Övmenin 3 Olumsuz Yanı

Mart 22, 2017

Her kişisel gelişim kitabı, çocukluk döneminde övgünün öneminden bahseder. Bu kesinlikle benlik saygımızı arttıran ve kişiliğimizi şekillendiren bir durumdur. Çocuklarımız bir sınavı geçtiklerinde, iyi bir şey yaptıklarında veya güzel bir resim çizdiklerinde onları övmek istememiz gayet normal bir durumdur.

Ancak, çocuklarınıza bazı şeyleri ne kadar iyi yaptıklarını söylemek ve onların gerçekten muhteşem varlıklar olduğunu göstermek gibi hareketler, gerçekten kendilerini güvende hissettirir mi? Böyle davranarak, çocuklarımızı mutlu ediyor ve kendilerine olan saygılarını garanti altına alabiliyor muyuz?

“Birisi bana kötü muamele uyguladığında kendimi savunabilirim, ama bir beni övmeye başladığı zaman savunamam.”

– Sigmund Freud

Övgünün karanlık tarafı

Tabii ki insanlar için yaptıklarınızın fark edilmesi ve tebrik edilmesi iyi bir şey. Olumlu sözler duymak kendimizi iyi hissetmemizi sağlar ve bir şeyler başarmak veya daha iyi bir yere gelebilmek için potansiyelimizi geliştirmemize yardımcı olur. Örneğin, bir sınavı geçtiğinizde insanlar size övgüler yağdırmaya başlar, bu da sizi daha çok çalışmaya ve daha iyi notlar almaya iter. Veya çok iyi olmadığınız bir derste, daha çok gayret ederek, geçer not almaya çabalarsınız.

Ama ya övgü kendini tekrar eden bir yapıya bürünürse? Sürekli olarak birilerinin sizi övmesini beklemeye başlarsanız da kimseden bir şey duymazsınız ne olur? Gereğinden fazla övgü almak, karşılaşabileceğimiz zorluklar için çabalamak yerine, kolay yolu seçip, kendimizi salıvermemize neden olabilir.

Dahası, övgü aslında bizi sevmediğimiz şeylere de itebilir. Yani, sadece övülmek için sevmediğimiz bir işi yapabiliriz. Çocukların yaptıkları her şeyde, herhangi bir karşılık almak hayali ile yola çıkmadıklarını bilmek gerekir. Bu durumu, onların güzel bir iş yaptıklarında aldıkları bir hediye gibi düşünün.

Çocuklar, yaptıklarının sorumluluğunu küçük yaşlardan itibaren öğrenmelidir. Elde ettikleri sonuçların, o işe adadıkları çaba ile eşit seviyede olması önem arz eder.

“Sadece iyilik yapmak için iyilik yapan biri ne övgü ne ödül bekler ama sonunda her ikisini de alacağını bilir.”

– William Penn

Özgüveninizi yok eden övgü

Çocukların küçüklükten beri aldıkları övgülere baktığımızda, sağlam bir özgüven oluşturduğunu düşündüğümüz 3 temel yapı, aslında, tersine bir etki yaratır.

1. Çabalarını değil yeteneklerini övmek

Bu, birçok soruna neden olabilecek çok ciddi bir hatadır. Önemli olan, sonucu etkileyecek olan çok çalışmaktır. Gerçekten zeki olsanız bile, herhangi bir gayret sarf etmediğiniz zaman, hiçbir şey elde edemezsiniz.

Çok başarılı olma kapasitesine sahip olan, ancak bundan yeteri kadar faydalanamayan öğrencileri biliyorsunuz değil mi? Onlarda eksik olan yeteri kadar çaba göstermemeleridir. Yetenekleri övmek özgüveni azaltacağı için, her zaman gösterilen çabayı takdir etmeliyiz.

2. Abartılmış ve belirsiz övgü

Bazı övgüler gerçekten aşırı abartılıdır. Buna birkaç örnek verecek olacak olursak: “Sen bir dahisin,” “sen bir sanatçısın” ve benzerleri. Böyle şeyler söylemek, istenilenin aksine sonuçlar doğurur. Çocuğunuza böyle yaklaşırsanız, özgüvenlerini artırmak yerine, onu yok edersiniz.

“Şunu şunu şöyle yapmanı takdir ediyorum”, “aferin sana, o işi çok iyi kıvırdın” gibi daha belirli şekillerde övgülere yer verin hayatınızda, ancak özgüven duygusunu suni olarak geliştirmeye çalışmayın. Eğer çocuklarınıza bir dahi olduklarını sürekli olarak söylersiniz, onlar da buna inanırlar! Ve bu yüzden de, başarılı olmak için çabalamaktan vazgeçebilirler.

3. Daha fazla baskı ekleme

Çocuklarımıza övgülerde bulunduğumu zaman, bazen onlara gereğinden daha fazla baskı yapmış oluruz. Eğer bir çocuğa bir dahi olduğunu söylersek, bu durumu devam ettirmek zorunluluğu hissedeceklerdir. Böyle bir davranış, onları çok fazla gereksiz baskı altına sokar.

Çocuklarımızın çabalarını ortaya koyup, hayatlarında başarılı birer birey olmaları önemlidir, ancak baskı altında olmak motivasyon ile aynı değildir. Çocuğunuzun baskı altında değil motivasyonu yüksek bir şekilde yaşaması daha sağlıklıdır. O kadar genç yaşlarda, bu denli strese ve endişeye gerçekten ihtiyaçları var mı ki?

“Övgüye çok fazla bel bağlamamalıyız. Eleştiri de bazen çok gereklidir.”

– Dalai Lama

Her ne kadar “övgü” kelimesi kulağa hoş gelse de, düzgün kullanılmadığı takdirde oldukça olumsuz sonuçlara yol açabilir. Övgüyü doğru bir şekilde kullanmayı öğrenin ve en azından aşırıya kaçmadan, ayarında hayatınıza yedirmeye çalışın.

Çabayı, mükemmelliği ve motivasyonu övün, kolay elde edilen şeyler için kimseyi ödüllere, güzel sözlere boğmayın. Çocuklarınızın bir şeyleri başarmak için çalışması önemlidir. Ancak o zaman bazı şeylerin gerçek değerini öğrenirler.

Görseller: Claudia Tremblay