Eleştiri Beni Ben İzin Verdiğim Kadar Etkileyebilir

· Nisan 12, 2017

Eleştiri, beni, sadece ben izin verdiğim kadar etkileyebilir. Hayatımın yarısını, başkalarının düşüncelerini, sivri çıkışlarını ve beni tanıyorlarmış gibi hareket eden insanlardan gelen sığ tavsiyeleri gereksiz yere çok fazla düşünerek harcadım.

Hayatımız, bize ait olmayan zihinlere zaman harcamak ve yararsız, gereksiz yorumlara ve kişisel gelişimimize zincir vuran laflara kafa yormak için çok kısadır.

Evet, eleştiriye kulak asmamak, görmezden gelerek yaşamak çok zor. Bununla birlikte esas olan, temelde gün boyunca kendiniz hakkında ne düşünüyorsanız, gerçekten de karakterinizin o olduğudur. Bu yüzden pişmanlıklar, şüpheler ve olumsuz eleştiriler üzerinde fazla zaman kaybetmeyin.

Eleştiri beni hiç ama hiç etkilemez” diyen kimse kesinlikle yalan söylüyordur. Öyle ya da böyle, eleştiri hepimizi bir şekilde etkiler. Bize karşı yapılan tüm eleştiriler, karakterimize ve davranış biçimimize karşı doğrudan yapılan saldırılardır.

Eğer yapılan eleştiri yapıcı ise, onu kabul eder, hayatımıza dahil etmeye çalışır ve bu sayede bir şeyler öğrenmeye çalışırız. Bu yaklaşım içsel büyüme sürecimize de yardımcı olabilir. Ve bu her zaman için iyi bir işarettir.

Ancak olumsuz eleştiriler, bizim için büyük önem arz eden insanlar tarafından yapılınca ne yapacağız? Mesela, ailenizin, arkadaşlarınızın veya eşinizin size acı veren bir söz söylemesi, her zaman için kendinize olan saygınıza bir şekilde zarar verir. Bununla nasıl başa çıkılacağını bilmeli ve ona göre hareket etmeliyiz.

Kendimize olan saygımızı zedeleyen eleştiri şekli

Hayatımızın en az bir safhasında, olumsuz eleştirilere, bize zarar veren ve yaralayıcı yorumlara karşı savunmasız bir konumda olacağımız anlar elbet olacaktır. Eminim ki okuyucularımızdan birçoğu zaten yaşamlarının bu evresinin başında, kimileri ise tam ortasındadır.

Bu eleştirilerin en yıkıcı olanı ise, çocukken duyduklarımızdır. Hal ve hareketlerimiz, hatalarımız ve hatta fiziksel görünümümüze dair annelerimizden ve babalarımızdan duyduğumuz olumsuz sözler, kendimize olan saygımıza karşı yapılan açık birer saldırılardır.

Hepimiz, özellikle hayatımızda büyük etkisi olan olumsuz eleştirilere maruz kaldık. Hayatımızdaki herhangi birinden “Senden hiçbir şey olmaz, ne yaptığını ne ettiğini hiç bilmiyorsun ki” gibi bir lafı çocukken ya da daha sonraki yetişkinlik hayatımızda işitmenin hiçbir farkı yoktur. Bu yaklaşım kendimize olan saygımıza karşı yapılan bir saldırıdır, ki biz bu saygıyı oluşturup her gün büyüterek güçlendirmek adına neler çekiyoruz.

Yapıcı olmayan bu kişisel saldırıların bizi nasıl değiştirdiğini ve bunlardan korunmamız için nelere dikkat etmemiz gerektiğini bilmemiz gerekir. Kendimizi bu tür sözlerden korumak adına, güya ‘bizi sevdiğini‘ söyleyen insanlara karşı daha dikkatli bir şekilde yaklaşmalıyız.

Kişiyi hedef alan, zararlı ve gereksiz eleştiriler, duygularımız üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir. Bir duygunun düşüncelerimize doğrudan yansıması vardır. Kötü hissediyorum… Neden mi? Çünkü eşim bana hiçbir şey beceremediğimi ve onsuz bu koca dünyada hiçbir şey başaramayacağımı söyledi.

Eğer bu tür eleştirilere önem vermeye kalkışırsak, bu davranış düşünme şeklimizi ve sorumluluklarımızı da etkileyecektir: Ben gerçekten işe yaramaz bir insan olabilir miyim? Bütün bunlar, kendisine olan saygısı alt üst olmuş ve bir yapbozun parçaları gibi sağa sola saçılmış bir insanın durumunu özetler.

Eleştiri sadece siz izin verdiğiniz sürece sizi etkilemeli

Bugün bulunduğunuz yere gelmek için ne kadar çabaladığınızı kim bilebilir ki? Karşılaştığınız zorluklar, sadece sizin nasıl kazanılacağını bildiğiniz savaşlar ve bugün oluşturduğunuz o büyük karakter için yılların deneyimini barındırıyorsunuz. Yararsız eleştirilerin bu başarıları gölgelemesine izin vermeyin. Negatif yorumlara kulak asmaya bile değmez; onların tek yapacağı şey, sizi başladığınız yere geri götürmek olacaktır.

Siz düşüncelerinizden ibaretsiniz. Onlar sizin gerçeğinizi inşa eder ve kendinize olan saygınızın temelini oluşturur. Empati yapma eksikliği olan ve sizi tanıma ayrıcalığına bile erişememiş insanlardan gelen bu boş sözlere kulak asmamaya çalışın.

Sizi sevenler, size asla zarar vermezler ya da sizi gereksiz ve zararlı eleştirilerle sık boğaz etmezler. Bir dahaki sefere olumsuz bir yorum duyduğunuzda, aşağıdaki yolu takip edin:

Altın bir sandık hayal edin. Bu tür bir eleştiri duyduğunuzda, yapmanız gereken ilk şey, sandığınızdaki kendinize olan saygı dürtüsünü korumak olacaktır. Bu yüzden sandığınızı kilitli ve kimsenin ulaşamayacağı bir yerde saklayınız.

Şimdi, bu eleştiriyi mantıklı ve dürüst bir biçimde analiz edin. Bu yapıcı bir eleştiri mi değil mi? Sarf edilen sözlerde herhangi bir gerçeklik payı var mı? Evet ise, bu sözler üzerine biraz düşünün, manalarını öğrenmeye çalışın ki böylece kendinize olan saygınız zarar almadan gelişebilesiniz.

Bu eleştiri gereksiz ve gerçekleri yansıtmıyor mu? Kim olduğunuz ile, sahip olduklarınız ile, sizi tanımlayan gerçekler ile bir alakası yok mu? O zaman bu eleştiriyi hiç ama hiç umursamayın. Eğer aksini yapacak olursanız, öfkenin sizi ele geçirmesine izin verecek ve daha da kötüsü hem bu öfkeye hem de bu öfkeye sebep olan insana göre hareket etmek zorunda kalacaksınız.

Buda’nın şu ünlü sözünü bir kez daha hatırlayın: “Sizi öfkelendiren, aynı zamanda sizi kontrol de edendir”. Hiçbir şey buna değmez. Bu tür eleştirileri, sağdan soldan gelen boş laflar olarak düşünmek her zaman için daha iyi olacaktır. Hiçbir işe yaramayan ve sadece kuru gürültü yapan laflara en ufak bir dikkat bile harcamaya değmez. Hepsi bir gün, elbet geçip gider.

En iyi arkadaşınız yine sizsiniz, bu yüzden kafanızda işe yaramaz eleştirilerin yer etmesine izin vermeyin, o zaman en büyük düşmanınız yine siz olursunuz. Hiçbir şey buna değmez.

Görseller: Mary Chem, Art Mediaphic, Alec Jim