Senkron: Gizemli Kader Bilimi

· Ekim 27, 2017

“Dünya küçük bir yerdir” ya da “Dünya çok küçük,” lafını daha önce kesin duymuşsunuzdur. Bir tesadüf olduğunda söylenirler. Büyük bir şehirde şans eseri tanıdığınız biriyle karşılaşmanız kaderin bir örneği olabilir. Peki ya bunun aslında senkron denilen bir bilimle ilgili olduğunu bilseydik?

Kulağa inanılmaz gelse de, araştırmacılar birbiriyle ilişkisi yokmuş gibi görünen iki fenomeni inceledi ve aralarındaki ilişkiyi tanımlamak için çalışmalar yaptı. “Senkron” terimini icat eden Carl Jung ve benzeri bilim adamlarından bahsediyoruz.

“Bir kez olursa rastlantıdır. İkinci kez olursa tesadüftür. Üçüncü kez olursa işin içinde düşmanlar vardır.”

– Ian Fleming

Senkron ne demektir?

Bazen başımıza çok şaşırtıcı tesadüfler geldiğinde, evrenin bize bir işaret yolladığını düşünürüz. Ancak, Jung’a göre senkron; birbiriyle büyük ölçüde ilişkiliymiş gibi görünen ancak hiçbir fark edilebilir nedensel ilişkisi olmayan olayların eş zamanlı meydana gelmesi olarak tanımlanabilir.

Yani, bu benzersiz bilim, bir dizi olayın (iki ya da daha fazla) birbirine bağlı olmasına rağmen, birbirine sebep olmadan tesadüfi şekilde meydana gelmesi olarak özetlenebilir. Buna rağmen, iki olay arasında kesinlikle bir bağ vardır.

baba kız karşılaşma

Daha kolay bir şekilde anlamak için, iyi bir arkadaşınız olduğunu hayal edin. Diyelim ki bir gün, babanızla şakalaşırken ona bu arkadaşınızdan, adından, ailesinden vs. bahsettiniz. Böylece babanız sizin ve arkadaşınızın uzaktan akraba olduğunuzu keşfeder. Sizin dedeniz ve arkadaşınızın anneannesi ikinci dereceden kuzenlerdir.

Bu örnekte de gördüğümüz gibi, sizin ve arkadaşınızın uzaktan akraba olmasının sizin arkadaşlığınız ve arkadaşlığınızın gelişimiyle hiçbir ilgisi yoktur. Bu yüzden bu, nedensel ilişkisiz anlamlı bir tesadüftür.

Senkron hakkında daha ilginç detaylar

Pek çok yazar, bu olağandışı bilim hakkında hiçbir bilgileri olmadan, bu konu üzerinde yazıp çizmiştir. Örneğin, Friedrich Schiller’e göre şans diye bir şey yoktur ve tesadüf en derin kader kaynağından gelir. Gerçeküstücü yazar Andre Breton ise dünyanın size sunduklarıyla, arzularınız kesiştiğinde, şansın varlığının objektif olduğunu varsayar.

Ama Jung’a göre, senkrondan bahsettiğimizde, içsel ve dışsal olayların bir araya gelmesini kastediyoruz. Böylece bu olayları deneyimleyen birey ikisinin bir araya gelmesini anlamlı buluyor.

Buna rağmen, ortada şans hatta sihirli bir durum varmış gibi gördüğümüzden, bu olayları açıklayabilmek için çareyi metafiziğe başvurmakta buluyoruz. Aslında olay sadece bilinçsiz çekimden kaynaklanıyor. En azından Jung’a göre bilinçsiz bir çekim gücü bu olaylara neden oluyor. Bu da bizi bağlantı tanımlamaya götürüyor.

Bağlantıların Tanınması

Jung’a göre, sevdiğimiz birinin ölümünden sonraki aşamalar ya da iş değişikliği tesadüflerin oluşması için daha büyük enerji yaratıyor. Bu, tamamen, bu durumların içimizde meydana getirdiği değişikliklerin, bizi, arayışımıza anlam katacak tanınır bağlantılar bulmaya sürüklemesinden kaynaklanıyor. Yani, hepimizde varmış gibi görünen tanıma hissi senkron için temel oluşturuyor.

düşünen kadın

Araştırmalara göre, stresli ya da çok duygusal olduğumuz durumlarda beynimiz dopamin seviyesini yükseltiyor böylece büyülü düşüncelere kapılıyoruz. Büyü ya da şans diye tanımladığımız şey aslında senkron.

Yine de, bağlantı arayışına ihtiyaç duymayı şeytani bir şeymiş gibi görmeye hiç gerek yok. Bu, mağara adamlığı günlerinden beri insan beyninde olan doğal bir ihtiyaçtır. Ayrıca, bu tür düşünme biçimi, varlığı yaşamdan zevk alamamaya sebep olan anhedoni isimli psikolojik duruma bağlıdır. Aslında bu beceri milyonlarca yıl boyunca hayatta kalmamıza yardımcı olmuştur.

“Ne tesadüflere inanıyorum ne de ihtiyaçlara. Benim irade gücüm benim kaderimdir.”

– John Milton

Bu nedenle, şansın ya da kaderin aptalca olduğunu düşünmeyin. Bağlantı arayıp bulmaya elverişli bir yapımız var ve pek çok durumda beynimiz bilgiyi bilinçsizce yönetiyor. Yine de, elbette karar vermemize yardımcı olan değerli bir mekanizma. Belki de kaderin büyüsü diye bir şey yoktur ancak öyle bir şeyin olduğunu düşünmek faydalı ve güzel olabilir.