Krishnamurti’nin Bu Videosu Sizi Kendiniz Hakkında Düşünmeye İtecek

Haziran 22, 2019
Krishnamurti bizi kendimizi tanıma sürecini yaşamaya cesaretlendirdi. İçimizden bakmayı ve  içimize çektiğimiz her teorik şeyi tanıma sürecidir bu.

Krishnamurti büyük bilgeliğiyle öne çıkmış, tüm dünyada pek çok insana manevi rehberlik etmiştir. İnsanları, hepimizden kaynaklanan fizyolojik bir devrim başlatmaya davet etmiştir. Krishnamurti’nin düşünceleri, kim olduğumuzun merkezine çekiyor bizi.

Krishnamurti bizi kendimizi tanıma sürecini yaşamaya cesaretlendirdi. İçimizden bakmayı ve  içimize çektiğimiz her teorik şeyi tanıma sürecidir bu. Bizi şüphe duymaya ve önümüze sunulan her şey konusunda şüpheci davranmaya çağırır. Kendi tecrübelerimiz, düşüncelerimiz, fikir ve sonuçlarımız dahil.

Kendini keşfetmek, doğduğumuz günden ölümümüze dek devam eden bir süreçtir. Bu süreçte  sürekli değişen kendi doğamıza yakın olmak için kaynaklarımıza dayanırız.

Şu an yaşamakta olduğumuz yalana uyum sağlamamız çok sık karşılaşılan bir durumdur. Kim olduğumuzu  aslında bilmek istemeyiz. Mutluluk, güvenlik ve uyum gibi şeylerin özlemini duyarız ama bütün bunlar, tüm hâllerimizi yaşamadığımız sürece kendimizi kandırmaktan ibarettir. Acı, öfke, üzüntü, nostalji, göz yaşları ve ızdıraptan kaçmaya çalışırsak, kim olduğumuzun önemli bir kısmını kaçırmış oluruz. 

Bağlanmalar ve başkaları tarafından değer görmeme korkusu yüzünden kendimize acı çektiririz. İnsan tabiatımızı yaşamaya gönüllü değilizdir.

“Sadece kişisel gelişimle ilgilenen kişiler, kendilerini, ‘ne olduklarını’ asla anlayamazlar.”

– Krishnamurti

Düşüncenin tabiatı

parmağını ısırıp düşünen kadın silueti

Düşüncelerimiz, enerji üretmek, bizi istediğimiz şeyleri yapmaya yöneltmek için harika bir araç görevi görür. İçinde yaşadığımız bu hayatı düşüncelerimiz temelinde yarattık. Peki ama düşünce nedir?  Krishnamurti, bu konuyu derin bir şekilde araştırdı: düşünce bilgimize dayalıdır, yapısı bilgimiz- hafızamız-düşüncemizdir.

Bilgi yaşadıklarımızdan kaynaklanır ve bu, düşüncemizin başlangıcıdır. Tecrübemizin kısıtlı olması nedeniyle hafıza ve düşüncelerimiz de kısıtlıdır. Dolayısıyla, yarattığımız her şeyin sınırlı bir tabiatı vardır. Tanrılarımız, inançlarımız, adımlarımız ve keşiflerimiz. Hepsinin sınırlı bir yapısı vardır ve bunlar daima genişletilebilir ve çürütülebilir.

Düşünce korkuyu da yaratır

Yalnızlık korkusu, terk edilme korkusu, başkalarıyla uyumsuz olma korkusu, hayatta gitmek istediğimiz yere ulaşamama korkusu, reddedilme korkusu, kabul edilmeme korkusu, işinizi kaybetme korkusu, gelecek korkusu vs.

Kendimizin yarattığı bütün bu korkular, kendi gelişimimizi engeller, zihnimizin korktuğumuz şeyler konusunda düşünmesini kısıtlar. Hayata karşı korkak kişiler oluruz, gelecek ve geçmişi ve bu korkuya hızla nasıl uyacağımızı düşünürüz. Korku, güvenlik istediğimizde ortaya çıkar. En azından Krishnamurti bunu onaylıyor:

“Kişi bir ilişkide güvenlik isterse, rahat kazanmak adına ama aslında bir yanılsamaya yapılmış bir yatırımdır bu. İlişkiler çok güvensizdir. Zaten güzellikleri de buradan gelir ve bir ilişkide güvenlik ararsak, kendi sonuçları ve güzellikleri olan işlevini önlemiş oluruz. 

Güvensizlik, kaçınılmaz olarak bağımlılığa dönüştüğünde o somut ilişkiyi bırakarak bize uzun süreli güvenlik bulma umudunu verecek bir başka ilişki aramaya başlarız. Ama bir ilişkide güvenlik diye bir şey yoktur ve bağımlılık, korku yaratır. 

Bu güvenlik ve korku sürecini anlamadığımızda, ilişki bağlayıcı bir engele dönüşür. Cehalete giden bir yola ve sonuç olarak, bütün varlığınız mücadele ve acıdan ibaret olur. Kendini tanımakla gelen zihin berraklığından başka çıkış yoktur.”

kelebek kadın

Korku sevgiyi yok eder

Krishnamurti korku varken sevmenin mümkün olmadığı mesajını verir. Sevgi, korkuyla yan yana var olamaz. Aynı şekilde, korku da sevgiyle yan yana olamaz. Bu enerjiler, birbirinin tam tersidir.

Korkunun kökeninin anladığınızda, aynı şekilde sevginin tabiatını da anlarsınız. Bu, tüm insanların paylaştığı bir şeydir. Hepimiz ölümden ve sevdiklerimizi kaybetmekten korkarız. Ne var ki, bağlanmalar sevgiyi imkânsız hâle getirir.

Ölümün ne olduğuna dair inançlarımız nedeniyle ölüm korkusunu yarattık ama aslında onun ne olduğunu bilmiyoruz. Ölmenin ne demek olduğunu tecrübe etmedik. Yaşadığımız esnada, sürekli olarak ölmekteyiz. Krishnamurti bu gerçeği vurgular: yaşamak, ölmektir.  

Bu gerçekten çok derin bir mesajdır. Aşağıdaki videoda da görebileceğimiz bu mesaj bizi kendi düşüncelerimizin saçmalıklarına götürür. Ve bunlar da bizi özgürce yaşamaktan alıkoyan korkuları yaratır.

Her gün bağlandığımız şeyleri terk ederek yaşayabilir miyiz? Bu soruyla Krishnamurti, hayatın anlamına işaret ederek bizleri sevgiyi yaşayabilmek için korkularımızdan kurtulmaya çağırır.

“Ölmenin ne demek olduğunu ve insanın yarattığı her şeyden, kendimden bile kurtulmanın ne demek olduğunu bizzat  öğrenmek istiyorum.”

– Krishnamurti