Kinci İnsanlar Zararlı Bir Ortam Yaratır

09 Şubat, 2018

Kinci insanlar bulaşıcı olumsuzluklarla dolu, zararlı bir ortam yaratırlar. Evde ve iş yerinde, sanki kirli bir havanın hüküm sürdüğünü, stresin ve korkunun varlığını ve mutsuzluğun ağırlığını hissedebiliriz.

Çalışma ortamı uzmanları, genellikle şirketlerin çalışma ortamlarını “besleyici ortamlar” ve “zararlı ortamlar” olarak ikiye ayırır. Herhangi bir nedenden dolayı bu ayırımı rahatlıkla hissedebiliriz.

Tarafsız ve daha sağlam bir değerlendirme yapmak için belirli standart yaklaşımlar olsa da, bazen sadece bir şirketin içerisinde bir tur atmak bile yeterli olur. Gerginliği, rahatsızlığı ve baskıyı hisseder ve tüm bu istenmeyen unsurların çalışanların yüzlerine de yansıdığını görürsünüz.

Aynı şey ailelerin iç yapısı için de geçerlidir: kullanılan dilin seviyesi, ses tonu ve her aile bireyinin tutumu bunda belirleyici olur. Bizlere zarar veren ortamlar her yerde vardır. Olumsuz duygular, belirsizlik, agresif bir dil ve sistematik bir stres tarafından şekillendirilir. Ve bu istenmeyen durumlara karşı kendimizi korumak ise oldukça çok zor bir iştir.

Şimdi biraz daha işin derinine bakalım…

kırmızı elbiseli kadın ormanda yalnız

Mutluluk zararlı ortamlarda hüküm sürer

“Zaralı insan” tabiri şu an çok baya bir revaçta. Bununla birlikte, bu terimi kötüye kullanmama yolunda özen göstermeliyiz. Bazen bu etiketi, aslında depresyon, anksiyete bozukluğu ya da herhangi bir seviyedeki klinik sorun ile cebelleşen birini tasvir etmek için kullanıyoruz. Bu sebeple bu konuyu ele alırken biraz daha hassas davranmakta fayda var.

Diğer bir taraftan ise, kinci insanların yaratmış olduğu ortamın, çatışma ve kötü muamele temelli, empati ya da samimiyetten yoksun bir biçimde vuku bulacağı açıktır.

Birkaç yıl önce, genellikle dünya çapında nam salmış şirketler üzerine yazılar yazan “Fortune” ekonomi dergisi, dünyanın hemen her bölgesinde adı geçen en iyi şirketlerin bir listesini hazırladı. Bu değerlendirmede maaş ya da prim gibi değişkenler yerine, çalışan memnuniyetini baz alındı. Yapılan araştırmaya göre, sözüm ona bu şirketlerin çoğunda zararlı ortamların mevcut olduğunu ve bu durumun sistematik ve kronik olduğu bulunmuştur.

Bazı şirketler için yöneticileri, yenileri ile değiştirmek yeterli olmaz. Çünkü bu tür şirketlerin yapısı ve politikası, sıkı kontrolü devam ettirmeye, çalışan sağlığından daha ziyade sürekli başarıya ve ”çok fazla soru sorma, işine bak” gibi, çalışanlarının değişiklik istediği zaman işlerinden olabileceği bir yapı üzerine inşa edilmiştir.

Adım adım, mutsuzluk, korku ve şüphe büyür. Bu sebeplerden ötürü, şirketlerin verimliliği, yenilikçiliği, yaratıcılığı ve en önemlisi de çalışanlarının sağlık durumları tehlikeye girer.

tavşana eziyet eden kadın

“Besleyici ortamlar” yaratmamız gerekiyor

Hayatlarımız boyunca, hır gür çıkarmayı seven insanlar ile karşılaşacağız.  Bununla birlikte, kendimizi bu tür insanlarda her zaman uzak tutmakta başarılı olamayacağız. Böyle bir ortamdan uzaklaşmak ve bize zararı dokunabilecek o kişiden kaçabilmek her zaman kolay değildir.

Birkaç yıl önce “yaşam koçları” popüler hale geldi. Bu koçlar, çalışanların gerçekten mutlu ve kendilerine değer verildiği hissettikleri bir güven ortamının oluşturulmasında ve iyi bir iletişim kanalı kurulmasında eğitim almış kişilerdir.

Şirketlerin bu şekilde hisseden çalışanlarından daha fazla verim alacakları aşikar olsa da, konuya pek fazla bir önem vermiyorlar. Ta ki şimdiye kadar.

Bugünden başlayarak politikaları, zihniyetleri ve bakış açılarını değiştirmeye çalışalım. Aslında sadece çalışma ortamlarından söz etmiyoruz, aynı zamanda değişiklik yapılması gereken yerler okulları ve yeni nesilleri de kapsıyor.

Besleyici ortamlar, yaratıcılığın, kişisel gelişimin ve gerçekçi, samimi ve belirgin bir empatinin teşvik edildiği, saygınlığın ve kişisel haysiyetin savunulduğu bir kalıcılığa sahiptir.

Öyleyse daha fazla insan bazlı çevreler yaratalım. Bu işe en yakınımızdan başlayarak, en çok beraber zaman geçirdiğimiz insanlara doğru açılalım. İnanın buna değecektir.

el üstünde duran kelebek