Küçük Yetişkinler: Çocuklar Yetişkinlerin Göz Ardı Ettiği Şeyleri Fark Ederler

· Mayıs 11, 2018

Onlar sadece çocuk ama beklendiğinden daha hızlı olgunlaşıp büyüyorlar. Boyutları küçük de olsa, hala gelişiyor da olsalar onların içinde bizim bildiklerini zannettiğimizden daha fazla şey bilen küçük yetişkinler var. Çocuklar da yetişkinlerin yaşadıkları deneyimleri yaşayıp onlar kadar sıkıntı çekiyorlar. Yaşlarına uygun olmayan sorumlulukları üstlenmeleri için zorlanıyorlar.

Pek çok aile çocuklarının yüzleşmekte olduğu sorunları görmezden geliyor. Ya bir başka deyişle, kendi sahip oldukları ama bu yavruların da etkilendiği sorunları. Onların öfkeleri, şanssızlıkları, yaşadıkları zorluklar çocuklarını hedef alıyor. Çünkü yetişkinler çocukların hiçbir şeyi fark etmeyeceğini zannediyor.

“Güçlü çocuklar yetiştirmek, çökmüş yetişkinleri onarmaktan daha kolaydır.”

– Frederick Douglas

Belki de siz hiç bir an önce büyüme arzusu duymamış bir çocuktunuz. Belki de etrafınızdaki zorluklar ve karmaşa nedeniyle kendinizi hiç baskı altında hissetmediniz. Ancak diğer pek çok çocuğun başka seçeneği yok. Hiçbir şeye aldırış etmeden, her şeyi görmezden gelip normal bir çocuğun sahip olabileceği gibi bir çocukluk geçiremezler.

Zorluklarla dolu bir dünyada küçük yetişkinler

Çocuk gibi davrandığınız ya da hareket ettiğiniz için azarlandığınız anları büyük ihtimalle hatırlıyorsunuzdur. Bunu söylemek bile ironik çünkü muhakkak şunun gibi cümleler duymuşsunuzdur: “Hoplayıp zıplamayı bırak“, “Olgun davran” ve kızlar için, “Erkek çocuğu gibi davranmayı kes“.

Belli ki zıplamaya ve oyun oynamaya karşı çıkılıyor. Erken bir yaştan itibaren aslında tipik çocuk davranışları olan şeyleri yaptığımız için azar işitiyoruz. Neden bizi büyümemiz için zorluyorlar? Neden olduğumuz gibi davrandığımız için azarlıyorlar? Gençken bile, ne kadar çabuk çocukça davranmayı bırakırsak o kadar iyi olacağı öğretiliyor. Ancak belli durumlarda bu konunun daha çok üzerinde duruluyor.

bakan çocuk

Ebeveynler arasında evlilikle ilgili yaşanan sorunlar, birbirine hakaret etme gibi durumlar, çocuklardan yapabildiklerinden fazlasını istemek, onların önünde tartışmak. Tüm bunlar çocuklarda iz bırakır ve onları etkiler. Kişisel olarak ben bir arkadaşımın başına gelen bir olayı hatırlıyorum. Bana çocukken ailesiyle ilgili çok gergin bir durum yaşadığını anlatmıştı. Olayın başkahrahmanı ise aldatmaymış.

Hiçbir çocuk ebeveynlerinin sorunlarının kurbanı olmamalı ve onlardan sorumlu tutulmamalı.

Her şeyi anlamış ancak ailesi ona sanki o “aptal biriymiş” gibi davranmış. Maalesef ebeveynelerinden birini arabayla takip etme ve aldatmanın gerçekleştiği evi bulmaya çalışma gibi kötü durumlar yaşamış. Gecenin ortasında onu uyandırıp ağlamasına sebep olan kavgalara tanıklık etmiş. Bunların yanı sıra hem fiziksel hem de psikolojik şiddete birinci elden şahit olmuş. Bu küçük kız ebeveynlerinin arasında arabulucu olmaya bile çalışmış. Üstelik sadece 8 yaşındaymış.

Babasının büyükannesine bir şeyi yüksek sesle söylediğini hatırlıyor. Yetişkinlerin ne kadar yanlış davranabileceğini anlamasını sağlayan kısa bir cümle: “Bırak o dursun, o bir şey fark etmez”.

Bu durumun etkileri yıllar sonra kendini gösterdi. Duygusal bağımlılık sorunu yaşamasına ve kendini toksik ilişkilerin içine atmasına sebep oldu. Çocukluğunda yaşadığı koşullar nedeniyle kendine olan saygısının ve güveninin ne kadar az olduğundan bahsetmemize bile gerek yok.

Çocuklar her şeyin farkına varır

Çocuklar her şeyi anlarlar. Yetişkinler öyle sanıyor gibi görünüyor ama onlar aptal değildir. Bu yüzden, pek çok durumda onları göz önünde bulundurmayız. Onlar yokmuş gibi davranıp yukarıda bahsettiğimiz gibi sahnelerin yaşanmasını engellemeyiz. Tüm bunlar onlar için önemli sonuçlar doğurur ve ebeveyn olarak bizim görevimiz bunu engellemek.

siyah beyaz küçük kız

Gelin kendimizi tamamen farklı bir durumda hayal edelim. Örneğin, çocukların çok erken yaşta çalışmaya başlayıp ailelerine para getirdiği şu fakir ülkelerden birinde. Onlar sadece çocuk ve o yaşta yetişkin gibi davranmaya başlıyorlar. Böyle bir hayata sahip olmak onların seçimi değildi. Hayat, onları, normalde uğraşmamaları gereken sorumlulukları üstlenmeye zorladı.

Bu küçük yetişkinler büyüdükçe diğer insanları dinleme konusunda daha iyi oluyor. Kendi yaşlarındaki başka çocuklara uyum sağlamakta güçlük çekiyorlar. Fiziksel olarak olmasa da psikolojik olarak çok daha olgunlar. Deneyimleri onları o kadar değiştirdi ki artık yaşıtlarıyla birlikte olduklarında rahat hissetmiyorlar.

Bırakalım çocuklar çocuk olsun. Çünkü hayatlarında bir kez çocuk olacaklar.

Çocuklar, çocukluklarını yaşamalı. Çocuk gibi davranabilmeliler ve biz buna izin vermek zorundayız. Özellikle kaçınmamız mümkünse, gelecekte onları etkileyecek durumlarla karşılaşmamalılar. Ancak çocukların yetişkinlerin dünyasını anlamadığı fikrini kafamızdan çıkarmak bizim görevimiz. Çünkü çoğunlukla sandığımızdan çok daha iyi anlıyorlar.

kırmızı çiçekler toplayan beyaz elbiseli kız

Bir çocuğun neyi anlayıp neyi anlamayabileceğine önem vermemek onların zarar görmesine sebep oluyor. İyiliklerini savunmamız gerekirken, bizim bir parçası olduğumuz durumlar bir şekilde onların üzerinde iz bırakıyor. Yarınları bugün yaşadıkları deneyimlerden yoğun biçimde etkileniyor olacak. Bizim görevimiz, onlara iyi bakmak.