Pişmanlık Duymuyorum, Sadece Bir Daha Yapmamam Gerekenleri Biliyorum

Mart 23, 2018 İçinde Duygular 145 Paylaşıldı
şapkalı kadın gülümsüyor

Hepimiz yanlışlar yapabilen, kusurları olan ama kendine has geçmişleri ve hikayeleri olan insanlarız.

Bu nedenle,  sürekli bir pişmanlık döngüsüne girmeden önce, yapılan her hatayı kabul etmek gerekliyken, aynı zamanda yaptığımız hataları tekrar etmeyeceğimizi, hangi yanlış yollara bir daha girmeyeceğimizi ve ruh sağlımız açısından çevremizdeki insanlar ile sağlıklı bir mesafe kuracağımızı da açıkça belirtmek ve buna göre hareket etmek gerekir.

Çektiği filmlerden birinde Woody Allen, “Hayatta yaşadığım pişmanlıklardan biri, bir başkası olmadığımdır” şeklinde bir cümle sarf eder. Bu ironi kokan ifade, mevzu bahis gerçeği oldukça iyi özetliyor: hatalarımız bize çok zarar verir. Bu hataları sürekli olarak tekrar etmek, üzerimizde o kadar büyük bir baskı kurar ki, tıpkı bir bilgisayarda olduğu gibi, hayatımızı yeniden başlatmak isteriz.

“Başarı, başarısızlıktan başarısızlığa giderken, heyecanınızı kaybetmemektir.”

– Winston Churchill

Bununla birlikte, insanlar birer makine değildir. Aslında, bizim kudretimizin bulunduğu yer, DNA’mız üzerine yazılmış olan o sihirli kod içerisindeki, hatalarımızdan öğrenme kabiliyetimizdir. Bu özellik, bir tür olarak gelişim sağlamamıza olanak tanıyıp, farklı dinamikleri olan bu dünyada, hayatta kalmamızı sağlamıştır.

Her şeyden önce yaşamak, ilerlemek ile beraber, her bir yanlış hareket ya da kötü tercih sonrasında ortaya çıkan duruma göre uyum sağlayabilmek ve bunu kontrol edebilmektir.

Size zarar veren ve geçmişinizi reddeden bir suçluluk duygusuna kapılıp gitmeyin. Eğer bunu yaparsanız, kendi geleceğinizi ve ihtiyacınız olan gelişiminizi baltalamış olursunuz.
Paylaş

singer dikiş makinesi

Tecrübe Bavulumuz

Suçluluk ve pişmanlık duyguları birçok farklı şekilde ve seviyede hissedilebilir. Yanlış bir kişi ile yaşamış olduğumuz bir aşk, geleceği olmayan bir meslek tercihi, yanlışlıkla gözden kaçan detaylar, tutulmamış bir söz, istenmeden ağzımızdan kaçan bir kelime ya da niyeti bozuk bir eylem… bunun gibi durumlar genellikle bir aynanın karşısında tüm çıplaklığımız ile baş başa kalmamız anlamına gelir. Sanki kanayan, açık bir yara gibi…

İşte o zaman, kendimize duyduğumuz saygının kırılan parçalarını bir araya getirerek iyileştirmemiz gereken, sözüm ona olgun karakterimiz içerisindeki çatlaklar ortaya çıkıyor.

Öte yandan, “Bilişsel Psikoloji” (Cognitive Psychology) adlı dergide yayınlanan ilginç bir araştırmaya göre, gençler hayatlarında yaptıkları her bir hata için genel olarak çok şikayet ediyorlar.

Bazen, 20-45 yaşlarındaki birinin bam teline hafifçe dokunduktan sonra, aldıkları her bir kötü karardan ve hayatlarına girmelerine izin verdikleri her bir zararlı insandan nasıl pişmanlık duyduklarını ayrıntıları ile birlikte tek tek anlatacaklardır. Aslında bu durum, sağlıklı ve bireyin kendisi ile yüzleşmesi şeklinde görülebilen bir analizdir. Daha iyi seçenekler bulmamıza ve hayat yoluna tekrar devam etmemize yardımcı olur.

Ancak asıl sorun yaşlılarda görülüyor. Kişi 70 yaşına dayandığı zaman, yapamadığı şeylerden duyduğu pişmanlık duygusu ile boğuşmaya başlar. Kaçan fırsatlar, cesaretinin yetmemesi sebebiyle alınamayan kararlar ve benzerleri bir kabus gibi insanın üstüne çöker.

Bu nedenle, çok açık bir şekilde ifade etmemiz gereken durum, yaşanmamış bir hayatın en büyük pişmanlık olacağıdır. Sözde hatalarımızı, ciddi sonuçlar doğurmayan yanlışlarımızı, bir nevi tecrübe bavulumuz olarak görelim. Hayatımızdan geriye kalacak olanlar bu tecrübenin yayacağı ışıktan ibaret olacaktır.

topraktan fışkıran gelincik

Hayatımızda her zaman hatalar olacaktır

Hatalar, her şeyden önce, sorumluluğu kabul etmek manasına gelir. Hepimiz bu gerçeği bilsek de, bütün insanlar bu değerli gerçeği kabullenip, kendilerine yarar sağlayacak bu adımı atma yeteneğine sahip değildir.

O zaman, psikolojide “birincil onarım” dediğimiz olgu meydana gelmeli. Yani, o fırtınalı ilişkiden çıkmak, başarısız bir projeyi bitirmek ya da başkalarına zarar verdiğimiz için af dilemek gibi basit bir şeyler yapmak gibi…

“Hatalar, insan düşünce sisteminin tabanında yer alan ve bağlı olduğu sistemi, tıpkı toprağın, bir ağacın köklerini beslediği gibi besleyen oluşumlardır. Eğer yanlış yapma gibi bir yeteneğimiz yoksa, o zaman asla yararlı bir iş gerçekleştiremeyiz.  Doğru ve yanlış seçenekler arasında bir seçim yaparak yolumuzu buluyoruz ve yanlışlar, doğru olanlar kadar gayet normaldir. Bizler bu hayatı böyle yaşıyoruz.”

– Lewis Thomas

Sonra, çok daha narin, daha samimi ve karmaşık bir şey yapmaya devam etmeliyiz: “İkincil tamir” zamanı. Bu aşamada, öz güvenimizden ve kendimize duyduğumuz saygıdan kopan her bir parçayı büyük bir hassasiyet ve dikkat ile yeniden bir araya getirmeliyiz.

Kalbinizin kapılarını kapatacağı ve yeni fırsatların hayatınıza girmesini engelleyeceği için, kin tutmanın ya ada hayal kırıklıklarının sürüncemesinde kalmanın bir yararı yoktur.

kadın atlar ve çiçekler içerisinde

Diğer bir taraftan ise, “Kişilik ve Sosyal Psikoloji” (Personality and Social Psychology) adlı dergide yayımlanan bir makale, çoğumuza tanıdık gelen bir durumu ele alıyor. Bazen kendimizi “Ama ben nasıl olur da bu kadar saf olabilirim? Bu yaşıma geldim, hala aynı hataya düşüyorum.” şeklindeki cümleler ile cezalandırıyoruz.

İlerlemiş bir yaşın ve elde edilmiş onca tecrübenin, eninde sonunda, hatalara karşı bir nevi bir bağışıklık kazandıracağı inancı tam bir efsanedir. Şimdi bu fikirleri bir kenara bırakalım ve şunu kabul edelim: insan olmak, değişiklikleri ve zorlukları kabul etmektir. Yeni insanlarla tanışmak ve her gün farklı şeyler yapmak demektir.

Hata yapmak, yaşam serüveninin ve büyümenin bir parçasıdır. Bu deneyimleri reddetmek ve kendimizi pişmanlık, korku ve “ben bu şekilde kalayım, hiç değişmeyeyim” adasına terk etmek, nefes alsanız da yaşamadığınızın bir göstergesidir.

Bunlar da ilginizi çekebilir