Sadece Kulağa Ulaşan Kelimeler ve Bir de Ruhu Öpen Sözler Vardır

· Temmuz 20, 2017

Kelimeler sadece ses tellerini titreştirmek, nöronları işlemek ve beyni organize etmenin sonucu değildir. Gizli çığlıklarımızın, gün doğumunda izi kalan arzularımızın ve gizlice sunulan bütün okşayışların toplamıyız. Kelimelerimiz, bizi birbirimizle birleştiren harika bir duygusal güçtür.

Şefkate cevap vermek üzere yaratıldık. Beynimiz, evrimin muhteşem sonucudur. Kelimeler bağlantılar yaratır, teselli eder, öğretir ve elbette kimi zaman da kulakların ötesinde geçerek ‘ruhumuzu okşar’.

Kelimeler şeffaf alanlardır ve düşüncelerimizi, nezaketimizi ve bizi titretecek güçte sözleri bulmayı bilen o bilge aşkı yansıtabilecek tek aynadır.

Dilimiz, duygularımızın saklı olduğu o muhteşem kemandan çıkan müzik ise, kesin olan tek bir şey vardır: onu doğru şekilde kullanmayı bilmiyoruz. Bazen melodi zararlıdır ve mutsuzluk yayarız. Başka zamanlarda ise kendimizi anlatmayı, ifade edebilmeyi başaramayız.

Kelimeler: Büyümemizi sağlayan sevgi ve dil arasındaki aracılar 

Romantik ilişkilerimizde, aile ilişkilerimizde ve hatta çocuklarımızı büyütürken belirlediğimiz dil çok önemlidir. Öyle ki National Autonomous University of Mexico’da yürütülen bir çalışmaya göre şefkat ve duygusal anlamda olumluluk dolu bir dil kullanan bir bebek, en iyi bilişsel gelişimi gösterecektir.

Ama ihtiyacımız olan zamanlarda bize doğru kelimeleri sunacak bir kişiyi bulmak her zaman kolay değildir. Duygusal dil ile birlikte sezgi ve empati dilini mükemmel bir şekilde öğrenmiş birinin bilgeliği, ne yazık ki ender bulunan bir şey. Bunun sonucunda, eğitim sistemimizde duygusal eğitime de yer verilmesini isteyen seslerin sayısında bir artış görülüyor.

Duygusal okur yazarlık: Dil, sevginin hizmetinde olduğunda 

Sevginin hizmetindeki dilin birkaç özelliği vardır.

  • Duygusal okur yazarlık, duygusal durumlarına ‘girebilmek’ için başkalarının bakış açılarını anlamak demektir.
  • Böyle bir şey yalnızca bir çocukla başlayıp kendi duygularını tanımalarını sağlayarak başarılabilir. Ayrıca dil aracılığıyla neler hissettiklerini ifade etmelerine yardımcı olacak stratejiler sunmalısınız.
  • Doğru duygusal cevap sunabilme becerisi çocukların öfke gibi negatif duygulardaki tepkilerini azaltmalarına yardımcı olur. 
  • Ayrıca kelimelerle ifade edebildiklerinde kendi duygularını daha iyi anlayabilirler. Bütün bunlar sayesinde duygusal dili, kendilerini keşfetmek için bir araç ve başkalarıyla bağlantı kurmak için bir bağ olarak harika bir şekilde kullanabilirler.

Hepimizin bildiği gibi Duygusal Zeka ile ilgili her şey ‘öğretilebilir’. Sadece bu tür öğrenmeye yatkın çocuklar değil bizler de dilin bizi birleştirme ve ayrıştırma gücünün farkında olmalıyız. Kelimelerin daima yıkımın değil gelişmenin bir aracı olması çok önemlidir.

İyileştiren kelimeler, beynimizi güçlendiren duygular 

Duygusal bağlantılar, sosyal hayatımızı ören altın iplerdir. Duygusal zekanın kullanımını anlamak, kendimizi daha iyi anlamamıza yardımcı olur ve kişiler arası ilişkilerimizi zenginleştirir.

Evrimsel bir açıdan bakıldığında durum böyle değildir. Beynimiz aslında yüzyıllardır süregelen evrimimizin ürünü olan üç birleştirilmiş ve birbiriyle bağlantılı yapıdan meydana gelir.

En derin kısım, iç güdülerimizi ve otonomik işlevlerimizi kontrol eden sürüngen beyindir (beyin kökü ve cerebellum). Sonra limbik sistem yani duygularımızın olduğu yer gelir ve burası en ileri düşünce ve elbette dilden sorumlu alan olan neokorteks ile yakın bağlantıya sahiptir.

Görebileceğimiz gibi, o muhteşem evrim ürünü yani beyin, önemli bir noktada birleşir: dil ve duygular arasındaki ilişkide. Bu çoğu zaman odaklanmadığımız bir ayrıntıdır ama yazının başında sözünü ettiğimiz gibi , “şefkate cevap vermek için yaratıldık.”

Anne babasının şefkati olmadan bir çocuk sağlıklı bir şekilde gelişemez, hatta ayakta kalamaz. Kelimeler, beynimizdeki nörokimyayı uyandırarak belli duyguları tecrübe etmemizi sağlar. Duygular ise eylemlere, değişimlere, iradenin gücüne dönüşür.

Kelimeler korkularımızı yatıştırır, acımızı dindirir, yalnızlığı kovar ve uyuşuk kalpleri neşelendirir. Tabi bazen bunu unuturuz. Ağızlarımız ve kalplerimizin, bağlar kurma ve sevdiklerimize mutluluk getirmek için sağladığı o muhteşem kaynağı göz ardı ederiz. Şunu unutmamak önemli…

Dilimizin kemiği yoktur ama bir insanın kalbini kıracak kadar güçlüdür. Kelimelerinize dikkat edin, bilgece davranın, ihtiyatlı ve saygılı olun…