Kendinizi Sevin ve Sevilin

25 Şubat, 2017

Zevkler, cümlelere eklenen virgüller gibi eklenmelidir hayata. Zevk aldığımız şeyleri yaparız, önümüze gelen fırsatları fazla düşünmeden kullanırız. Beklentilere kapılmadan, sadece yaşamak arzusudur bu. İşte bu yüzden diyoruz ki kendinizi sevin ve sevilin.

Kendinizi sevmek karmaşık bir meseledir, ama başkalarının da sizi sevmesi için bu şarttır. Bedeninize, kusurlarınıza, değerlerinize ve sizde tutku yaratan her şeye aşık olun. Yüzünüzdeki tebessüme, hayattaki yürüyüşünüze aşık olun.

“5 yaşımdayken annem bana mutluluğun, hayatın anahtarı olduğunu söylemişti. Okula gittim, büyüyünce ne olmak istiyorsun diye sordu öğretmenim. Cevap verdim: “Mutlu olmak.” Bana soruyu anlamadığımı söylediler, ben de onlara hayatı anlamadıklarını söyledim.”

– John Lennon

Kendinizi gerçekten sevin

Kendinizi sevmek, iyi hissetmek için gereklidir. Böylece başkaları da bizi sevebilir ve biz de hayattan zevk alıp mutlu olabiliriz. Bazen bu zordur çünkü kendimizi eleştiririz ve kendimizin en kötü düşmanı haline geliriz.

kiz-kalbe-sarilmis

Özgüven, kendimize dair değerlendirme algımızdır. Başka bir deyişle, kendimizi görme ve değerlendirme şeklimizdir ve Arjantinli psikolog Walter Riso’ya göre dört temel unsuru vardır. Bu unsurlar şunlardır:

  • Kendini algılama: Kendiniz hakkında ne düşündüğünüz
  • Öz farkındalık: Kendinizi ne kadar çok sevdiğiniz
  • Kendini güçlendirme: Kendinizi ne kadar ödüllendirdiğiniz
  • Öz yeterlilik: Kendinize ne kadar güvendiğiniz

Özgüveni meydana getiren bu dört unsuru uygulayabilmek, kendimizle barışık ve mutlu yaşamak için, içinizdeki bütün güzelliklerin farkına varmanızı sağlayacak şu kolay adımları atmanızı öneriyoruz.

Kendinizi kimseyle karşılaştırmayın

İlk yetişkinlik çağında en ince ayrıntısına kadar vücudumuzu inceleriz. Sonuç ise her zaman fazla ya da eksik bir şey bulmamız olur. Saçımızın rengini, bacaklarımızı, dişlerimizi beğenmeyiz. Kusurlarımızı bulmakta ısrar ederiz. Ayrıca kendimizi başkalarıyla karşılaştırırız. Daha güzel olduğunu düşündüğümüz kişilerle kendimizi karşılaştırırız, dolayısıyla kötü hissederiz.

Karşılaştırma yapmak zararlıdır çünkü güzellik konsepti kişiden kişiye değişir. Tamamen öznel bir kavramdır. Bizim güzel bulduğumuzu, başka biri çirkin bulabilir. Dolayısıyla, karşılaştırmalar hiçbir işe yaramaz.

“Başka biri olmak istemek, olduğun kişiyi ziyan etmektir.”

– Marilyn Monroe

Kendiniz hakkınızda sevdiğiniz şeyleri keşfedin ve öne çıkarın. Başka insanların istediği gibi değil, kendi sevdiğiniz gibi giyinin. Önemli olan, kendinizi iyi hissetmeniz. Daima sizden daha güzel ve yakışıklı ya da çirkin biri olacaktır. Ama kimin umurunda? Sizin, başka kimsede olmayan eşsiz özellikleriniz var. Bunları ve gerçek potansiyelinizi keşfedin.

Kendi güzellik kavramınızı icat edin

Güzellik kavramı, öznel olduğu gibi zamana göre de değişir. Mesela, eskiden balık etli, kırmızı dudaklı beyaz kadınlar güzel kabul ediliyordu. Oysa günümüzde güzellik tanımı son derece farklı.

kiz-ay-elinde

Dolayısıyla, yapılacak en iyi şey, kendi güzellik kavramınızı yaratmaktır. Walter Riso, aşağıdaki temelin uygulanacak en sağlıklı yol olduğunu göstermektedir:

“Kendinizce neyin güzel olduğuna karar verebilirsiniz. Kolay değil ama denemeye değer. Tıpkı iyi giyinmek için her modayı izlemeniz gerekmediği gibi başkalarının güzellik anlayışını kabul etmek zorunda değilsiniz. Kendinizi sevmek için dış kavramları kullanmanıza gerek yoktur. Hiç kimseye benzemeniz gerekmez. Bir güzellik formunun bir diğerine üstünlüğünü haklı çıkaracak teorik ve bilimsel nedenler yoktur. Bu yüzden, önemli olan, güzel olmak değil, kendiniz olmaktır…”

Kendinizi ödüllendirin

Partneriniz sizinle ilgilenmez, halinizi sormaz ya da size olan ilgisini göstermezse, size ne kadar değer verdiğinden şüphe duyabilirsiniz.

Aynı şekilde, kendinizi ödüllendirmez, kendinize zaman ayırmaz ve şefkat göstermezseniz, özgüveniniz yetersiz hale gelecek ya da yok olacaktır. Prensip olarak, kendinizi sevmek başkalarını sevmekten çok da farklı değildir.

Dolayısıyla, bedeninize ve zihninize önem verin, sevdiğiniz şeyleri, size zevk veren şeyleri yapın. Gülümseyin ve dışarı çıkıp o gülümsemeyi paylaşın. Sinemaya gitmeyi seviyorsanız, gidin. Bisiklete binmeyi seviyorsanız binin. Okumayı seviyorsanız, kitap alın.

Baskıcı inançlardan kurtulun

Walter Riso’ya göre öz güvenimizi kullanmaktan bizi alıkoyan baskıcı inançlar dört tanedir:

  • Alışkanlık kültü. Normal kabul edilen ve hepimizde olması gereken bir dizi davranışların adeta ibadet gibi sürdürülmesidir; ama bu tür davranış, kendimizi yenileyip değiştirmemize engel olur.
  • Rasyonelleştirme kültü. Bu bizi robota çevirir. Hislerimizi ölçüp durur. Düşünülmesi değil hayata geçirilmesi gereken bazı şeyler vardır.
  • Özkontrol kültü. Her duygu ve hissi kontrol etmeye çalışmak. Elbette, yıkıcı davranışları önlemek için dengeli bir öz kontrol gereklidir, ama duygularımızı tamamen tutmaya çalışmamalıyız.
  • Tevazu kültü. Başarı veya çabalarınıza değer vermemenize yol açar. Başarılarınızla övünüp kibirlenmekten bahsetmiyoruz. Bahane ya da suçlamaya başvurmadan potansiyelinizi kabul ederek gerçekçi olmanızdan, niteliklerinizi görerek çabalarınızın değerini bilmekten bahsediyoruz.

“Kendinizi sevmekte iyi değilseniz, başka birini severken güçlüklerle karşılaşırsınız. Çünkü kendinize bile vermediğiniz zaman ve enerjiyi başkasına vermekten gocunursunuz.”

– Bárbara De Angelisi

anne-kiz-sirti-donuk

Sevilin

Günümüz toplumlarında, her şey çok hızlı gelip geçiyor. Hepimiz bağımsızız, ama bir saniye durup sevilmemiz gerek. Bir şey sizi endişelendiriyorsa, başkasıyla paylaşın, bırakın size sarılıp öpsünler. Her harekette, her bakışta sevgiyi hissedin ve sevilin.