“Kurtlarla Koşan Kadınlar” Kitabından 7 Alıntı

· Mayıs 30, 2018

Kurtlarla Koşan Kadınlar adlı kitap, çoğumuzun unuttuğu temel kadınsı içgüdüyle ilgili çok derin mesajlara sahip. Kadınların deneyimini halk hikayeleri, sanat ve doğa yoluyla yeniden yorumlamaya davet eden müthiş bir metindir bu. Büyümemizi ve özgür olmamızı teşvik eden dönüştürücü “kurt” ile temasa geçmekten bahseder.

Kitabın yazarı Clarissa Pinkola Estes, etno-klinik psikoloji alanında doktora yapmış ve Jung’un terapi yöntemlerini izleyen bir analist. Kitabını tamamlaması 20 yılını aldı. Bu kitabın sayfalarını açtığınızda geniş, yoğun, büyüleyici bir sözlü hikaye geleneği ve ilham verici psikoloji dünyasına dalacaksınız. Kitabın eğitimsel ve kişisel gelişim yönleri var.

Kurtlarla Koşan Kadınlar, birbirlerini anlamak, kimlikleri ve öz saygıları üzerinde çalışmak ve duygusal yaralarını iyileştirmek isteyen insanlar için. Yaralar bazen atalarımızdan ya da ataerkil kurumlardan bize miras kalmış olabilir.

Bu kitap, bizi gerçek benliğimize ve içgüdülerimize geri dönüş yolunu bulmaktan alı koyan tüm “tuzakları” bulmak için bir yol haritasıdır. Bizi o vahşi kadına, eğlenceli bir ruhla algı gücüne ve muhteşem bir şefkat kapasitesine sahip olan o kadına…

koşan kurt ve kadın

Kurtlarla Koşan Kadınlardan Alıntılar

Kurtlarla Koşan Kadınlardan alıntılar yaparken sizlere geniş bir konu yelpazesini sunmak istiyoruz. Birincisi: görünürdeki karmaşıklığımıza rağmen aslında hâlâ atalarımızın özgürlüğünü ve canlılığını elde etmeye can atan doğal, yabani yaratıklar olduğumuz. Dünyadaki yerimizi bulmak en büyük isteğimiz.

Clarissa Pinkola Estes’e göre göz ardı edemeyeceğimiz ikinci özellik ise her kadının içinde iyi içgüdüler, yaratıcılık, tutku ve zamansız bilgiden oluşan büyük bir kuvvet olduğudur. Toplum bizi “evcilleştirmek” amacıyla bütün bunları unutturdu. Bu fikir gerçekten düşünmeni sağlıyor, değil mi?

Şimdi üzerinde düşünmeye değer yedi alıntıya bir göz atalım…

1. Kendin ol

“Kendimiz olmak, başkaları tarafından sürgün edilmemize neden oluyor ama başkalarının istediklerine uymak, kendimizden sürgün edilmemize yol açıyor oluyor.”

Bu alıntı kişisel gelişim ve kendini gerçekleştirme ile ilgilidir. Kim olduğumuza bakmaksızın, herhangi bir durumda kendimiz olma cesareti. Bu bizim kimliğimizi güvende tutacak ve gerçek benliğimize geri döndürecek. Evcilleştirilmekten, tuzaklardan ve onu hapsedebilecek her şeyden kaçan o vahşi kadına götürecek.

2. Güçlü ol

“Güçlü olmak kas yapmak anlamına gelmez. İnsanın hiç korkmadan kendi aydınlığıyla buluşması, kendi usulünce vahşi tabiatıyla yaşaması demektir. Öğrenmek, bildiklerimize dayanabilmek demektir. Ayakta durmak ve yaşamaktır.”

Bu, Kurtlarla Koşan Kadınların en paha biçilemez fikirlerinden biridir. Bugün bazılarının kadınları “zayıf cinsiyet” olarak nitelediklerini düşünün. Zayıflık ve kırılganlık her zaman kadın cinsiyeti ile ilişkilendirilmiştir.

Bizim kültürümüz, hala olgunlaşmamış olduğundan gücün gerçek anlamını anlamıyor. En fazla ağırlığı kaldırabilecek veya en hızlı koşabilen kişi değildir güçlü olan. Güçlü olan,hayata kafa üstü atlayan, teslim olmayan, sevinç ve cesaretle yaşayan kişidir.

ruh soluyan kurt ve kadın

3. Uzaklaşmak kendimizi keşfetmemize izin verir

“Sürgün, eğlenmek için arzulanacak bir şey olmasa da, beklenmedik bir faydası var; sürgünün hediyeleri çoktur. Zayıflığı darbelerle çekip atar. Mızmızlığı ortadan kaldırır, hızlı kavrayış sağlar, sezgiyi arttırır, keskin gözlem gücü ile ‘içeride olanın’ asla elde edemeyeceği bir bakış açısı verir.”

Sürgün, bilinenin geride bırakıldığı ve bilinmeyene, yalnızlığa, belirsizliğe, tuhaflığa dönüşen eylem olarak da anlaşılmaktadır. İçimizdeki yeni kapasiteleri güçlendirir ve bize iç gözlem, güvenlik, gözlem ve açıklık gibi becerileri ve nitelikleri öğretir.

4. Kendinizi sevmediğinizde ne olur?

“Sevilmeye duyduğumuz gizli açlık, hiç güzel değil. Sevgiyi eksik ve yanlış kullanmamız hiç güzel değil. Sadakat ve bağlılıktan yoksun oluşumuz sevgisizlik getiriyor. Ruhsal siğiller, yetersizlikler ve çocukluk hayallerine dayalı ruhtan ayrılmış hâlimiz çirkin.”

Yazar, kadın davranışını kurtların davranışlarıyla karşılaştırır. Bugünün kadınının vahşi benliğinden ayrıldığını söylüyor. Artık içgüdüsel özüne bağlı değildir ve kendi gücünü, özgürlüğünü ve değerini kabul etmez.

Kendimizi sevmemek yıkıcı sonuçlara sahiptir. Yaşama eylemi, dış dünyayla yüzleşme ve ideal kadın fikrine uymaya çalışmak bizi mutsuz eder. Bu nedenle, değerimizi yeniden keşfetmek için atalarımızın yaptığı gibi doğaya bağlanmalıyız.

5. Özgün sevgi

“Yine de, en dolu haliyle aşk bir ölüm ve yeniden doğuşlar dizisidir. Bir aşamayı, aşkın bir yönünü bırakıp başka birine gireriz. Tutku ölür ve geri getirilir.”

Aşk sonsuza dek asla söndürülemeyen tek güçtür. Yayılan, bizi büyüten ve tekrar sadece yeniden doğmak için ölmekte olan dönüştürücü bir varlıktır. Hayatımızı alabilen ve sonra bize geri verebilecek bir şey. Tutku, samimiyete ve olgun bağlılığa yol açıyor. Bazen, bir aradan sonra, aşk yeniden yenilenir ve daha yoğundur.

kurt ve kız bağırıyor

6. Dibe vurmak

“Yeniden yeni bir şey ekip yetiştirmek için en iyi toprak kaya dibidir. Bu anlamda, son derece acı verici olsa da, kaya dibine vurmak da yeni yaşamı ekmenin zeminidir.”

İnsanlar dibe vurmaktan korkarlar. Bundan kötüsü olabilir mi diye sorarlar. Kimse umut dahil her şeyini yitirmek istemez. Ama zaten her şeyi kaybetmişsek kaybedecek başka ne var ki? İşte tam da böyle zamanlarda hayatınızda yeni bir şey ortaya çıkar. Hatta büyülü bir şeydir bu. Derileri, maskelerimizi ve ölü ağırlıklarımızı dökeriz ve her zamankinden daha güçlü hale geliriz.

7. Özgün büyüme

“Nefes alırken, nefesimizi alıp verirken, hata yapamayız.”

Bu yaşam döngüsüdür al, öğren, boş ver, kabul et, ileri git. Bu doğal ve bunu kabul etmeli ve günlük yaşamlarımıza entegre etmeliyiz.

Sonuç olarak, Kurtlarla Koşan Kadınların bu alıntıları, bize sunduğu atasal bilginin derin kuyularının sadece küçük bir örneğidir. Büyüyüp içimizdeki vahşi kadınlarla iletişim kurmak için yeni ve çok değerli şeyler öğretiyor bizlere.

“İhtiyar Kadın, Her Şeyi Bilen, içimizdedir. Kadınların en derin ruhunda, kadim ve canlı vahşi Benliğinde gelişir. Onun yuvası, kadınlar ile kurtların ruhlarının bir araya geldiği zamandaki o yerdir. Akıl ve içgüdülerin kaynaştığı, kadının derin hayatının sıradan hayatını beslediği yerdir. Ben ve Sen’in öpüştüğü, kadınların bütün ruhlarıyla kurtların yanında koşturduğu yerdir.”

– Clarissa Pinkola Estes