İki Güçlü Kelime: Savabona ve Şikoba

Kasım 30, 2016

Güney Afrika’da gerçekten güzel bir geleneği olan bir kabile vardır. Birisi uygunsuz davrandığında, onu köyün meydanına götürürler ve etrafını sararlar; iki gün boyunca o kişinin yaptığı güzel şeyleri ona hatırlatırlar.

Bu kabile herkesin dünyaya iyi insanlar olarak geldiğine ve güvenlik, sevgi, barış, ve mutluluk istediğine inanırlar. Dünyadaki yerimizi ararken, hayatımız boyunca izlediğimiz yolda, hatalar yapabiliriz. Bu kusurlar, rahatlama için bizim sabırsız feryatlarımızdır.

Bu kabiledekiler, özel ve iyi varlıklar gibi hissetme isteğinin bazen insanı davranışlarında başarısızlığa götürdüğüne inanırlar. Bu olduğunda, durumu düzeltip gerçek benliklerine tekrar bağlanmak ve gerçekte kim olduklarını hatırlamak için biraraya gelirler, böylece doğru yola tekrar dönerler.

Bu gerçekleştiğinde, herkes “Sana saygı duyuyorum, değer veriyorum ve sen benim için önemlisin” anlamına gelen “Savabona” kelimesini tekrarlar. Bunun üzerine, bu kişi de “Öyleyse… ben iyiyim ve sizin için varım” anlamına gelen “Şikoba” ile cevap verir. Bu birbirini tanıma ve onaylama eylemi, hatalı kişinin yara almış benliğini, sevildiğini ve değer verildiğini bildirerek onarır.

Bu kabile, bu şekilde sevginin dilini kullanarak, bazen doğru bir şekilde davranmasalar da, herkesin özel olduğunu ve içlerinde iyi olduklarını hatırlar. Ve gerçek şu ki, bu güzel hareket ve basit selamlaşma ile olmak istediğiniz kişi olmak için asla çok geç ya da çok erken olmadığı olumlu mesajını iletirler. Bunu yapmak ya da yapamamak için belirlenmiş bir zaman yok, istediğiniz zaman başlayabilirsiniz, ancak sabırlı olduğunuzda aceleci davrandığınızda olduğundan daha iyi sonuçlar elde edeceğinizi unutmayın.

Bazen, uygunsuz davrandığımızda, bizi değerli hissettirmeleri için etrafımızdakilere feryat etmekteyizdir. Evet, bu sevgi, takdir, şefkat için bir bağırıştır. Eğer hepimiz üzerimizde “beni önemli ve özel hissettir” yazılı bir etiket taşıdığımızı hayal etmeye başlarsak, etkileşimlerimiz daha iyiliksever olurdu ve içimizde karşımızdaki insanlar için özgün bir ilgi yaratırdık.

Toplumumuzda duygusal iletişim eksiliği var. Kendimizi ve diğer insanları düşünmüyoruz. İlerleyecek ve dünya ile yüzleşecek moral, motivasyon, ve özsaygının olmadığı tehlikeli bir ortamda yaşıyoruz. Bu kabilenin güzel davranışı çocuklarımızı saygı ve sevgi değerlerini aşılayarak eğitmenin önemini bize gösteriyor.

Bu dersi anlarsak, eğitimli ve kibar olmanın ötesine geçip dünyaya kendimizi bir gülümseme ile sunabilir ve günlerimizi şükran ve güvenle dolduracak bir beyaz bayrak veya barış işareti yaratabiliriz.

Bu yolla, birbirimize bağlandığımız zaman son derece ilgi çekici duygusal bilgiler sunacağız. Sunduğumuz bu hassasiyet ve düşüncelilik ile diğer insanlara ilham kaynağı olacağız ve böylece ilişkilerimizin kalitesini ve etkisini geliştireceğiz.

Umarız bir gün bizim toplumumuz da Savabona-Şikoba ritüelinin önemini öğrenir. İstisnasız, iyi veya kötü yoldan ilerliyor olalım, hepimizin hissedebilme, bilebilme ve kendimizle gurur duyabilme yeteneğine sahip muhteşem varlıklar olduğumuzu hatırlamak için etrafımızdakilere ihtiyacımız var. Ve, her şeyden önce, uygun davranmadığımızda farkına varmak ve yeniden başlayıp hatalarımızı onaracak güç ve dayanıklılığa sahip olduğumuzu fark etmemizi sağlayacaklar.