Rüya Avcısı: Güzel Lakota Efsanesi

Ocak 15, 2019

Rüya avcısı efsanesi, Sioux şehrinin bir kısmını kaplayan Amerika Birleşik Devletlerindeki Missouri Nehri kıyılarında yaşayan Lakota kabilesinden gelen bir efsanedir. Onların bir kısım gelenek ve ritüellerini gösteren Kurtlarla Dans filminde rol alan kişiler de bu kabiledendir.

Lakota, Iktomi adında kutsal bir figüre sahiptir. Bu, daima topluma her şeyi öğreten, en yüksek akıl ve bilgeliği olan tanrıdır. Lakotalılar Iktomi’nin bazen uzun boylu, yüzü kırmızı ve sarıya boyanmış bir adam kılığında göründüğüne inanırlar.

Fakat çoğu zaman Iktomi bir örümcek kılığında görünür. O, bazen gizemli kelimeler söyleyen ve bazen de şakacı tarzda konuşan çok zeki bir örümcektir. Pek çok hikaye bilir ve bazen bunları fanilerle paylaşır. Iktomi Lakota halkına rüya avcısı efsanesini anlatır.

“Hepimiz şimdi buraya insanlığın geleceğine şahsen karar vermek için yerleşmişiz. Yoksa siz burada daha önemsiz bir şey için mi bulunduğunuzu sandınız?”

– Arvol Looking Horse, Dakota şefi

Sihirli dağ

Yıllar önce, yaşlı bir Lakotalı bir dağa tırmandı. Iktomi bu yaşlı adama bir örümcek olarak göründü. Kutsal bir dille onunla konuşmaya başladı.

Iktomi konuşurken o bölgedeki en yaşlı söğüt ağacından bir dal kopardı ve ona bir yüzük şekli verdi. Sonra biraz at kılı ve renkli kuşların güzel tüylerinden buldu. Yanında bir miktar boncuk ve küçük, güzel nesneler de vardı. Bunların hepsini bir araya getirdikten sonra, dokumaya başladı.

O bunları dokurken yaşlı adama hayatın bir daire olduğunu söylüyordu. Ona her şeyin bir başlangıcı ve sonu olduğunu söyledi. Bizler düz bir çizgide durmuyoruz. Aslında, bir daireyle hayata başlıyoruz ve onu başka bir dairenin başında bitiriyoruz ve böyle devam ediyor.

rüya avcısı

İnsanın hayatı ve yaşları

Rüya avcısı efsanesinde der ki; Iktomi yaşlı adama bizim yaşlarımızın da birer daire olduğunu söyledi. Biz hayata çok narin, kırılgan ve bağımlı olarak başlarız. Yavaş yavaş güçleniriz. Ayakta durup yürümeye, sonra da koşmaya başlarız ve nihayet birer yetişkin oluruz. Bu da bizi daha yeterli ve özgür hale getirir.

Fakat bir gün mutlaka yaşlanırız. Yine başkalarına muhtaç, narin ve kırılgan oluruz. İşte son halkanın kapanıp ölümün geldiği an budur. Hayatın sonu da başlangıcına benzer ve bu daire her bir insanoğlu için durmadan devam eder.

Iktomi, yaşlı adam onu bütün dikkatiyle dinlerken söğüt dalının iç kısmını dokumaya devam etti. Kendisine açıklanan şeyler olağanüstüydü. Anladı ki; her bir bitiş aslında yeni bir başlangıçtı. Bu rüya avcısının en temel anlamıydı.

rüya avcısı

Rüya avcısı

Iktomi öğretilerine devam etti. Dedi ki; hayatın her bir safhasında farklı şekillerde ortaya çıkan zorluklar vardır. Bazıları olumlu, bazıları ise olumsuzdur. Bu zorluklar kaderin doğal ahengi içinde değişebilir. Bu yüzden çok dikkat etmeli ve onları nasıl tanımlayacağımızı bilmeliyiz. Çünkü iyi olanlar her zaman görünürde iyi olmayabilir ya da kötü olanlar da görünürde kötü olmayabilir.

Iktomi örümcek ağını ortasına kadar ördü. Fakat sonuna geldiğinde örmeyi durdurup, ortasında bir delik bıraktı. Sonra yaptığı bu eseri yaşlı adama verebileceğini söyledi. Böylece bütün Lakota halkı rüyalarını ve hayallerini iyi yönde kullanmayı öğrensinler. İyi fikirler ve iyi projeler bu ağa takılabilir. Kötü olanlar ise ortasındaki delikten geçip gidebilirler.

Yaşlı adam rüya avcısının anlattığı efsaneyi başkalarıyla paylaştı. O günden beri Lakota halkı geleceğin temeli olarak Iktomi’nin bu dokumasını kullanır. Batılılar ona “rüya avcısı” adını verdiler. Eğer iyi kullanılırsa, hayatta yolumuzu bulmak ve gerçekleri araştırmak için rüyalarımızı dikkatle incelemeyi bize öğretir.