Nöroestetik: Nöroloji ve Sanatın Buluşması

Ocak 19, 2020
Nöroestetik, bilginin iki büyüleyici alanını bir araya getiriyor: nöroloji ve sanat. Bu yazıda, örneğin bazı belli objelerin veya yüzlerin bize neden daha çekici geldiğinden bahsedeceğiz.

Yüzyıllar boyunca “Sanat nedir?”, “Güzelliği nasıl algılarız” ve “Güzel olanı tanımlayan nedir?” gibi sorulara yanıtlar aradık. Bu tür sorular birçok felsefi tartışma konusuna ilham verdi. Ancak yaklaşık 10 sene önce, nöroestetik denilen bir disiplin ortaya çıktı ve bu sorulara tatmin edici cevaplar aramaya başladı. Son zamanlarda bu konuda hakkında yapılan çalışmalara NeuroArt (nörosanat) ismi veriliyor. Bu çalışmalar nöroloji ve sanattan gelen bilgilerin ve tekniklerin birleştirilmesinden oluşuyor.

Birçok kişi için sanatı ölçmek veya derecelendirmek absürt gelebilir. Ancak bu bahsettiğimiz yeni bilimsel trend, tüm sanatsal çalışmaların ortak bir yanını bulmaya çalışıyor. Bilim insanları, insanların sanatsal objeler hakkında düşünüp taşındığı zaman beyninde neler olduğunu öğrenmeye çalışıyor.

sanat eserine bakan kadın ve nöroestetik

Nöroestetik neyi amaçlıyor?

Biyolojik bir bakış açısıyla yaklaşırsak, estetik tepkilerimiz özel bir tür kategoride incelenmeyi hak ediyor. Gün içinde çoğu şeye karşı sahip olduğumuz bu çekim hissi, insanlara, renklere veya fikirlere karşı hissedilebiliyor.

Bir şeyin çekici veya itici gelmesinde, evrim sürecinin hayati bir rolü var ve bu durumun birçok faydası bulunuyor. Örneğin sağlıklı yiyeceklerin renkleri bize çoğunlukla çekici gelir. Benzer şekilde, kötü görünen veya çürümüş yiyeceklerden hoşlanmayız.

Buna ek olarak, bazı yüzler de bize daha çekici gelebilir. Özellikle karşı cinsin bazı özelliklerinin bize çekici gelmesi, üreme güdümüzle doğrudan ilişkilidir.

Diğer taraftan, sanat hislere dayanır ve bu hisler beyinde oluşur. Bu yüzden şüphesiz ki, nörolojik seviyede beyinde bu durumu işaret eden ve bizi memnun eden şeylere dair bazı işaretler olmalı.

Peki bu nasıl mümkün?

Nöroestetik alanındaki başlıca bulgular, birden fazla alandan toplanmış bilgilere dayanıyor. Birçok alanda olduğu gibi, uzmanlar bilişsel süreçlerdeki hareketleri ve beyin hasarı olan insanları inceleyerek bazı sonuçlara varabiliyorlar.

Aynı zamanda, kişilerin bir sanat eseri karşısındaki olumsuz veya olumlu tepkileri nörogörüntüleme teknikleri ile anlaşılmaya çalışılıyor. Ve elbette, dans, müzik ve resim gibi sanatın diğer alanları da bu tür çalışmalara dahil ediliyor.

Nöroestetik kapsamında gerçekleştilen bu tür çalışmalar, genelde fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRG) tekniğini kullanıyor. Bu teknik sayesinde, gerçekleşen beyin hareketlerinin ne yoğunlukta olduğunu anlayabiliyoruz. Bu tür çalışmalar aynı zamanda elektroenselogram (beyin dalgaları çizelgesi) gibi psikolojinin farklı tekniklerinden de yararlanıyor.

Nöroloji ve sanat arasındaki bağlantı

Bir grup nörolog tarafından 2007 yılında gerçekleştirilen bir çalışma, güzellik algısının öznel bir duygu olup olmadığına dair bazı yanıtlar bulmayı amaçladı. Deney sırasında gönüllülere klasik Rönesans heykellerinin resimlerini gösterdiler ve bu esnada manyetik rezonans makinesi ile beyin aktivitelerini incelediler. Deneye katılan kişilere ilk önce orijinal görüntüler gösterildi ve daha sonra bu heykellerin görsellerinde bazı değişiklikler yapıldı (boyutlarıyla ve oranlarıyla oynamak gibi).

Bu görselleri gördükten sonra deneye katılan kişilerin bu sanat eserlerini değerlendirmeleri ve ardından bu heykellerin proporsiyonları hakkında yorum yapmaları istendi. Bilim insanları bu gözlemler sırasında beynin insula bölgesinde bir hareketlenme keşfetti. Beynin bu bölgesi soyut düşünme, karar verme ve algılama gibi işlevlerle ilişkilendiriliyor. 

Gördükleri heykelleri beğendikleri zaman, deneye katılan kişilerin amigdalalarının sağ tarafının tepki verdiği tespit edildi. Beynin bu bölgesi duyguları işlemden geçirmekten, özellikle korku ve tatmin olma duygusundan sorumludur. Ancak bir başka çalışmaya göre, güzellik ve çirkinlik algısı da aynı bölgelerde işlemden geçiyor ve sadece eylemin yoğunluğuna göre farklılık gösteriyor.

amigdala görseli ve nöroestetik

Aslında her şeyin beyinle ilgisi yok

Aslında tüm bu bahsettiğimiz şeylerin beyinle ilgisi olmak zorunda değil. Güzellik kavramı ve belli sanatsal objelerin çekici gelmesi durumu, aynı zamanda kültürle de oldukça ilişkilidir. Bu yüzden bu tür konularda bir sonuca varırken hem sosyal hem de kültürel etkenleri hesaba katmak gerekiyor.

Örneğin nöroestetikle ilgili bir çalışmaya göre, insanlar MoMa etiketiyle gösterilen sanat eserlerini, nereye ait olduğu belli olmayan diğer sanat eserlerine göre daha çekici bulabiliyor.

Nöroloji ve sanat söz konusu olduğunda, birçok kültürel faktörü de hesaba katmak gerekiyor. Ancak hala merak uyandıran ve heyecan veren şey, iki farklı sanat eserinin farklı insanların beyinlerinde aynı etkiye sebep olabilmesidir.

  • Andreu Sánchez, C. (2009). Neuroestética: cómo el cerebro humano construye la belleza. Universidad Autónoma de Barcelona.
  • Zaidel, D.W. (2015). Neuroesthetics is not just about art. Frontiers in Human Neuroscience, 9(80), 1-2.