Kendinize İnanmak, İrade Meselesidir

· Temmuz 2, 2018

Siz bunu yapmazsanız, başka kimse sizin için yapamaz. Kendinize inanmak, bir gurur değil, onur meselesidir. Kendi kararlarımıza güvenmek, hata yapmaktan korkmamak ve her düştüğümüzde kendimizi yerden kaldırmak için kendimize inanmaya ihtiyacımız vardır. Kendimize inanmak, kendimizi daha iyi hak ettiğimizi bilerek, kendimizi cesaretle sevmektir.

Belki de “kendine inan”cümlesi sadece kişisel gelişim kitaplarını hatırlatıyor sizlere. Ancak bu iki kelimenin popüler olmasının bir sebebi var. Çünkü bir insanın kendi yeteneklerine güvenmesi ve potansiyeline ulaşması gerçekten çok zor.

“Olabildiğin şey olmak için asla geç değildir.”

– George Eliiot

Bu durumun nedeni, esas olarak içsel gerçekliğimizi nasıl inşa ettiğimizle ilgilidir. Çocukluktan başlayarak, kendimize ait imajımızı, aldığımız uyaranlara ve onları nasıl yorumladığımıza göre biçimlendiririz. Başkalarının bize ne söylediğine ya da ne yansıttığına bağlı olarak kimliğimiz güçlü ya da zayıf olacaktır.

Kendimize inanmak kolay değildir ve çevremiz de bu konuda pek yardımcı olmaz. Yeteneklerimize güvenmek kolay değildir çünkü başarısızlığımızın üstesinden gelmek yerine başarısızlıklarımıza odaklanmayı seçiyoruz. Başkalarının söylediklerine, düşündüklerine ve yaptıklarına odaklanmayı öğrenmişsek güçlü, ve cesur bir kimlik duygusunu yansıtmak zordur.

ağaç dibinde kalbe sarılmak
Kendimize inanmalıyız

Kendi düşüncelerimiz, tutumlarımız ve muhakeme gücümüzden habersiziz. Ama bunlar bizi biz yapan şeylerdir. Ya bizi sınırlandırıyor ya da güçlendiriyorlar. Nihayetinde nasıl hissettiğimizi ve nasıl davrandığımızı etkiliyorlar.

Kendine inanma sanatı gerçekten bir irade egzersizidir. İrade neredeyse bir kas gibidir, belirli düşüncelerle çalıştırılır ve refah ile kişisel gelişime ulaşmayı hedefler. Ne var ki, çok iyi bildiğimiz üzere, düşük benlik saygısına sahipsek ve hayatımız da ilgisizlik ve hayal kırıklığıyla doluysa, olumlu ve güvenli bir şekilde düşünmek kolay değildir.

Ebeveynlerimiz ve okullarımız kendimize inanmayı öğretmeyi unutmuş gibi görünüyor. Bize diğer herkes gibi olmayı öğrettiler. Bize “normal olmayı”, çevremizdekilerle aynı şeyi yapmayı ve herkes gibi davranmayı öğrettiler.

Bireyselliğimizi sulandırıp kendimizi “sıradan” bir şey yapmamız gerekir. Bunun nedeni, bazen benzersiz olmanın farklı olmak anlamına gelmesidir. Ve “farklı” olmak iyi görülmez. Tahmin edilebilirliği seven bir dünyada uyumsuzluktur.

soyulan resim

Ancak aslında oldukça basit olan bir şeyi hatırlamanın zamanı geldi. Bizler birbirinin aynısı robotlar değiliz; tamamen eşsiziz: olağanüstü ve tekrarlanamaz varlıklarız. Benzersiz parmak izleri, kendi bireysel kişiliğimiz ve herkesten farklı fiziksel özellikler ile oluşturulmuştur. Bu dünyaya damga vurmak için doğarız ve sadece kendimize ve kendi potansiyelimize inanırsak bunu yapabiliriz.

İradenin psikolojisi: inanmak güçtür

Kendine inanmak, pratik yapmamız gereken bir şeydir. Hiç kimse sabahları kendine güveni ve başarmak istediği şeyleri yapabileceğine inancı olmadan çıkmamalıdır evinden. İradenin psikolojisine bakarak, tam olarak bunu yapmak için bazı ipuçları paylaşmak istiyoruz:

Temiz bir sayfayla başlayın

Cihazlarımız ve aletlerimizle yaparız bunu . Daha hızlı ve daha etkili çalışmasını sağlamak için bir cep telefonunu veya bilgisayarı sıfırlamak müthiştir. Ancak önce hangi dosyaların saklanacağını ve hangilerinin silineceğini bilmeliyiz.

Kendimize inanmak için bazı kalıtsal tutumlardan kurtulmak zorundayız. Biz genellikle kendimizi küçümseyen ve kendimizi başkalarıyla kıyaslayan en kötü düşmanlarımız şeklinde davranıyoruz. Bu yararsız bakış açılarını silip temiz bir sayfa ile başlayalım.

Önce küçük taşları taşıyarak dağları hareket ettiririz

Bir hedefe ulaşmak için kendimize inanmalıyız. Ancak irade psikolojisi, Konfüçyus’un söylediği gibi, ilk önce küçük zaferler kazanarak büyük başarılar elde edildiğini hatırlatır.

Bu nedenle ulaşılamaz hedefler belirlemeden önce, küçük, günlük zorluklar üzerinde çalışalım. Bize öz güven ve daha olumlu bir kendi imajı sağlar bu. Zor kararlar vermeye cesaret edelim. Rahatlık bölgelerimizden çıkmanın zamanı geldi. Güvensizliklerimizle yavaş ama emin adımlarla yüzleşelim.

sırt çantasıyla seyahat

Nereye gidersen git, her zaman kendin ol

Kendinize inanmak istiyorsanız kendiniz olun. Nereye giderseniz gidin, özünüzü kaybetmeyin, değerlerinizi ve tutkunuzu unutmayın. Özünüzün her adımı yönlendirmesine izin verin. Başkalarının düşünebileceği şeylerden korkmayın. Her zaman kendiniz olmak, nerede olursanız olun, kolay olmayabilir. Her gün çaba göstererek irademizi kullanmayı öğrenmeliyiz. Ancak o zaman kendimize güvenebilir ve kendimizden emin olabiliriz.

Sonuç olarak, yaşamın bize ne göndereceğini asla kontrol edemesek de, kontrol edebileceğimiz şey ona nasıl tepki verdiğimizdir. Kendimize inanırsak, zorlukların üstesinden gelmek daha kolay olacak ve dağlar da o kadar yüksek olmayacak. Üzerinde düşünmek gereken bir şey…

Ana resim: Dimitra Milano