Mutlu Olmak, Her Konuda En İyi Olmak Değildir

· Kasım 9, 2017

Günümüzde, birçok konuda en iyisi olmak için çalışıyoruz çünkü bu, en önemli hedeflerimizden biri konumunda. Yaptığımız işlerden memnun olup olmadığımız fark etmeksizin genç yaşlardan itibaren notlarla değerlendiriliyoruz.

Neredeyse her konuda “A” alanlar “en iyi” olarak değerlendiriliyor ve çevresindekilerden de buna göre muamele görüyor.

Genelde bu bakış açısı böyle insanların kendilerini iyi hissetmesini sağlıyor. Kim yaptığı işlerin değer görmesinden ve başardıkları sayesinde saygı duyulan biri olmaktan hoşlanmaz ki?

Öte yandan, belli kalıplara uygun şekilde davranmayanlar veya genellemelere dayalı bazı başarılara sahip olmayanlar fazlaca eleştiriliyor. Öğretmenleri, akranları hatta kendi ebeveynleri tarafından eleştiriye maruz kalıyor. Hatta bazı anne babalar, sınıfta en iyi notları almayan çocuklarını asla gerçek ve başarılı birer yetişkin olamayacakları korkusuyla azarlayıp cezalandırıyor.

Özgüven kazanmak için en iyi olmak

Bir konuda en iyi olduğunuz zaman kendinizi tamamlanmış, “olmuş” hissedersiniz. Bir numara olmak özgüveninizi yükseltir çünkü bütün dikkatleri üzerinize toplamak kendinizi pozitif hissetmenizi sağlar.

Pozitif sonuçlar derken ise, ünlü olmaktan, başarıdan veya paradan söz ediyoruz. Başka bir deyişle toplumda aşırı derecede önem verdiğimiz ve neye mal olursa olsun dişimizle tırnağımızla mücadelesini verdiğimiz hedeflerden bahsediyoruz.

Herkes yaptığı şeyde en iyisi olmak ister; zaten en iyisi olmadıkça o şeyi yapmanın anlamı nedir ki?

elleriyle yüzünü gizleyen kız

Buna genelde özgüvenin ya da kendinizi sevmenin tuzağı deriz. Çünkü çoğunlukla kendimizi sevmeyi dış özelliklerle bağdaştırırız ki bu da bağımlı bir özgüven türüdür.

Eğer çekici, güzel, uzun boylu, zayıf, eğitimli, iyi bir meslek veya iyi bir ilişki sahibiysek ya da yaptığımız işin en iyisiysek kendimizi seviyoruz. Bu nedenle, saydığımız bu listedekilere sahip değilsek kendimizi hor görüyor, cezalandırıyor ve sevmiyoruz.

Bu nedenle, erdemleri ve başarıları saydığımız bir liste özgüvenimizi kazanmaya yetmiyor. Çünkü bunların hiçbiri kendimizi sevmemizi sağlamıyor.

En iyi, en çalışkan, en çekici, en arkadaş canlısı veya en havalı olmak tamamen boş. Bunların hiçbiri sandığınız kadar büyük anlamlar içermiyor. Yalnızca en iyi olmanın var olan en önemli olgu olduğunu düşünmenize sebep oluyor ve neredeyse herkes de zaten böyle düşünüyor.

Başkalarından iyi olarak özgüven sahibi veya daha mutlu olamazsınız. Öyle olsaydı, bunca başarılı, zengin, çekici ve ünlü insanın hayatı trajediyle sonuçlanmazdı.

Birçok sporcu, beklentilere katlanamamış ve çareyi uyuşturucu maddelerde arayarak kendi sonlarını hazırlamadı mı? Birçok şarkıcı, oyuncu ya da sanatçı aynı şekilde kendi hayatını mahvetmedi mi?

Peki, ne oldu bütün o “en iyisi olmak özgüveni artırır” sözlerine?

En kötüsü bile olsanız kendinizi kabullenin

En iyisi olma isteği yalnızca endişeye neden olur. Değerli bir kadın ya da erkek olmak için çok çaba harcama kültürü; hayatı kan, ter ve gözyaşıyla kazanma… Bunların hepsi yalnızca daha mutsuz bireyler yaratır. Başka kimsenin diretmediği ve ulaşmak için bir sebebi olmayan, yalnızca kendisi için bir hedefe sahip ruhlar ve bu ruhların mutluluk cüzdanlarına beş kuruş bile girmeyecek olması…

Endişenin yanı sıra, en iyisi olmayı istemek, istediğiniz şeyleri yapamadığınız taktirde büyük bir depresyona girmenize neden olabilir.

En sonunda sahip olacağınız, içinizdekilerden değil de dış özelliklerden kaynaklanan bir mutluluk ve öz sevgidir. Bu yüzden, bu rahatsız edici fikrin bir parçası olmak istemiyorsanız kendinizi koşulsuz sevmeyi öğrenmelisiniz. Kendini kabullenme ve özgüven aynı şey gibi görünmesine rağmen aslında birbirinden farklıdır.kırmızı kalp ağaç

Sağlıklı bir kabullenme halinin en iyisi, en kötüsü, en çirkini, en güzeli, en aptalı veya en zekisi olmakla bir ilgisi yoktur. Kabullenme kendini sevmek, kendini önemsemek ve kim olduğuna veya ne yaptığına bakmaksızın kendini şımartmakla ilgilidir. Doğumundan itibaren değerli bir varlık olmaktan ötürü kendinizi sevmelisiniz.

Hiçbir dış etken bir insanın daha az veya daha çok değerli olmasına yol açmaz. İnsanlara değer biçmek için bir ölçü yoktur. Kendimiz veya başkaları tarafından maruz kaldığımız eleştirilerin tamamı toplumun ve kültürün bir ürünüdür.

Size şunları düşünmeyi öneriyoruz: Bir konuda en kötüsü olduğunuzu düşünün-iş yerinde, sınıfta- arkadaş grubunda-ve buna rağmen kendinizi yine de seviyor ve halinizden memnun yaşıyorsunuz. Bu mümkün, öyle değil mi? Pekala, eğer kendinizi bu şekilde hayal etmeyi başarabildiyseniz bunu gerçek hayatta da uygulayabilirsiniz demektir. Umarız bu yolculuğunuz güzel keşiflerle dolu olur!

 

[featured-post url=”https://aklinizikesfedin.com/hayatimin-mutluluga-deger-olmasini-istiyorum-aciya-degil/”]