Kendinizi Düşünmeksizin Başkaları için Yaşamak

26 Mart, 2017

Gün boyu aklımızdan geçen düşünceleri saymaya kalksak, çok güç bir iş olurdu bu. Günde ortalama 70,000 düşünce geçiyor aklımızdan ve bunların çoğu ihtiyaçlarımıza ilişkin.

Kendi mutluluğumuz, zevkimiz ve problemlerimiz; yani her şeyden çok kendimiz hakkında düşünüyoruz.

Belki düşüncelerimizin büyük kısmı sevdiklerimize yöneltilmiş durumda. Partnerimiz, ailemiz, çocuklarımız, arkadaşlarımız… Onlarla yaptığımız planlar, tartışmalarımız ve her kişiye ilişkin düşüncelerimiz.

Elbette, düşüncelerimizin “küçük bir kısmı” da işe yaramayan, sıradan şeylere ayrılmıştır. “Bugün saçlarım çok kötü gözüküyor.” ya da “Şu televizyon sinirimi bozdu, kapatacağım.” gibi günlük şeyler…

Kendimizden çok başkalarına zaman ayırdığımızda

Şu kanıtlanmıştır ki bazen kendimize, dünyadaki herkesten daha az zaman ayırıyoruz.

Kimi zaman beynimiz, aklımız ya da irademiz, hazırlıksız yakalanır. Hiç bir alan bulamaz çünkü bizimle hiç ilgisi olmayan ve hatta kontrolümüz dışındaki şeylerle işgal altındadır.

“Söylediklerim yanlış anlaşılabilir mi?” “Benim suçum, farklı davranmalıydım.” ya da “Acaba benden yardım istediğinde bencillik mi ettim?”

Kendimizi kötü hissettiren bütün negatif düşünceler ya da karşımızdaki için yeterince iyi olmayan düşünceler… Kendimize ve bizi savunmaya değil, başkalarına adanmış düşünceler…

Düşüncelerimizi gerçekle karıştırma ve zihnimizin söylediği her şey doğruymuş gibi yaşama becerisi, harika bir şey.

Çocukluğumuzdan çıkarabileceğimiz eğitici mesajlar 

Gerçek şu ki hayatlarımız boyunca eğitici mesajlarla karşılaşırız: “paylaşmayı öğrenmelisin,” “Başkalarına iyilik yapmalısın,” ya da “başkalarını mutlu etmek için elinden geleni yapmalısın” gibi.

Çocukluğumuz boyunca bu tür mesajlardan gına gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren bu tür mesajlar, değerler duygumuzu oluşturmaktadır. Ama gerçekte bu mesajlar, yetişkinler için çok fazla kısıtlamayı beraberinde getiriyor.

Öncelikle, bu mesajlar birer emirdir. Bunlar öneri değildir. Bu yüzden, bizi belli bir şekilde davranmaya zorlamaktadırlar.

Ama artık çocuk değiliz. Bu emirleri değiştirip üzerinde düşünebiliriz. Bunları tartışabiliriz. “İyilik” yapıp yapmadığımıza biz değilse, kim karar veriyor?

İkinci olarak, bu emirler davranışları katı bir şekilde ikiye ayırmaktadır. Mesela, “paylaşmalısın” dediğimizde aksi halde kötü biri olacağımız mesajını veriyoruz. “Başkalarına iyi davran” (yoksa iyi olamazsın, kötü olursun) ve “Başkalarını mutlu etmek için elinden geleni yap” (yoksa bencil olursun).

Bu mesajlar, “birazcık bencil” davranmaya alan ayırmaz. Her şey siyah ya da beyazdır. İyi ya da kötüdür. Belki de “Gri bir alan yok mu?” diye sormalıyız.

Son olarak, öznellik. Hiç kimse “iyi”, “bencil” gibi kelimelerin tam anlamını açıklamıyor.

Yani neyin bencillik olarak algılanacağı kurala bağlanmış mı? Kendimizi düşünmek, kaç kere yapabileceğimiz bir şey? Bencil olmak kötü bir şey mi?

Kendinizi düşünün, kendinizi önceliğiniz kılın 

Romalılar bencil kelimesini, “kendimi uygulamak” anlamında kullanırlardı. Sonuçta hepimiz bu kelimeleri farklı biçimde yorumluyoruz ve kendimizi iyi kişiler olarak görmeye çalışıyoruz.

Düşünür, tartışırız ve hatta kötü kişi rolünü üstlenip kendimizi cezalandırır, yaptığımız kötü bir şey için affedilmeyi umarız. Günün sonunda, kendi hikayemizi kendimiz yazarız.

Kimi zaman istemesek de bize acı vermekten başka işe yaramayan bir mantığa sıkışıp kalırız. Bizi ezmekten başka hedefleri olmayan kişilere zaman, kaynak ve güç ayırırız.

Ve kendimize böyle zarar vermekten bir türlü vazgeçemeyiz. Negatif sonuçlardan korkarız. Başkalarının bizim için belirlediklerini düşündüğümüz yoldan sapmak, ödümüzü koparır.

Bu mesajlar üzerinde serinkanlılıkla düşünmek, özümüzü rahatlatacak en iyi egzersizdir.

Düşündükten sonraki o küçük zaman çerçevesinde “Belki, o kadar da kötü değil. Belki biraz da kendime zaman ayırmalıyım. Belki de şu an kimseyle bir şey paylaşmak istemiyorum. Belki de bencil olmam gerek,” dememiz gerektiğinin farkına varırız.

Belki, bencil olmak haklı görülebilir. Belki bencil olmak, kendimizi birazcık sevmek demektir.