Nöroplastisite Sayesinde Öğrenmeyi Asla Bırakmıyoruz

Eylül 5, 2017

Nöroplastisite, çocukluk döneminde en güçlü halindedir çünkü beyin çok daha esnektir ve sürekli olarak yeni uyarıcılar alır. Bu süre boyunca çocuğun öğrenme ve gelişimini hızlandıran pek çok yeni nöron “doğar”. Bu nedenle çocukluk, bilhassa da ilk yıllar gelişim için çok hassas bir dönemdir.

Ama beynin daha az esnek ve plastik hale gelmesi, nöroplastisitenin tamamen kaybolduğu ya da yeni sinaptik bağlantılar öğrenmenin veya oluşturmanın imkansız olduğu anlamına gelmez. Yaşlılıkta bile beyin, öğrenme kapasitesine sahiptir.

Nöroplastisite ve beynin yeniden organizasyonu

Beyin, çevreye uyum sağlama ve çevrenin taleplerini karşılayabilmek için kendi yapısında değişim geçirme becerisine sahiptir. Artık göremeyen ya da duyamayan kişilerde beyin uyumluluğunun işaretleri görülmektedir. Başka duyular aracılığıyla algı sağlayan beynin diğer alanları daha fazla gelişir ve beyin işlevleri yeniden düzenlenir.

İspanyol bilim adamı Pascual-Leone, katılımcıların beş gün boyunca gözleri bağlı olduğu bir deneyle kanıtladı. bu süre boyunca katılımcılar, Braille okuyup işitsel ayrım etkinlikleri gerçekleştirdi. MRI vasıtasıyla bu kişilerin görsel korteksinin ses ve dokunma duyusuyla etkinleştiği görüldü. Bu da beyinlerinin uyum sağladığı anlamına gelir.

Bu deney, yetişkinler üzerinde yapıldı. Yani birkaç sene öncesine kadar düşünülenlere rağmen, insan beyni yaşam boyu değişmeye devam etmektedir ve bu yeniden örgütleme, çevrenin gerektirdiği ihtiyaçlar ve o ihtiyaçlarla baş etmek için gerekli kaynaklarla çok ilgilidir.

Hayat boyu öğrenme

Hepimiz biliyoruz ki çocuklar çok büyük bir öğrenme kapasitesine sahipler. Ayrıca bir enstrüman çalma, başka bir dil öğrenme ya da ezber yapma gibi konularda yetişkinlerden çok daha iyiler. Yeni nöronların yaygınlaşması, müthiştir ama yaşlandıkça bu kapasite azalır.

Ne var ki nörojenez, yaşlandığımızda bile devam eder. Belli sayıda nöronla dünyaya geldiğimiz ve hayatımız boyunca onları kaybettiğimiz düşüncesi yanlıştır. Evet, nöroplastisitede düşüş yaşanır ama beyin, son derece uysal olmaya devam eder.


Nöroplastisiteyi etkileyebilecek pek çok faktör belirlenmiştir. Öncelikle, zihni zorlayan zenginleştirici bir çevreye sahip olmak önemlidir. İkinci olarak, egzersiz yapmanın da nöroplastisiteyi geliştirdiği bilinmektedir. Diğer yandan, yaşlılık, kronik stres ve diğer kan bileşenleri ise nöroplastisiteye zarar vermektedir.

Yeni nöronların çoğalması çok büyük bir keşifti. Bu fenomenin gözlemlendiği iki alan var: subventricular bölge ve hipokampus. Bunlardan ikincisi, hafızayla yakından ilişkilidir. Hipokampusta nörojenez, yeni şeyler öğrenilerek uyarılabilir.

Öğrendiğimizde beyinde neler olur?

Nöroplastisite, öğrenmeyi üreten mekanizmadır. Ama her bireyin öğrenme kapasitesi genetik ve eğitime belirlenir. Mesela, herkesin IQ seviyesi büyük oranda genetikle belirlenir ama çalışarak beynin esnekliğini ve kişinin becerilerini geliştirmesi mümkündür.

Öğrenmeye karşı genetik olarak yatkın olsanız da bu yatkınlığı geliştirmeyi bilmiyorsanız, bir işe yaramayacaktır. Bu beceriyi uykuda tutar ve kullanmazsanız, onu geliştirmemenin yanında geliştirme imkanını da kaybetmiş olursunuz. Başka bir deyişle, potansiyelinizi artırmaya son vermekle kalmaz, gelecekte bunu yapma ihtimalini de yok etmiş olursunuz.

Bilişsel uyarma beynin çevrenin taleplerine uyum sağlayabilmesi için çok önemlidir. Nöroplastisite beyin yaralanmalarıyla başa çıkma konusunda belirleyici bir faktördür. Öğrenme aracılığıyla plastisite geliştirmiş kişilerin, beyin hasarlarını aşma veya telafi etmede daha iyi olacağına inanılmaktadır.