Paracelsus: Bir Simyacı ve Hayalcinin Biyografisi

Ocak 2, 2020
Paracelsus tarihi açıdan o kadar önemliydi ki bir asteroid ve aydaki bir kratere onun adı verilmiştir. Hayatı ve çalışmaları Goethe ve Borges gibi büyük şairlere ilham vermiştir. Kendisi modern toksikolojinin babası olarak kabul edilir. Bu yazımızda onun hakkında daha fazla şey öğrenin!

Çoğu insan onu Paracelsus olarak tanısa da kendisinin gerçek adı Philippus Aureolus Theophrastus Bombastus von Hohenheim idi. Tıp ve bilim dünyalarının tarihindeki en ilginç figürlerden bir tanesiydi. Bazıları onu biraz deli, bir vizyoner ve şüphesiz ki çok yaratıcı biri olarak tanımlardı.

Paracelsus’un en önemli özelliklerinden biri büyük entelektüel hırsıydı. Kurşunun altına dönüşmesini mümkün kıldığı iddia edilen bilinmeyen bir madde olan felsefe taşını bulmak konusunda çok istekliydi. Ayrıca sonsuz gençlik iksirini de bulmak istiyordu ve bu uğurda çok çalıştı.

Paracelsus fantastik maceralarının ortasında harika bir araştırmacı haline geldi. Çoğu kişi onu toksikoloji ve farmakolojinin babası olarak değerlendirir. Sihirbaz ile bilim adamı arasına düşen bir melez olduğu söylenebilir. Efsanevi ve mistik inançlarının arkasında durduğu göz önüne alınırsa kesinlikle zamanının ilerisinde olduğunu söyleyebiliriz.

Bir Dahinin Doğuşu

Paracelsus 1493’te şimdilerde İsviçre’nin Zürih kentinin olduğu yere yakın bir yerde doğdu. Babası da dahil olmak üzere ailesinin birkaç üyesi doktordu ve bu durum tıpa olan ilgisini büyük ölçüde etkiledi.

Gençliğinde bir maden analisti olarak çalıştı. Bu onun mineraller ile ilgili bilgilenmesini sağladı ve bu durum ilerideki çalışmalarında belirleyici bir faktör haline geldi. 16 yaşındayken Basel Üniversitesine gitti. Bundan birkaç yıl sonra Ferrara Üniversitesinden bir doktora derecesi aldı.

Paracelsus tıbbın bir enstitüde öğretilebilecek bir şey olmadığına inanıyordu. En başından beri kendi zamanının resmi tıbbi pratiklerine eleştirel yaklaşıyordu. Hipokrat, Avicenna ve Galen’i sorgulardı. Bundan dolayı meslektaşları ondan çekiniyordu.

Paracelcus'un kara kalem bir çizimi.

Paracelsus, Bir Deneyci

Erken dönemlerinde Paracelsus kendi başına deneyler yapmayı ve doğrudan hastalarla çalışmayı seçti. Bu doktorlar arasında kötü bir şöhreti olmasına sebep oldu. Ayrıca insanlar fiziksel görünümünü de yargıladı. Paracelsus kısa, kel ve obezdi, bu da birçok insanın onu reddetmesine yol açtı. Belki de bu yüzden, bu dahi her zaman en savunmasız olan insanların arkadaşlığını tercih etti.

Başarılı bir şekilde uygulamaya başladığı deneyler ve yenilikçi metotlar çok fazla dedikoduya yol açtı. İnsanlar kendisinin şeytan ile bir anlaşma yaptığını söyledi. Adı “Lanetli Doktor” olarak popülerleşti. Tanrı’ya derinden inanmasına rağmen insanlar onu büyü yapmak ve büyücülükle suçladılar.

Meslektaşları ve diğer otoriteler ile arasında ortaya çıkan bu gerginlik onu gezgin bir adam olmaya itti. Nereye giderse gitsin etrafındakilerle anlaşmazlıklara girmesi uzun sürmüyordu, bu yüzden sürekli olduğu yeri terk edip yeni bir yere gidiyordu. Ancak, bütün bunlara rağmen çok iyi bir doktor olarak biliniyordu.

Bir Laudanum şişesi.

Simya ve Kimya

Paracelsus hastalıkları tedavi etmek için mineralleri ve kimyasalları kullanıyordu, ki o dönemlerde başka kimse bunu yapmıyordu. Bu, onun zamanında tedavi edilemeyen hastalıkları olan insanları tedavi etmesini sağladı. Epilepsi, cüzzam ve gut hastalığı gibi durumları başarılı bir şekilde tedavi ettiğine dair tanıklık eden insanlar vardır. Ayrıca kendisi frengiyi tanımlayan ve cıva ile tedavi edilmesini öneren ilk doktordu.

Bu harika araştırmacı aynı zamanda laudanum’u da icat etti. Bu, bilinen ilk kimyasal analjeziklerden biriydi. Ek olarak zehirleri ayrıntılı bir biçimde inceledi ve bugüne kadar gelmiş bir atasözü yarattı: “Zehri zehir yapan dozudur.”

“İyileştirme sanatı doktordan gelmez, doğadan gelir. Bundan dolayı, doktor doğadan yola çıkmalı ve açık fikirli olmalıdır.”

– Paracelsus

Zamanının diğer doktorlarının aksine Paracelsus hastaları ile çok yakındı. Ayrıca bilginin kamu malı olması gerektiğine inanırdı. Bundan dolayı topluluklara konuşmalar yapar ve kullandığı bilimsel şeyleri basit bir dille açıklardı.

Paracelsus’un Tıbba Yaklaşımı

Paracelsus tıbbın dört ana ekseni olduğuna karar verdi: doğa bilimleri, astronomi, kimya ve sevgi. Bitkilerin ve minerallerin kendi başlarına iyileştirici olmadığına inanıyordu. Onun yerine, bu şeylerin gerçekten işe yaraması için Tanrı’nın iyiliğine ve ondan ilham almaya ihtiyaçları vardı.

Meslektaşlarının tersine ameliyatın iyi bir şey olduğuna net bir şekilde inanıyordu. O zamanlarda ameliyat yapan tek insanlar berberlerdi ve bu bile çok spesifik durumlarda olan bir şeydi. Yüzyıllar sonra birçok doktor bu berberlerin metotlarından ilham aldı.

Şunu da belirtmeliyiz ki, tüm doktorlar onun düşmanı değildi. Ona imrenenler arasında Rotterdam’dan Erasmus da vardı, Paracelsus Erasmus’un kişisel doktoru ve arkadaşıydı. Ayrıca Alman bir prens de Paracelsus’a korumasını bahşetmişti.

Paracelsus 47 kadar genç bir yaşta, onu soymak isteyen bir grup haydut tarafından öldürüldü. Ancak bu haydutlar aslında zamanlarını harcamıştı çünkü Paracelsus çoktan bütün mal varlığını fakirlere bağışlamıştı.

“Tıp sadece bir bilim değildir; aynı zamanda bir sanattır. Sadece hapları ve alçıları birleştirmekten ibaret değildir; bizzat yaşamın süreçleri ile ilgilenir, ki bu süreçlerin yönlendirilebilmeleri önce anlaşılmalarını gerektirir.”

– Paracelsus

  • Santos, S. E. (2003). Paracelso el médico, Parecelso el alquimista. In Anales de la Real Sociedad española de química (No. 4, pp. 53-61). Real Sociedad Española de Química.