Mutlu Yaşamanıza Yardım Edecek Üç Bilge Maymun Metaforu

Şubat 4, 2019
Üç bilge maymun metaforu, birinin kötü şeyler görmeyi, duymayı ya da onlarla ilgili konuşmayı reddetmesini destekleyen Konfüçyüs’ün resimli özdeyişinden gelir. Çevresinden böyle habersiz yaşamak hayatta mutluluğu garantiler.

Çoğu insan daha önce bu üç bilge maymun hakkında bir şeyler görmüştür. Gördükleri bu şey genellikle üç maymunun resmidir: Maymunlardan bir tanesi ağzını, biri kulaklarını ve diğeri de gözlerini kapatmaktadır. Bu tahta heykel 17. yüzyıldan kalmadır ve kapsamlı bir ifadeyle iyi bir hayat yaşamayla ilgilidir.

Bu heykel Japonya’da Tōshō-gū tapınağına konulmuştur. Her bir maymunun ismi vardır: Mizaru, Kikazaru ve Iwazaru. Sırasıyla bu isimlerin anlamları görmemek, duymamak ve konuşmamaktır. Fakat bunların acaba mutlu bir hayat yaşamakla ne ilgisi vardır?

Heykel Konfüçyüs’ün herkesçe bilinen bir prensibinin cisimleşmiş bir halini gösterir. “Görmedim, duymadım, bilmiyorum.” Buna göre temel prensip dünyadaki her şeyden kaçmayı değil, ama kötü şeylerle temasa geçmeyi reddetmek olarak açıklanabilir. Bu, mutlu bir hayat yaşama sanatının bir parçasıdır.

“Bir kötülükten kaçabilirken, onu kabullenmek aptalcadır.”

– Terence

Konfüçyüs ve üç bilge maymun

Konfüçyüs’ün prensibi bize kötülükten kaçmayı söyler. Ama bu bir anlam ifade eder mi? Akla ilk gelen şey kötülüğü görmeyi, duymayı ve konuşmayı reddedebildiğimizdir. Ama bu, dünyadan yok olmak demek değildir. Yine de kendimize başka bir soru sorabiliriz: Hayatta kötü şeyleri bilerek veya onlarla ilgili konuşarak ne elde edebiliriz?

İçimizde kötü şeylerden tatmin olan derin, paranoyak bir özellik var. Sapkınlıktan haberdar olduğumuz zaman, otomatik olarak herhangi bir tehditten korunduğumuzu söylemek mümkündür. Örneğin, eğer birçok suçun işlendiği bir yerden haberdar isen, oradan uzak durmayı başarabilir ve soyulma riskini azaltabilirsin.

Bu fikir mantıklı görünüyor. Fakat etraflıca düşünürseniz, öyle değildir. Niçin? Çünkü dünyadaki kötülükler istisnadır, çoğunluğa hakim değildir. Dürüst ve iyi insanların sayısı daha fazladır.

Bundan başka, sinirli ve gergin olmanın soyguncuların birine karşı atağa geçmeden önce geliştirdikleri ruh hali olduğu kanıtlanmıştır. Diğer bir deyişle, kurbanların ve suçluların her ikisinin de ortak yönleri vardır.

konfiçyus

Kötülükle uğraşmak ve mutlu bir hayat yaşamak

Kuantum fiziğindeki son yeniliklerden haberdar olmadan yaşayabiliyorsak, o zaman niçin dünyadaki kötülükleri bilmeden de yaşayamayalım? Zalimce işlenen suçlara kendimiz şahit olduğumuzda veya televizyonda izlediğimizde, suç işleme meylini ya da potansiyel mağduriyet eğilimini arttırdığından da bahsetmeliyiz.

Bu ayna nöronlarla ilgilidir. Beyin her zaman gerçekle hayali birbirinden ayıramaz. Bu yüzden de korku filmlerini izlerken korkarız. Onun gerçek olmadığını çok iyi biliriz, ama gördüğümüz şey hala içimizdeki o duyguları ateşler.

Bu yüzden kötülükleri görmek, işitmek veya konuşmak zihinlerimizde toksik etkisi yapabilir. Kötülükle ilgili şeylerin bizim içimizdeki korku duygularını ya da canavarı beslemesi olasıdır. Böylece diyebiliriz ki; Konfüçyüs tamamıyla haklıydı.

koşan adam

Zihinsel hijyen

Üç bilge maymun heykeli mutlu bir hayatı yaşamak için kılavuzdur ve zihinsel hijyeni sağlamak için, zihni kirli düşüncelerden uzak tutmak için temel bir prensiptir. Kötülükleri görmek, dinlemek veya konuşmak endişeli, huzursuz bir ruh haline yol açabilir. Dünyada iyilerin kötülerden istatistik ve matematiksel olarak daha fazla olduğunu bize unutturur. Bunun tam tersine inanmaya başlarız. Kötü bir şeyin her an meydana gelebileceğini hissetmeye başlarız.

Birçok insan “Ya ben de gerçekten kötü birinin kurbanı olursam?” diye düşünür. Konfüçyüs’ün bu prensibi bu görüşe tamamen uygundur. Bu tür düşünceleri aklımızdan kovmaya çalışmalıyız.

telden kaçan kuşlar

Kötü ve lekeleyici şeyler insanlar arasında satan şeylerdir, yani ilgi çeker. Pornografinin acı bir tarafı da hem ürkütmesi ve hem de insanları cezbetmesidir.

Korku ve cazibe nevrotik şeylerdir. Mutlu bir hayat yaşama sanatının bir yönü de dünyaya olan bakış açımızı ve ona karşı tavrımızı değiştirmektir. Böylece kötü eylemlere tanık olmayı ve onlarda rol almayı tamamen reddetmek mantıklıdır diyebiliriz.