ıslatıyor. Kafamın bir yerinde yapacağım şey beliriyor: uzaklaş, buradan çok uzaklara git. Bu ses çok uzak yerlerden geliyor çünkü Aslı duymuyor. Aslı, yalnızca beş yaşındaki bir çocuğun sarılabileceği kadar sıkıca sarılıyor bana.

çocuğun elini tutan yetişkin

Onu bir daha göremeyeceğimi düşünmek saçma

Çocuğumuzu korumam gerektiği gerçeği, seni bir daha göremeyeceğim fikrine karşı geliyor. Sonunda, onun kollarına sığınıyorum, ama bunu bilinçsizce yapıyorum. Kucaklayışındaki kuvvet zamanla azalıyor. Seni bir daha göremeyeceğim fikrini kafamdan atmaya çalışıyorum. Şimdi, yılların verdiği kuvvetle ona sarılan benim. Bu sırada, beynim acının büyüklüğüyle savaşıyor ve beni hissizleştirmeye başlıyor.

Bu, boğazımı da etkileyen bir morfin, bunun farkındayım, çünkü beni boğuyor ve nefes almama izin vermiyor.

“Baba, annem gitti. Onu bir daha göremeyecek olmamız çok saçma.”

Bu kurbağa yavrusu ne biliyor ki? O, annesinin yaşayan bir imgesi. Hala inancı olduğu için, onun adına mutluyum. Neyse ki, bu fikir ona daha saçma görünüyor. Yakında kendini içinde bulacağı acılara dair hiçbir fikri olmadan geleceğe meydan okuyor. Bir süreliğine onun cahilliğine sığınıyorum ve bu yalan, benim için havayı biraz da olsa hafifletiyor.

Uyandığımda, bu absürt fikrin bizi hep ve sonsuza kadar birlikte kalmaya mahkum edeceğini biliyorum. Genetiğin ötesinde bir bağla bağlıyız birbirimize. Uyanıyorum, onu kollarıma alıyorum ve yavaşça yürüyorum. Uzun bir yolun ilk adımlarını atıyoruz ve ben bunu yeni yeni düşünebiliyorum. Bir yanım hala acının gelmesini bekliyor. Ancak, diğer yanım annesinin bana bıraktığı miras olan bu küçük ıslak yüzü okşuyor.

Onun yanına yatıyorum ve yastığını ona veriyorum. Annesinin dokunuşuyla onu karşılamasına izin veriyor. Ona bakıyorum ve bana artık çok uzak gelen bir ninni söylüyorum. Ama ninniyi dinlediğini düşünüyorum çünkü eliyle benim elimi yakalıyor ve uyumadan hemen önce, yüzümdeki kırışıklıkları okşuyor.

[featured-post url=”https://aklinizikesfedin.com/son-vedaya-mektup/”]