Negatif Düşünceleri Pozitife Çevirmek

Aralık 24, 2017

Negatif bir düşünceyi pozitif bir düşünceye dönüştürebilir misiniz? North Carolina Üniversitesinden psikolog Barbara Frederickson, hayata karşı pozitif tutum sergilemenin, karşılaşılan negatif durumlarla mücadeleyi nasıl kolaylaştırdığını bize gösterdi. Belirli egzersizler sayesinde strese ve depresyona karşı şok emici gibi davranarak vücudun olumlu tepki vermeye nasıl alıştığını inceledi.

Öncelikle, belirli düşüncelere karşı savaş ilan ettiğimiz an bize saldıracaklarını anlamamız gerekiyor. Eğer aklımıza gelen negatif düşünceye karşı direnir ve inkar edersek bu düşünce sıkışıp kalır. Bu türden her düşünce benzer düşüncelerle birleşip zihnimizde gereksiz yük oluşturacaktır.

Düşüncelerimiz günlük yaşamımızı etkiler. Hatta bununla yetinmeyip duygularımızı ve davranışlarımızı da etkiler. Olumsuz bir düşünceyi azaltmak ile buna tamamen karşı koymak arasındaki bağlantıyı anlamak önemlidir. Bunu yapmak için önce otomatik negatif düşünce kalıplarımızı belirlemeliyiz. Alışkanlık yüzünden bu düşünceler basit inanç sistemimizin bir parçası haline gelir.

İnanç sistemimiz tümüyle önyargılardan ve bilişsel bozukluklardan meydana gelir. Bu nedenle öncelikle bu bozukluklara karşı savaşmalı ve yeni pozitif düşünceler oluşturmak için uğraşmalıyız. Bu bozukluklar ve önyargılar, zihnimizden inançlarımızla uyuşmayan her türlü bilgiyi atmaya çalışır. Aynı zamanda dünyayı görme biçimimiz üzerinde etkisi olan tüm bilgileri genişletmeyi hedefler.

“Düşüncelerle çalışma kuyu kazmak gibidir. Su başta bulanık olsa, sonradan berraklaşır.”

– Çin atasözü

Düşünceler, değiştirebileceğiniz birer parçanızdır

Beyin doğruyu aramaz. Beynin görevi hayatta kalmayı sağlamaktır. Tarih öncesi çağlarda bu oldukça işe yarardı. Bu günlerde ise, çok şey değişti. Artık hayatta kalmak için çok hızlı karar almak gerekmiyor. Önemli olan her soruna karşı doğru yanıtı verebilmek. Beynimizin de yanılabileceğini aklımızdan çıkarmamak gerek. Bir durum nasıl olabileceğini bize gösterir ama kesinlik veremez tabii ki.

Beyin, somut bir olaya karşı nasıl hızlı yanıt verileceğine odaklıdır. Amaç mevcut durumla ilgili kontrolü ele alıp bizi sağ salim hedefe götürmektir. Çoğu bozukluk ise burada meydana gelir. İlkel beynimiz olabildiğince hızlı yanıt vermeye odaklıdır; tıpkı atalarımızın hayatta kalmak için yaptığı gibi. Bu hızlı yanıt sisteminde çok genel düşünür, esnek davranmaz ve olumsuz bakarız.gelişim süreci

Günümüz toplumunda günlük tehlikeli olaylara ayak uyduramıyoruz. Karşılaştığımız tehlikeli durumlar aslında ya tamamen yaratıcılık ürünü ya da fazla tepki vermekten kaynaklı. Hızlıca bir düşünceyi geliştirmek doğrudan önyargıya neden oluyor. Çok hızlı görselleştirmeye çalıştığımız bu sözde tehlikeler yüzünden de beynimiz doğrudan önyargılara yöneliyor.

İstemsiz bozukluklardan en büyüklerinden biri de bir olasılığı mutlak doğruluk olarak algılamaktır. Bu olmamış bir şey yüzünden depresyona hatta anksiyeteye neden olabilir. Aslında düşündüklerimizin yalnızca %20’si gerçekleşir. Sonuç olarak düşünceler hayatımızı ele geçirmemeli yalnızca olasılık göstermelidir.

“Düşünceler bir düşmandan daha fazla zarar verebilir.”

Zihninizi anlayın, o da sizi anlasın

Pek çoğumuz şu anda yaptığımız işe odaklanmıyoruz. Genelde zihnimiz başka düşüncelerle veya sorunlarla dolu oluyor. Buna otopilot yaşama da diyebiliriz. Yani şu an hakkında pek az detay bilgisine sahibiz.mutlu kadın

Şu an ne olduğunun tam anlamıyla bilincinde olmak, negatif düşüncelere karşı mücadelenin en güçlü silahıdır. Bazen böyle düşünceler kurmanın çok doğal olduğunu kabullenmek ve kısır döngüyü aslında birer pozitif düşünce zincirine çevirmek bizim elimizde.

Bunun yan sıra, hayatta değiştiremeyeceğimiz bazı unsurlar da var. Hastalık, acı, zor durumlar… Bunların hepsi kontrolümüz dışında. Ancak en azından tepkilerimizin farkında olabilir ve başımıza gelenlere karşı doğru hamlede bulunabiliriz. Böylece ilişkilerimizde kendimizi doğru pozisyona koyacak adımları atabilir ve içinde bulunduğumuz şartları kolaylıkla kendi lehimize çevirebiliriz.