Koronavirüs Bizi Nasıl Değiştirecek?

20 Mayıs, 2020
Koronavirüs krizi bizi sosyal bir grup olarak bir araya getirecek mi? Yoksa olası yeni bir pandemi korkusu yaşam tarzımızı tamamen değiştirecek mi? Sonunda bu krizden çıkacağımızdan eminiz, ancak uzun vadeli etkileri ne olacak?

Koronavirüs ile yaşadıklarımız bizi nasıl değiştirecek? Bu deneyimin bundan bir, beş veya on yıl sonra nasıl bir etkisi olacak? Her krizle karşılaştığımızda, psikoloji alanında çalışan herkes bu soruları kendilerine soruyor. Bu tür olayların bizi uzun vadede değiştirdiğini biliyoruz. Ayrıca, insanlar olarak çok şey öğrenebileceğimizi de biliyoruz.

Birçok insanın merak ettiği şey, bu krizden birbirine daha fazla kenetli bir toplum olarak mı çıkacağımız, yoksa tam tersine COVID-19’un yeni enfeksiyonlara karşı bir koruma aracı olarak sosyal mesafe ihtiyacını mı özümseteceğidir.

İkincisi cesaret kırıcı bir senaryodur. Dahası, böyle bir yaşam tarzı, insanlar iyilikleri için sürekli olarak başkalarına bağlı olmaları gereken sosyal varlıklar olduklarından bize çok anormal gelecektir.

Bu koşulların tamamen yeni olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir pandeminin toplumda neden olabileceği sonuçların veya değişikliklerin türüne ilişkin geçmiş araştırmalara atıfta bulunamayız.

Birçok insan koronavirüs salgınını 1918’deki İspanyol gribi ile karşılaştırdı. Bununla birlikte, mevcut bağlam çok farklı. Sağlık sistemlerimiz şu an çok daha güçlü, bahsi geçen virüs farklı ve krizin süresi de şüphesiz çok daha kısa olacaktır.

Bununla birlikte ve daha iyi hazırlanmış olmamıza rağmen, kesinlikle bir değişim olacağının farkındayız. Bunun nasıl olabileceğini analiz edelim.

“Anlam arayışı akıl sağlığı ve insan gelişiminin anahtarıdır.”

– Viktor Frankl

Koronavirüs bizi nasıl değiştirecek?

Çincede, kriz kelimesi weiji‘dir. Bu kelime kendi başına temel olarak acı veya tehlike anlamına gelir. Ancak, iki karakterden oluştuğunu belirtmek ilginçtir. İlk olarak, 危 wēi karakterinin anlamı risktir. Öte yandan, 机 , buluş, ilkbahar veya değişim gibi kavramlara karşılık gelen bir terimdir.

Koronavirüs deneyiminin bize öğrettiği bir şey, Çin’in büyük zorluklarla yüzleşmeye son derece hazır olduğudur. Orada neredeyse hiç yeni vaka yok, yeni vakalar sadece ülkeye dönen insanlardan geliyor. Onların çabaları artık uluslararası düzeyde insanlığa yardım etmeye odaklanmıştır. Son günlerde, İtalya ve İspanya gibi ülkeler, Çin’den çok sayıda tıbbi ürün ve yardım almıştır.

Peki, koronavirüs bizi nasıl değiştirecek? Fedakarlık ve küresel destek yaşanan her şeyin olumlu bir sonucu olabilir mi?

Gelecekte daha kenetli bir toplum

Dünyanın yaşadığı son krizlerden biri 9/11 kriziydi. Amerikan topraklarında meydana gelmesine rağmen, küresel bir etkisi oldu.

Ortaya çıkan şey, bazı ülkelerde daha fazla vatanseverlik hissi ve diğerlerinde daha fazla radikalleşme idi. 9/11 sonucunda ortaya çıkan düşmanlık ve bu olayın diğer sonuçları toplumumuzda ve jeopolitik alanda hala belirgindir. Ancak, koronavirüs pandemisinde yaşadığımız şey bundan çok farklı.

Bu durumda, tüm dünyanın tek bir ortak düşmanı var – mikroskobik bir düşman. Bu bağlamda, etnik kökenler, ırklar, dinler, sosyal konum ve cinsiyet hiçbir şey ifade etmez. Hepimiz eşit derecede savunmasızız. Bu kriz bize nihayetinde farklılıklarımızı çözme ve daha kenetli ve kararlı bir toplum haline gelme konusunda yardımcı olabilir.

Gerçekten önemli olan şeylere değer vermeyi öğreneceğiz

2008’deki krizi hatırlayalım. Bu küresel ekonomik kriz, dünyanın dört bir yanındaki hükumetlerin bankaların yardımına koşmasına neden oldu. Bu kararın sonuçları nelerdi? Zenginler daha da zenginleşti ve yoksullar çok daha kötü koşullara maruz kaldılar.

İnsanların sosyal hakları kesildi. En çok etkilenen sektörlerden biri şüphesiz sağlık sektörü idi: daha az hastane yatağı, daha az yatırım, daha az personel ve birçok hizmetin özelleştirilmesi.

Koronavirüs sürecinde yaşadıklarımız, tüm bunları yeniden düşünmemize neden olabilir. Güçlü bir sağlık sistemi olmayan hiçbir toplumun kendini ileri, hatta medeni olarak adlandıramayacağını öğrendik.

Ekonominin liberalleştirildiği ve sadece en güçlü olanın hayatta kaldığı post-modern neoliberalizm perspektifi değişebilir. Belki de gerçekten önemli olanı yeniden değerlendirmeye başlayacağız: insanlar, sağlık hizmetleri ve aç kalmadığımızdan emin olmak için çok çalışanlar.

Alçak gönüllü olmayı öğrenmek: Sandığımız kadar güçlü değiliz

Koronavirüs krizinde yaşadıklarımız, insan ırkı için gerçek bir miras bırakabilir. Toplumumuz travma sonrası stresten muzdarip olabilir. Enfeksiyon korkusunun aklımızda kalması, ve bunun sonucunda obsesif-kompulsif davranışlar geliştirmemiz de olası. Önümüzdeki aylar ve yıllar boyunca kaybettiğimiz insanların geride bıraktığı boşlukları hissedeceğiz.

Koronavirüs sonrası günler zor olacak. Düşündüğümüz kadar güçlü olmadığımızı fark ettik. Bizi kırılma noktasına sürükleyebilecek bu öngörülemeyen olaylardan muaf değiliz.

Belki bu izolasyon günlerini düşünüp taşınmak için kullanabilirsiniz. Koronavirüs bizi nasıl değiştirecek? Sizi nasıl değiştirecek?

Hayatın geçici ve son derece değerli olduğunu anlamalısınız. Çevrenizdekilere sevginizi göstererek yavaş ama gerçek bir şekilde yaşamayı öğrenin. Bu gezegene iyi bakın ve gelecek nesiller için büyük bir miras bırakın. Ayrıca sağlık sistemine değer vermeyi de öğrenmelisiniz.

COVID-19 krizi geçecek, ancak bunun gibi bir şeyin gelecekte sizi aynı şekilde etkilememesi için hazırlıklı olmalısınız.