Merlí: Çok Farklı Bir Dizi

Aralık 5, 2019
Eğer çığır açan, siyasi olarak yanlış ve benzersiz bir dizi arıyorsanız, Merlí sizin için mükemmel. Bir dizinin, hepimizin hızlı bir şekilde hareket ettiği ve bir şeyler hakkında derinlemesine düşünmediğimiz bir çağda felsefeyi popüler hale getireceğini kim bilebilirdi?

Daha önce yayında hiç şimdi olduğu kadar televizyon dizisi olmamıştı. Ancak, adil olmak gerekirse, onlara “televizyon” dizisi demek artık tam olarak doğru değil. Filmler, diziler, sıradan insanların yaşamlarını konu alan programlar ve belgesellerin tüm bu çevrim içi yayın platformlarında yayınlanması bir dizinin ne olabileceğine dair anlayışımızı tümüyle değiştirdi. Merlí bunun harika bir örneği.

Bu çok çeşitli seçenekler arasında, insanları eğitmeyi, motive etmeyi, eğlendirmeyi ve keyiflendirmeyi başaran bir dizi var. Ancak, her şeyden önce yaptığı şey, izleyicilerin duygusal yönlerine hitap etmek. Bunu yapan pek çok dizi var, ama bu seriyi eşsiz yapan şey bunun bir felsefe öğretmeni olan ana karakterle gerçekleşmesi. Merlí’de durum böyle.

merli felsefe öğretmeni

Merlí: İnsanları Felsefe ile Tanıştırmak

Felsefeye aşina olmayan insanlar felsefeyi çoğunlukla donuk ve son derece sıkıcı, ya da çok teorik olarak görürler. Bu dizi ile ilgili harika olan şeylerden biri, felsefenin diziyi izlerken gördüğünüz, uyguladığınız ve hissettiğiniz bir şey olması. Bu dizide, felsefe sadece okunan veya hakkında teoriler oluşturulan bir şey değil.

Çoğu insan felsefeyi bilgiyi arayan tüm modern disiplinlerin anası olarak görür. Felsefe hayat hakkında konuşur ve tüm bu diğer disiplinlerin de dokunduğu birçok türde sorular sorar. Dolayısıyla, felsefe öğretmek için hayattan daha iyi bir yol olabilir mi ki? Bu durumda, bu öğreti dizinin ana karakteri Merlí üzerinden veriliyor, ki dizi de adını buradan alıyor.

Dizi ile ilgili harika şeylerden bir diğeri, üç sezonundaki her bölümün başka bir felsefi doktrin üzerine kurulmuş olması. Her bölüm spesifik bir filozofun bahsettiği ana fikirler veya teorileri hikayesinin anlamını asla kaybetmeden işliyor. Merlí size felsefeye dair alışık olduğunuzdan daha dinamik bir anlayış kazandıracak.

Hayatın Kendisi Gibi

Bu dizi, trajikomik durumların ciddi anlamda ön planda olduğu bir dizi. Merlí, (Francesc Orella’nın oynadığı) ana karakter, görünüşe göre yorgun düşmüş bir felsefe öğretmeni. Kendisi çoğunlukla toy, hassas ve rahatsız edici bir maskülenlik ortaya koyuyor. Ama aynı zamanda kendine özgün, bilge ve kışkırtıcı bir adam.

Bu dizideki olayların çoğu diğer ana karakter ile de ilgili: Merlí’nin öğrencileri. Dizi ilerledikçe, bu öğrencilerin çoğunun hayatlarındaki aydınlık ve karanlıkları da görmeye başlayacaksınız.

Merlí’nin farklı bir öğretmen olmasını sağlayan şeylerin bir parçası da kendi kişisel hayatını tüm öğrencilerinin kişisel hayatları ile karıştırması. Bu, kendisinin siyasal olarak yanlışlığının sayısız örneklerinden biri, davranışları sosyal sınırları ve toplumun kendisini sorgulatan cinsten. Bu dizideki öğrenci-öğretmen ilişkileri sınıf duvarlarının çok daha ötesine gidiyor.

Kahkahalar, titremeler, göz yaşları, hayal kırıklıkları… Bu dizinin sizde ortaya çıkaracağı şeyler bunlar. Dizi son derece gerçekçi ve çok etraflı bir şekilde oluşturulmuş karakterleri sayesinde herhangi bir tahmin edilebilirlik hissinden uzaklaşmayı başarıyor.

felsefe öğretmeni ve öğrencisi

Bir Karakter Olarak Merlí

Tek bir büyük karakteri olan dizinin en büyük zorluğu, bu karakterin gerçekten iyi oluşturulmuş olması gerekliliğidir. Yaratıcıların bir karakter olarak Merlí’yi yaratışı neredeyse mükemmel. Klasik kahraman arketipinin tamamen zıttında özelliklere sahip bir “kahraman” yaratmayı başarmış durumdalar.

Görülüyor ki Merlí cesur ve cüretkar, ancak aynı zamanda korkak ve toy. Duygusal anlamda farklı yerlere sürükleniyor ama en derininde asil bir insan. Ahlaki anlamda ikiyüzlü olmaması dolayısıyla (ki bu büyük ihtimalle onun hakkındaki en çarpıcı şeylerden biri), sizi ekranınıza yapıştıracak. Ancak, bu her zaman onunla aynı fikirde olacağınız anlamına gelmiyor.

Hayat ve ölüm, hastalık, sevgi, uyuşturucular, arkadaşlık… bunlar, bu özgün dizide işlenen konulardan sadece bazıları. Ancak, kişiliğinden dolayı, Merlí bu konulardan aşırı ciddi veya fazla dramatik hale gelmeden bahsediyor. Ona göre, bu şeyler sadece hayatın bir parçası ve hangisini yaşıyor olursanız olun, onlarla elinizden gelen en iyi şekilde başa çıkmak durumundasınız.

Her öğrencisi ile bağının bu kadar özel olmasının sebebi, kendisinin de son derece bariz bir ergen tarafı olması. Bu, ona sınıfı ve onu ekranda izleyen kişilerle bağlantı kurabilmesi konusunda yardımcı oluyor. Ancak, asıl önemli olan konuşma dili veya ilgileri değil, bu onun tutumları ile ilgili bir şey. Bu bağlantıyı kuran kendisinin ara sıra ortaya çıkan hedonizmi ve sorumsuzluğu.

Basitçe açıklamak gerekirse, bu dizi sizi siz farkına bile varmadan içine çekecek türden dizilerden. Ayrıca, bu dizi şu zamanlarda gerçekten ihtiyacımız olan bazı şeyleri de popüler hale getirmeyi başardı: derinlemesine düşünmek, kabullenmek, bilgi ve felsefe. Aferin sana, Merlí!